Türkiye’de toplumsal barış: Çıkmaz sokak

Türkiye, hoşgörünün beşiği Anadolu’da hayat bulmuş bir ülkedir. Şimdi ise her şeyi bilen insanların ülkesi olmuştur. İnsanları yaya iken sürücülere, araç kullanırken yayalara kızmaktadır. Kadınlarına saygı duymaktan, çocuklarına sevgi göstermekten çekinmektedir. Kırsalında iki dönüm tarla için kardeş kardeşini öldürmektedir. Şehrinde başkaları çekiştirilerek akşam edilmektedir. Diziyle ve futbolla sabahlanmaktadır.

türkiye'de toplumsal barış çıkmaz sokak güvercin

Türkiye, geniş bir yüzölçümü üzerinde yaşayan insanların dinamik ülkesidir. İnsan ve toplum yapısı kendisine özgüdür. İnsanları zengin bir kültürü miras devralmıştır. Siyasi ve idari sistemi her zaman hareketlidir.

Türkiye’de 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri sonrasında siyaset sahnesinde suların durulması beklenirken mevcut gerilim tırmandı. Aralık ayında Güneydoğu’da operasyonlar artırıldı. Ocak ayında şehit haberleri ve terör eylemleri ülkeyi üzüntüyle sarsmaya devam etti.

Ülkede uzlaşma ve toplumsal barış girişimleri insanlar tarafından fazlaca desteklendi. Girişimler, arzulanan sonuçları sağlayamadı. Bu başarısızlığa sebep olan siyasi aktörler fazlaca tartışılabilir. Fakat Türkiye’nin toplumsal yapısı, geldiği noktada kendi içinde dahi barış halinden oldukça uzak. Bu durum, ülkenin ulusal ve uluslararası barış ve huzurunu da oldukça etkilemektedir.

Türkiye, medeniyetler beşiği Anadolu’da hayat bulmuş bir ülke. Toprağındaki barış ve hoşgörü değerleri zamanla azaldı. Gelir dağılımı eşitsizliği, modern dünyanın lüks ve refahı gibi unsurlar insanlarını giderek duyarsızlaştırdı. Siyasi ve sosyal gündemler kolayca düşmanlar ve günah keçileri ortaya çıkarabilmektedir. Bu bazen dev bir dünya ülkesi, bazen bir şovmen, bazense fikir beyan eden bir avuç insan olmaktadır.

Gelinen noktada ise Türkiye her şeyi bilen insanların ülkesi olmuştur. Ülkede hiçbir şey sakince konuşulamamaktadır. İnsanları yaya iken sürücülere, araç kullanırken yayalara küfreder hale gelmiştir. Toplumu kadınlarına saygı duymaktan, çocuklarına sevgi göstermekten çekinmektedir. Taşrasında iki dönüm tarla için kardeş kardeşini öldürmektedir. Şehrinde siyasetle yaşanmaktadır. Futbolla başlayan akşamlar sopalarla son bulmaktadır. Artık Türkiye’nin arzuladığı barış ve iç huzuru ortamına kavuşmasının önünde engeller vardır.

1) Türkiye’de gündem ve tutumlara siyaset karar vermeye başlamıştır.

Türkiye’de siyaset, hayatın içinde fazlaca yer tutuyor. Bu durum, toplumsal huzura yaşam fırsatı tanımaz haldedir. İnsanlar her gün siyasilerin beyanatlarını tartışmaktadır. Üstelik siyasi gündemler gündelik hayatı fazlaca etkiliyor. Siyaset, insanların benlik inşasından kariyer ve gelecek planlarına her konuda belirleyici oluyor. Oysa ülke insanları siyaseti bir detay olarak görebilmelidir. Siyaset ile devlet ve yönetsel uzuvları gündelik konulara daha az müdahil olmalıdır. Bu sayede insanlar kendi yaşamlarına odaklanmalıdır.

2) Türkiye’de anlayış ve hoşgörü, zayıflık olarak görülmeye başlanmıştır.

Türkiye, Anadolu topraklarının hayat verdiği bir ülke. Anadolu sayısız medeniyeti beslemekle kalmamış; bir arada, kardeşçe yaşamalarına imkan tanımıştır. Ancak bugün Türkiye tek bir millet ve toplum halinde yaşarken dahi insanlarının birbirine anlayışsız davranışına tanıklık ediyor. Trafikte insanlar birbirini öldürebiliyor. Eğitim kurumlarında her gün yeni akla ve hayale sığmayacak sorunlar yaşanıyor. İnsan hakları yeterince önemsenmiyor. İş hayatında ise kapitalizm, aç gözlülüğü ve bencilliği ile insanın ruhuna işlemiş durumda. İnsanlar, beraber yaşadıklarının da insan olduğunu kolayca unutabiliyor.

3) Türkiye’de ölüm hep var olmuştur, fakat hiç bu kadar sebepsiz olmamıştır.

Türkiye’de bir şiddet ve acı kültürü oluşmuştur ve bu durum yeni değildir. Bugün Türkiye’de can kaybı ve acılara sebep olan örgütler önceki benzerlerinin yerini almıştır. Darbeler yaşanmış, binlerce insan ölmüştür. İnsan hayatının değersiz olabildiği bir ülkedir Türkiye. Şehit askerler, iş kazaları, çalışan ölümleri, trafik, kadın cinayetleri, çocuklar… Dünyanın tümünü etkisi altına alan şiddet girdabı, Türkiye’de etkisini daha kuvvetle göstermektedir. Ancak dünyanın hiçbir yerinde ölümler Türkiye’deki kadar mantıksız sebeplerle gerçekleşmemektedir. Türkiye’de yaşanan ideolojik ve kişisel şiddet, kavgalar ve ölümler hiç olmadığı kadar mantıksız ve gerekçesizdir. Yaşanan ihmaller ve acı amaçsızdır.

4) Türkiye, barış ve huzur halinden uzaklaşmaktadır.

Barış, insanın kendi içinde başlar. İş yerinde, ailede, arkadaş ortamlarında devam eder. Türkiye’de insanların dışa yansıyan sükun hali çoğu zaman yanılsamadır. Fikirleri karmaşık, kendisiyle barışık olmayan ve davranışları tutarsız fazlaca insan vardır ülkede. İnsanlar, inandıkları Peygamber’in kendilerine “Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız” dediğini unutmuştur. Üstelik bu insanlar çoğu zaman birbirini dinlememektedir de… Karşısındakinin ne anlattığından çok söylediği sözcüklere odaklanmaktadır. Duygularını önemsememektedir. Ülkede dinlemeyi seven insan sayısı azaldıkça Türkiye huzurlu ve barışçıl yaşamdan uzaklaşmaktadır.

Sonuç olarak Türkiye’nin geldiği durum İsmet Özel’e ait bir satırla ifade edilebilir.

“Her çıkmaz sokağın çıkmaz olduğunu anlamak için sonuna kadar yürümek zorunda bırakılmış” bir ülkedir Türkiye.

Ümitle yaşayan kanaatkar insanların ülkesinde, barış ve huzur ortamı sağlanılması artık sanıldığından zordur. Onlarca yeni sorun kapının ardında beklemektedir. Üstelik toplum yüzeyselleştiği için siyasi uzlaşmalar, politikalar ve kamu spotlarından çok daha fazlasına ihtiyaç vardır.

İlgili yazılar

Barış için Kanlı Meydan Türküsünü Bırakmalı mı?

Barışa Elveda Savaşa Merhaba

Sedat Peker: Akan kanlarınızla duş alacağız!