İdealistler ile Nemelazımcılar’ın düellosu

İdealleri olan insanlar vardır. Dünyayı daha güzel bir yer haline getirmeye çalışır onlar. Düşünür, emek çeker, özveride bulunur, mücadele ederler. Peki kimle mücadele ederler en çok? Farklı düşünen ve çabalayan insanlarla. Yani diğer idealistlerle. İdealist insanlar birbirleriyle savaşırken bir insan tipi yavaş ve sakince ilerler: nemelazımcılar. Umursamazlık ve yüzeysellik her gün yeniden zafer kazanmış olur böylece.

idealistler ve nemelazımcılar nemelazimcilar düello cemal süreya

İdealist düşünce

İdealizm, görgücü akımlara bir tepki olarak felsefe alanına girmiştir. Nesnel gerçekleri varoluşun temel unsuru sayan yaklaşımları tümden reddeder. ‘Düşüncecilik’ anlamına gelir. Ancak kavram gündelik hayatta felsefi kökeninden kısmen uzaklaşmıştır. Yaygın olarak bilinen yeni anlamı ise mükemmeliyetçi amaç, ilke ve fikirlere bağlı; mücadeleci dünya görüşü şeklindedir. İdealist insan ise; dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışan, mükemmeliyetçi ve kusursuz ahlaka inanan insanları ifade etmeye başlamıştır.

Einstein; “Mutlu bir hayat yaşamak istiyorsan bir amaca bağlan, insanlara ya da eşyalara değil” der.

Bir çok yazar, düşünür, bilim insanı en az Einstein kadar idealisttir. Sokrates susmaya ve sürgüne gönderilmeye razı olmaktansa Atinalılarca öldürülmeyi tercih etmiştir. Copernicus ve Galileo kilisenin dogmatik dünya ve evren fikirlerine itiraz edip dünyanın güneş etrafında döndüğünü söyleyerek ölüme sayısız kere göz kırpmıştır. Mevlana Celaleddin Rumi çağında sayısız ilim adamının eleştirisini alan fikirlerinden asla geri adım atmamıştır. Hakikatler ve evrenin gerçekleri, kendileri için mücadele eden insanları unutmayı hep reddetmiştir. İnsanlık tarihinin büyük kısmı idealist insanlarca yazılmıştır.

İdealizmin karşıtı: Nemelazımcılık

İdealizm hep var olmuştur. Bununla birlikte toplumsal yaşamdaki ve bilgi düzeylerindeki gelişmeler neticesinde idealist mücadeleler kabuk değiştirmiştir.  Modern yaşamda idealizm sosyal ve siyasi tercihlere, çevre konularına, inanç mücadelelerine, gönüllü insani yardımlara taşınmıştır. İdealist ruh dünya döndüğü sürece yaşamıştır ve yaşamaya devam etmektedir. Doğduğu ilk günden beri yaşam içindeki yolculuğunu can düşmanıyla kol kola sürdürmektedir: Nemelazımcılık.

Nemelazımcılık düşünce dünyasının kayıp kavramıdır. Makyavelizm (çıkarcılık) de, Sinizm (kincilik) de, Egosantrizm (benmerkezcilik) de idealist düşüncenin karşıtını tam anlamıyla ifade etmemektedir. İdealist ruhun karşıtı; dünyanın en gelişmiş toplumundan en ilkel kabilesine kadar her yerde insanların kulaklarına fısıldanabilen “Neme lazım!” cümlesidir. Cümlenin kardeşleri olan ‘Bana ne’ ve ‘Boşver’ de sıkça Nemelazım’ın arkasını kollar.

Nemelazımcılık, idealizmin kadim düşmanıdır ve en az idealizm kadar güçlüdür toplumsal hayatta. Nemelazımcı insanlar dünyanın sorunlarını önemsemezler, doğru ve yanlış kavgalarından uzak dururlar, siyasi ayrımları keskin değildir, tehlikeli durumlara yaklaşmazlar, her şeyi kullanabilir ve her yerde yaşayabilirler.

İdealistler ile Nemelazımcılar’ın kavgası

İdealistler ile nemelazımcıların kavgası tarih boyunca sürmüştür.  İdealist insanlar dünyayı daha güzel bir yer haline getirmeye çalışmıştır. Düşünmüş, emek çekmiş, özveride bulunmuş, mücadele etmişlerdir. Peki kimle mücadele etmiştir idealistler en çok? Diğer düşünen ve çabalayan insanlarla. Yani diğer idealistlerle. İdealist insanlar birbirleriyle savaşırken nemelazımcılar yavaş ve sakince ilerlemiştir. Umursamazlık ve yüzeysellik her gün yeniden bir zafer kazanmıştır böylece.

İdealist insanların birbiriyle  mücadelelerini nemelazımcılar hep keyifle izlemiştir. Hatta sıkça kendilerini idealistlerden akıllı görmüşlerdir. İdealistler sürekli kılıçlarını birbirine doğrultup çarpışırken nemelazımcıların birbiriyle ilişkisi daima çok iyi olmuştur. Nemelazımcılar birbirini severler. Nemelazımcılar bu sayede kavgada hep bir adım önde olmuştur.

Düello

Hayat, kazanmak ve kaybetmek ifadelerinden uzak bir varoluş halidir. Tüm zaferler içinde bir yenilgi barındır, her kaybediş ise bir şeyler kazandırır mağluba. Bununla birlikte insan algısı zafer ve yenilgi tanımlamaları olmadan dünyasını yorumlayamayacak kadar toydur. İdealistler ile nemelazımcıların düellosu gelecek yüzyılın en büyük mücadelesi olacaktır ve her mücadele kendi çağında bu tanımlamalarla yorumlanır.

Peki öyleyse, düelloda kazananın kim olacağı sorulsa cevap ne olabilir. Nemelazımcılık güçlüdür. Sinsi ve akıllıdır. Tembelliğin ve ruhsuzluğun nemelazımcılara kattığı bilgelik nemelazımcıların elini kuvvetlendirmektedir. Ancak idealist ruh yaşamın kendisine aittir. İdealizm, çağların ve gezegenlerin içindeki yolculuğunda kainatın kendisi tarafından daima desteklenmiştir. Kader, rahatları için vicdanlarını yok sayan insanların elinden rahatlarını yırtıp almasıyla ünlüdür. “Tanrı, cesur ve başı dik olanlara daima yardım eder”.

Düellonun kazananını öngörebilmek zordur. Ancak düello sonucunun -idealistleri daha yakından tanıdığımız için- idealistler açısından nasıl olacağını tahmin etmek mümkündür. İdealistler kazanırsa nemelazımcılara davranışları Bertolt Brecht (1898-1956)’un ‘İyi Adama Bir İki Soru şiirinin son dizelerindeki gibi olur:

Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim.
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine.
Ama madem bir sürü iyi yönün var,
Dikeceğiz seni dibine iyi bir duvarın.
İyi tüfeklerden çıkan,
İyi kurşunlarla vuracağız seni.
Sonra da gömeceğiz,
İyi bir kürekle,
İyi bir toprağa.

İdealistler nemelazımcılara karşı kaybederlerse ise, yenilgi muhtemelen ihanet yüzünden olur ve Cemal Süreya (1931-1990)’ın ‘Düello’ şiirinin son satırlarını yaşarlar;

“Daha da acısı,
Kılıcın elinde,
Alnında bir tutam Güneş,
Kalakalıyorsun ortada..”

İdealistlerin kazanması, temennimizdir.


 

İlgili yazılar

Medeniyet Dediğin Tek Dişi Kalmış Televizyon

Cahiliz Okumuyoruz

Yazıyor Yazıyor Medya’nın Dönüşümünü Yazıyor

Doğu’da Görev Yapan İdealist Bir Öğretmen Ne İster?