Kan ve ideoloji ilişkisi

Kökeni 500 bin yıl öncesine kadar uzanan bir canlı, insan. Hayvanlardan ve bitkilerden bilinci sayesinde üstün olduğu kabul edilir. Aristo insanı ‘zoon politikon (sosyal olan/politika üretebilen hayvan)’ olarak tanımlamış. ‘Neandartal’, ‘homo sapiens (düşünen/bilen insan)’, daha sonra Descartes’in ifadesiyle ‘homo sapiens sapiens (düşündüğü üstüne düşünce üretebilen insan)’, ‘homo economicus’ ve nihayet ‘homo digitalis (dijital insan)’. Uzun bir yolculuk? Uzun bir zaman süreci olduğu kesin; aklımızı eğittik. Ancak gerçekten uzun bir yolculuk söz konusu mu, başladığımız noktadan abartıyla söz edebilecek kadar uzakta mıyız?

Fotoğraf Reha Bilir Çocuklar Silah ve Çiçek ideoloji
Fotoğraf: Reha Bilir – Çocuklar, Silah ve Çiçek

İnsanın kapasitesi ile birlikte gerçekleştirmeye yetkin olduğu faaliyetler her geçen gün artıyor. İnsan uzaya keşif araçları gönderiyor, robotik cihazlarla ameliyatlar yapıyor, yazdığı bilgisayar programlarıyla hayatı kolaylaştırıyor. Peki, gerçekten ulaştığı sosyal akıl ve kolektif bilinçle uygar bir medeniyet üretebildi mi?

Gelişmek; inkişaf, tekamül, uygarlaşmak, evolüsyon.

Kant, olgunlaşmayı; ‘ruhun aydınlanıp kendi yolunu bulması’ şeklinde tanımlamış. “

‘Şiir, uygarlıkların doğuşunda, gelişmesinde ilk işarettir’ demiş Necati Cumalı.

‘Günümüzün geçerli inançlarını yarıp öteye fışkırmayan bir uygarlık, çok sınırlı bir ilerleme döneminden sonra kısırlaşmaya mahkumdur’ diye eklemiş Alfred North,

‘Batı uygarlığı hakkında ne düşünüyorsunuz?’ denilmiş Gandhi’ye. ‘Olsa iyi olurdu..’ diye cevap vermiş Gandhi.

Gandhi, Batı uygarlığının benmerkezci, bencil, çıkarcı, sorumsuz ve makyavelizmiyle gurur duyan politikalarını eleştirmiştir. Batının dünya görüşü serbest piyasa koşullarında dünyaya sattığı cihaz, sistem ve fikirlerle dünya genelinde her geçen gün daha fazla etkili olan kibirli bir üst-kültür halini almıştır. Bunun en somut kanıtı kendisine uzak gördüğü toplumsal modellerle yönetilen ülkelere keyfiyetçi ambargo politikalarıyla acımasız davranışıdır (Örneğin; Filistin, İran, Venezuela, Küba vb.)  Zira, bu ülkelerin ihtiyaçlarını tedariklerine yönelik engeller yöneticilerinden çok halkın ıstırabına yol açmaktadır, üstelik Batı uygarlığı bu ülkeleri eleştirdiği konularda sergilediği zorbalık performansında bu ülkelerin hiçbirinden geride kalmaz ve ürettiği ideoloji bu zorbalık performansının üzerini başarıyla örter.

Antony Gormley Reflection ideoloji çıplak insan adam ayna yansımaİdeoloji; bir bütün, bir hazır yemek, bir hediyelik eşya dükkanından alınan paketlenmiş hediye. Çoğu kere dogmatik, taraflı, eleştirilere karşı ketum ve sağırdır. İdee/İdea, fikir; ideoloji de fikir arka planı, alt yapısı veya bütünü şeklinde tanımlanabilir. Hükümetler, toplumsal gruplar, ekonomik sınıflar, siyasi partiler, hukuki sistemler, bilimsel yönelimler, felsefi akımlar, dini öğretiler… Hepsi birer ideoloji arka planı üretir, kimi zaman onu yönetebilir; kimi zaman ise onun esiri olur, kendisini kaybedip o ideolojide yok olur. Öğreti, akım, sistem yok olur ve geriye sadece ideolojisi kalır.

İdeoloji insanda tutum, tavır, davranış ve eylemlerde birçok karar ile tepkinin belirleyicisidir ve insanın bilinci, muhakeme kabiliyeti ne kadar az ise insanın bireysel tercihlerinde ideoloji o kadar güçlü etkileyici olur. Sorgulamamış, düşünceleri diyalektik süzgecinden geçirmemiş insan, ideoloji içerisinde ferdi duygularını, düşüncelerini, hatta benliğini kaybederek yaşamını düşünce bütünlüğü içerisindeki –çoğu kere öznel, taraflı, yoruma dayalı- kaynakların insafına bırakır. Ortaya çıkan teslimiyet de bireyin tüm şuur ve sağduyusunu kaybetmesine neden olup insanı ilkelleştirir, vahşileştirir. Ve genellikle bu ilkelleşmenin tek bir sonucu olur; şiddet, acı, gözyaşı ve kan.

Batı bir uygarlık kültürü değil, bir ideoloji üretmiştir. Demokrasi, insan hakları, fikir özgürlü ve serbest piyasa koşulları temelinde inşa edilmiş olan Batı dünya görüşünün ardında bireycilik, duyarsızlık, teşhircilik, maddecilik, aldatmacalar ve hazcılık nitelikleri bulunur. Bununla birlikte Batının ürettiği ideoloji 2500 yıldan bu yana burjuva filozoflarının sorgu ve tefekkürlerinden geçerek asgari diyalektik/sentez/tekamül zemini bulduğu için mevcut en hazin dram Doğu kültürlerinde ve gelişmemiş ülkelerde yaşanmaktadır. Üstelik Doğunun kendine has toplumsal davranış psikolojisi sürü eylemlerine ve linç kültürüne oldukça müsait olması tahayyül edilmemiş zorbalıklara zemin hazırladığı için ideolojik kıyımların en şiddetlilerini ortaya çıkarabilmektedir. Ortadoğu ise 100 yıldır bu durumun en geçerli örneğidir.

ideoloji terörİlkel sosyal doku ve davranış eğilimlerinin evrensel düşünce kazanımları ile yoğrulup şekillendirilmediği toplumlarda insanlar en barbarca tutumları sergilerken aynı zamanda ideolojilerinin değerlerden çok prensipleri dayanmasından elde ettikleri gedikleri rahatça vahşi ve hayvani güdüleri ile arzularını tatmin için kullanabilmektedir. Algıladıkları yaşam ve bölgesel medeni ortamlarının kabul sınırları içerisinde hızla zorbaca eğilimler sergileyip acıklı yaşanmışlıklar üreten bu insanlar -çoğu kere- iyiyle/doğruyla/güzelle pek de haşır neşir olamadıkları için alternatif bir hayat düşüncesi üretememektedirler. Dolayısıyla kendilerine miras bırakılan dünya görüşü ideolojik coşku ve şuursuz algılarla zorbalığın her türlüsü, terör, şiddet, diğerlerinin malını gasp, ırzına tecavüz, mahremiyetine ve özgürlüğüne saldırı gibi kan ve zulmün her şeklini huzur içinde gerçekleştirebilmektedir. Bu noktada en makul ideolojik sığınaklar ise dinsel öğreti ile bölgesel ve ırksal nefret ideolojilerinden sağlanmıştır.

kirli bir ırmaktır insan ideoloji friedrich nietzscheİdeoloji insanın benliği ve bireyselliği için çetin bir tuzak olmakla birlikte düşünce bütünü içerisinde fikir ve ideolojisini evrensel kazanımlarla harmanlayıp özgür ve özgün düşünceler edinilmesi de imkansız değildir. Ancak bunun için insanın engin bir bilgi birikimine sahip olması, dikkatli bir şuur ve hafıza ile duyarlı bir kalbe sahip olması gerekir. Derin anımsama ve mukayeseler sonucu akıldan kalbe akan mukayeseler insanın algısını kuvvetlendirip insicamlı fikirler elde etmesini sağlar. Zaten bu noktadan sonra düşünce ideoloji değil, edim ve kazanım haline gelir.

İnsanlık çoğunlukla kolaya ve menfaatine yönelmemiştir. Budizm Zen felsefesini, İslam tasavvuf öğretisini, daha öncesine gidersek Pisagor, Eflatun, Aristo vb. düşünürler erdem, etik, dünya vatandaşlığı gibi kavramları üretmiştir. Gandhi’nin -mevcut ideolojiye karşı- pasif direnişi Satyagraha (Hakikatin gücü)’yı evrensel düşünce birikimimize kazandırmıştır. Tibet’te Tayland’da keşişlerin kaçtığı şey de yine aynı güçlü düşmandır. Tarihin, tabiatın ve deneyimsel birikimlerin insana ideolojiden arınma imkanını Batı kültüründe edinilmiş bilimsel, diyalektik, nicel gözlemler yoluyla; Doğu kültüründe ise soyutlanma, içe dönüş, kendini dinleme, sadelik yoluyla, -yani dünyanın her yerinde-, bir şekilde hep sunmuş olması ise insanın ideolojilerle mücadelesinin en dikkate layık detayıdır. O halde bu gerçek netice şu şekilde ifade edilebilir;

‘Her ruh, hak kazandığı yaşamı elde eder.’


İlgili yazılar:

Baykuşun Savunması