Büyük hayaller ve iş hayatının değişik halleri

Genelde çoğumuzda şöyle bir düşünce vardır: Çalışmak sıkıcıdır ama yaşamak için gereklidir, sırf o yüzden çalışıyoruz yoksa çalışmayacağız. Böyle düşünen kişiler çoğunlukla sevmedikleri bir işte çalışanlardır.

Büyük hayaller ve iş hayatının değişik halleri

Büyük hayaller…

Bu insanlar için çalışmak bir zulümdür. Kendi öğrenim durumlarına uygun, çevrelerinde yapılabilecek en iyi iş diye belirlenmiş işi seçmişlerdir. Kaderlerine küskün bir halde işe gelip giderler. “Hayat böyleymiş, ne yapalım,” mantığıyla teselli bulurlar. Böyle insanlar için çalışmamak büyük bir lütuf, elde edilebilecek en büyük nimetlerden biridir. Emeklilik ya da piyangodan büyük ikramiye beklentisi en büyük hayalleridir. O zaman artık çalışmak zorunda kalmayacaklar, günlerini dinlenerek, gezerek, keyif içinde geçirebileceklerdir. Zaman zaman bu hayali kurmamış bir tek insan bile yoktur herhalde.

Oysa yine çevremizden biliyoruz ki emekli olup bir şey yapmayanlar sıkılır, piyango kazananların çok büyük bir çoğunluğu kısa zamandan kazandığı bu parayı kaybeder.

iş

Çalışmak kelimesi çoğumuz için eziyet çekmekle eşdeğer bir kelimedir.

En azından uyandırdığı çağrışım sıkıcı bir ortamda istemediğimiz bir şeyi yapma mecburiyetidir. Bir yere oturmuş, hiç ilgisini çekmeyen ve kendisine bir anlam ifade etmeyen raporlar yazan, telefon görüşmeleri yapan, çoğu zaman sıkıntıdan ya da stresten patlamamak için büyük mücadeleler veren birisi.

Bir de şöyle bir şey vardır: “Gerçekten” çalışan bir kişi sabah erkenden kalkar, işyerine uygun bir biçimde giyinir, evden çıkıp servis aracına veya başka bir taşıta binip iş yerine gider. Üzerinde bilgisayarın olduğu masasına yerleşir. Gün boyunca “ciddi” bir biçimde telefonlara ve e-postalara cevap verir, bilgisayarında çeşitli dosyalar hazırlar. Aşağı yukarı tablo böyledir, “çalışan insan tablosu”. Yaptığınız iş bu tabloya pek uymuyorsa çevreniz tarafından sizin işiniz pek de “iş” olarak görülmüyor olabilir. Hatta daha kötüsü, siz bile o tabloya uymadığınız için kendinizi kötü hissedebilirsiniz, yaptığınız işi değersiz görebilirsiniz.

Oysa günümüzde artık birçok insan evden çalışmayı tercih etmekte ya da turist rehberliği gibi yaptığı iş sürekli gezmesini gerektiren bir iş de olabilmektedir.

iş

Gitgide aslında tembel insan bile olmadığına inanıyorum.

Tembel diye bildiğimiz insanlar çoğunlukla toplumda kabul görmüş ama ilgi duymadıkları işlere yönlendirilmiş, bu işlerden zevk almadıkları için kaytaran ya da çalışmamayı seçmiş kişilerdir. Bir bakıma tıkanmış yaratıcılık sorunları vardır. Onların yapmaktan zevk alacağı işler biraz daha sıra dışı olabilir. Büyük olasılıkla bu işlerden para kazanamayacaklarını düşündükleri için hiç girmemiş olabilirler. Bunun yerine kabul edilebilir işlere yönelmişlerdir. Bu işlerde benliklerine uygun olmadığı için sıkılmış, becerememiş ya da her şey rağmen kendilerini zorlayarak çalışmaya devam ediyor olabilirler. Her durumda yollarını şaşırmışlardır.

iş buyuk

Örneğin hemen hemen bütün toplumlarda sanatçılık anne babaların çocuklarını teşvik ettikleri bir meslek grubu değildir. Bunun yerine çocuklar içinde bulundukları toplumun tercihlerine göre doktorluk, mühendislik, öğretmenlik gibi para getirdiği düşünülen mesleklere yönlendirilirler. Çocukların eğilimleri güzellikle ya da sertçe bastırılır. Sanatçıların çocukluk hikâyelerini dinlediğimizde, çok azının ailesi tarafından bu yeteneklerinin onaylandığını, çoğunun engellemelere karşı büyük mücadeleler verdiklerini duyarız.

Aslında bir değişim yapmak mümkündür. Her ne kadar şartlar öyle gözükmese de kendimize istediğimiz gibi bir yol çizebiliriz. Bunun için önce kendimize inanmalıyız. O iş ortamına kendimizi yabancı hissediyor, başka bir yaşam biçiminin özlemini çekiyorsak o zaman bu zaten sadece bir kuruntu değil bir işarettir. İzlememiz gereken bir işaret. Hayatımızı başkalarının bizden istediği gibi değil de kendi istediğimiz gibi yaşayabilmemiz için bir işaret.

Günümüzde Kaybolan Meslekler

2017 yılında Türkiye’de hangi mesleklerin yıldızı parlayacak?