Saygıyla Anıyoruz

Olmasaydın… Olmazdık…

1881-1938-olmasaydin-olmazdik-10-kasim

Nöbetçi Millet

Kavaklar düşen yapraklarıyla ağlıyorlar

Güller çiçekleriyle bağırlarını kanatıyorlar

Sensin ışık diye önümüzdeki

Sensin ateş diye kanımızdaki

Yaradan hey Yaradan!

Dört yıl değil bin yıl geçse aradan

Sensin ateş diye kanımızdaki

Sensin ışık diye önümüzdeki!

Ey yanımızdaki

Beş on mermere, bir avuç toprağa sığan

Hudutsuz mavi umman hey!

Yeni kıyılar bulur, yeni yarlar kazardın

Sen her köpürüp taşmanda;

Her konuşmanda

Milletin alın yazısını yeniden yazardın.

Bakışların inanmayanı ezerdi

Sağ kolun bir tırpana benzerdi:

Başlardı yurt tarlasında düşüncenin hasadı.

Cümlelerin ya örsten kalkardı Ya çıkardı kından.

Başak saçların sarkardı harman alnından:

Halk, biçilmiş ekin gibi, düşerdi dizlerine.

Milyonlar katılırdı sözlerine

Mıknatısa koşan zerreler gibi.

Köhne kanaatler, köhne küreler gibi

Sözünde çarpışıp düşerdi.

Tam sustuğun an kıyamet oldu

Tam konuştuğun ansa mahşerdi:

Rab, gökte “dinleyin” derdi meleklerine;

Yıldızlar girerdi yeni mahreklerine;

Nehirler kavuşurdu yeni denizlerine:

Halk biçilmiş ekin gibi düşerdi dizlerine.

Şimdi tamamlayabilmek için tavafını

Nöbetçi olmak için Anıtkabrine

Sarmış yalın kılıçlar gibi etrafını

Tutuyor nöbet.

Bu millet:

Bu, vaktiyle ayaklarını ummanlar yalayan

Bu, üç kıtayı atının nallarıyla damgalayan

Bu, Atilla’yı, Timur’u, Oğuz’u

Bu, Yıldırım’ı, Fatih’i, Yavuz’u

Bu, seni yetiştiren ulu millet.

Vakar ve haysiyetle dimdik

Uyanık, tetik!

Anıtkabrinde tutuyor nöbet.

Dünya, dönüp dolaşıp

Boğazlaşıp dalaşıp

Ergeç ve ancak

Milli misaklarda karar kılacak.

Ey en büyük usta!

Düşünen olmadı bu hususta

Senden evvel ve senden ileri.

İlk müjdeyi, ilk haberi

Senden almıştı cihan

O zamandan anlayamadığına yansın.

Sen, dünyanın dönüp dolaşıp geleceği

Uğrunda milyonların seve seve öleceği

En büyük maksat için

Dünyaya ilk karşı koyansın.

Nasıl içimizdeysen bütün varınla

İşte öylece dünya davalarındasın!

O ışık saçların, o alev sözlerinle

O gök gözlerinle sen.

Ey ıssız geceler içinden

Bize eşsiz sabahı getiren!

Ey asırlardır dul bayrağın eşi

Ey geceyarılarımızın güneşi

Ey ışık saçlar

Ey yele kaşlar

Ey çekilmiş hançer bakışlar

Ey fikri döven şakaklar

Ey kalem parmaklar

Ey ay-yıldızlı el

Ey en güzel

Ey en büyük

Ey Atatürk!

Getir dudaklarını bir bir alnımıza koy

Dağlansın ateşinle bu soy.

Oy Atatürk oy…

İrkilmez Ata çocuğu irkilmez:

Zaptedilmez, Atam, zaptedilmez

Biz varken senin hisarının burçları:

Bakışlarımız kılıç uçları

Bekliyoruz devrimini biz.

Çökmeyeceğiz diz

İsterse hayat zehrolsun

İsterse refah kahrolsun

İsterse kurşun düşsün yanımıza belimize

İsterse geçinmek için bir dilim

Kuru ekmek geçmesin elimize.

Halel gelmez bizim ateşimize;

Yer sarsılsa yerinden

Dünya düşse peşimize

Ne senden geçeriz, ne senin eserinden.

(Behçet Kemal Çağlar)