İrade Bariyerleri ve Azap Kamçıları

Yaşarız. Yaşamak için yaratılmış, ısrarla yaşayan ve yaşamakta usta canlılarız. Bir süreklilik halinde devam ederiz tüm diğer canlılar gibi hayatlarımıza. An’larımız vardır, bir de an bütünlerimiz. An’ların farkına varmak fazlaca dikkat ve duyarlılık gerektirdiği için an bütünleri belirleyici olur sürekliliğimizde. An bütünlerimizin adına ‘hatıra’ deriz, ‘deneyim’ deriz, ‘görgü’ deriz. Kayıp veya kazanım halini alırlar; çoğunu unutur, sonsuzluğa iade ederiz. Bazıları ise bizim arzuladığımızdan daha önemli konumlanır hayatlarımızda; kendi tercih ettiklerimiz irade bariyerlerimiz olur, yaşamın bizim adımıza seçtikleri azap kamçıları.

Tehlikeli Sınır irade bariyerleri azap kamcilari

Azap Kamçıları: İnsan henüz annesinin karnında bir biyolojik mucize halindeyken dünyayı deneyimlemeye başlar ve tecrübeler edinme süreci dünyaya gözlerini yumduğu son an’a kadar devam eder. Kesintisiz bir iletişim söz konusudur insan ile dünya arasında, – hatta tekamül ve olgunlaşma şeklinde ifade edilen hal ve makamlar da bu yüzden boşunadır-. Hiç bitmez insanın yolculuğu; bu yolculukta yaşam süresince olmak ya da varmak yoktur. Fakat düz bir çizgi halinde de sürmez yolculuk. Yol ayrımları vardır izlenilen güzergahta, milatlarımız. Milat; yani doğum… İnsanın yaşarken yeniden doğduğu zamanlar vardır ve tarihte iz bırakan pek çok şahıs dünyaya sağladığı katkıları bu milatlarına borçludur.

Bilinçli bir canlıdır insan. Gelişim esnasında önce bilinç var olur, ardından bilinç ve irade ile gerçekleştirilen davranışların tekrarlarında bilinç görevini bilinçaltına bırakır. İnsanın iradesi ile yaptığı hareketler ise önce insanın tecrübelerini inşa eder, sonra hatıralarını, sonra karakterini ve yaşamının geri kalanını. Ancak dünya her özgür bilincin dilediği gibi eğlenebileceği düzensiz bir bahçe değildir; bilakis dünya güzel, kıymetli değerlerin ve canlıların bulunduğu hasara müsait bir bahçedir. Özgür bilinç kendisinin de bu bahçedeki mühim bitkilerden birisi olduğunu; güzelliğini ve yaşamının değerinin sürekliliğini koruması gerektiğini anladığı an iradesini daha başarılı kullanmaya başlar. Bunu bazen radikal yönelim veya vazgeçişlerle gerçekleştirir, bazen kendi toprağında mahremiyetinin sınırlarına çektiği çitlerle, bazense kendi yolculuk güzergahında yol ayrımlarına koyduğu irade bariyerleriyle.

michelle obama barack obama irade bariyerleriİrade bariyerleri; insanın kendi benliğinin huzur ve güzelliğinin bütünlüğünü korumak için kendisine karşı aldığı önlemlerdir. Bazı insanlar içkili haldeki yaşadıkları dramatik tecrübeleri yüzünden alkol tüketmemeye karar verir, bazı insanlar sosyal medyadan huzursuz olup sanal dünyadan uzaklaşır, bazıları ise kendilerine zarar veren insanları bir an’da hayatlarından çıkararak onları algılarında yok eder. Sigarayı bırakmak örneğin önemli irade bariyerleri arasındadır. Misal, Barack Obama 2008 seçim kampanyası sırasında sigara içmeyi bırakır ve bunda eşinin isteğinin etkili olduğunu söyler. Siyaset sahnesindeki toplum etkileme ve imaj yönetme hamlelerinden birisi olabilir mi, meçhul. Ancak erkeklerin hayatındaki en büyük irade bariyerini vurgulaması bakımından önemli bir semboldür: eşlerini.

Özgürlüğün en baskın değer olduğu ve sınırsızlığın çılgınlığı ile başı dönen dünyada irade bariyerleri çoğunluk tarafından garipsenebilir.  Yine de postmodern dünyada tüm değer ve kavramların iç içeliğinin yarattığı kargaşa ortamında insanın özgürlüğünü koruması için önemli unsurlardan birisi de belki irade bariyerleridir.  Bununla birlikte insanın dünya ile olan iletişiminde tek milat irade bariyerleri değildir ve en az irade bariyerleri kadar insanın yolculuğu üzerinde etkili olan bir unsur daha kocaman gözleriyle sonsuzluğun bakışları altında insanı izler: Azap kamçıları.

Hayat sürekliliği içinde ısrarla dönüşürken insan bazen kendisini hazırlıksız olduğu sürprizlerin ortasında bulabilmektedir. Keyifli sürprizler yaşamımızın en unutulmaz hatıraları olarak cisimleşir. Ancak insanların yaşamlarını, yönelimlerini, kariyerlerini şekillendiren keyifli hatıralardan çok dramatik deneyimler olur. İnsana azap veren ve verdiği azabın insanı yıllarca kamçıladığı, intikam güdüsüne kapı komşusu olacak kadar yakın, motive edici olay ve tecrübelerdir onlar. Kaybının / hasarının şiddeti boyutunca iz bırakır insanın hayatında ve bıraktığı o iz insanın karakterini yontacak kadar derine işlemiştir. Patronlardan duyulan acımasız bir azar, aileden gösterilmeyen ilgi ve sevgi, sevgiliden gelen amansız bir terk ediş – belki ihanet…

İntikam ve çatışmanın sınırlarında gezen dramatik -hatta bazen travmatik- yaşantılardır azap kamçıları. Ancak Mevlana’nın söylediği gibidir durum; ”Yara, ışığın içeri sızdığı yerdir”. Azap kamçıları olmasa zamana yön verip medeniyeti inşa eden insanlar belki de hiç koşmazlardı.

Sahne sanatları azap kamçıları üretici etkisini bildiği için konularında sıkça bu dramatik olayları, nispeten toplumca alışılagelen şiddet ve hasar dozunu artırarak kullanır. Sinema tarihi bu hikayeler üzerine kuruludur: Esaretin bedeli (The shawshank redemption) yönetmen: Frank Darabont, Cesur yürek (Braveheart) yönetmen: Mel Gibson, Gladyatör (Gladiator) yönetmen: Ridley Scott ve diğerleri.

cesur yürek mel gibson irade bariyerleri brave heartCesur Yürek filmi gerçek bir İskoç savaşçı komutanı olan William Wallace’nın yaşamı üzerine kurgulanır. Çiftçilik yaparak sakin bir yaşam kurmak isteyen Wallace beladan uzak durmaya çalışır. Wallace ve çocukluk aşkı olan Murron, kralın koyduğu ”primae noctis (lordların evlenen kadınlarla ilk gece hakkı)” emri yüzünden gizlice evlenirler. Fakat bir gün, kasabadaki İngiliz askerleri Murron’a tecavüz etmeye çalışır. Askerlere saldıran Wallace, Murron’ı kurtarır ve bir ata bindirerek kaçmasını sağlar. Ancak Murron yolda yakalanır. Kasabanın idarecisi, halkının önünde Murron’ın boğazını keser. Gözü dönen Wallace, önce kasabadaki diğer İskoçların da yardımıyla İngiliz garnizonunu yener ve toprak sahibinin boğazını keser, ardından bir bağımsızlık mücadelesini yönetir.

Filmin bu kısmı intikam sınırının ötesine geçmiş bir trajedi olmakla birlikte, filmin sonraki kısmında son ana kadar insanı düşünmeye yönelten bir azap kamçısı rolü oynamaktadır. Yalnızlık, yoksun bırakma veya işkenceler. Azabın bir çok türü vardır ve Wallance’ın azabı mücadelesini haklı/meşru kılan temel dayanak olmuştur hikayede. Dostoyevski; ”Büyük insanlar büyük acılar çekmek zorundadır” der. Acı çekmiş hiç kimse artık eskisi gibi değildir. Azap kamçıları yaşamlarımızda sandığımızdan daha büyük roller oynar.

Deneyimlerimiz değişik izler bırakarak özgün rollerle bizi inşa ederler; beynimizde kıvrılıp uyuyan bir yılan da olabilirler, yüreğimize yerleşip bize zorlu mücadeleler için güç veren bir aslan da. Umulur ki insanın azap kamçıları daima yüreğe yerleşen aslanlara dönüşsün. İnsan olmanın güzelliği ise şudur; yine de yaşarız, yaşamak için yaratılmış, ısrarla yaşayan ve yaşamakta usta canlılarız. Bazen yüreğimizdeki/beynimizdeki misafirleri fark ederek, bazen fark etmeden…

Ancak dünyamız güzel, kıymetli değerlerin ve canlıların bulunduğu hasara müsait bir bahçedir. Bilincinin güzelliğini ve yaşamının değerinin sürekliliğini korumak isteyen insan, önce kendini öğrenmeye ve organize etmeye, ardından da misafirlerini tanımaya özen göstermelidir. Bunlar için ise sıkça kalbin ve beynin kapısını tıklatmak gerektiğini unutmamak mühim.