Bu konforlu yaşam çılgınlığı devam ederse –ki büyük ihtimalle devam edecek- rahatımız için yapılan bu yenilikler uzun vadede insanoğlunun kas ve iskelet sistemini bile etkileyecektir.

Gelişen bilimle birlikte insan ömrü de uzadı. Bundan elli yıl önce altmış olan ortalama insan ömrü şu anda seksenlere dayanmış durumda. Teknoloji ve bilimin sarıp sarmaladığı yapay hayatlar sayesinde canımıza can katıp uzun yıllar yaşamaya başladık. Artık bedenlerimize eskiye oranla çok daha fazla önem veriyoruz. Binlerce çeşit vücut kremi, binlerce farklı diyet türü, bedenimizle ilgili envai çeşit yapay konfor sağlayıcılar… Gelişmiş ülkelerin vatandaşları bugün bütün bu yeniliklere ulaşabiliyorlar. Her şey çok güzel. Peki, problem nerede? Yaşamımızı kolaylaştıran bunca yeniliğe rağmen neden hayatlarımız huzursuz ve sıkıntılar içinde geçiyor? Sahip olabileceğimiz hemen her şeye neredeyse sahip olduğumuz halde doyumsuzluk okyanusunun git gide daha derinlerine iniyor, sonsuz elemlerimize her geçen gün yenilerini ekliyoruz.
Hayatlarımız eskiye oranla çok daha güvenli gibi görünse de bu gelişmişlik beraberinde farklı sorunları da getirebiliyor. Ortalama yaşam süresinin artmasıyla beraber intihar oranlarındaki artış da kayda değer. Bununla birlikte uyuşturucu madde kullanımındaki artış da rahata düşkünlüğün tavan yapmış hali. İnsanlar eskiden idealleri için yaşar ve bu uğurda ölürlerdi. Şimdiyse rahatları için yaşayıp ölümsüz olmanın peşindeler. Gerçekten inandığımız şeyler uğrunda fedakârlık yaptığımızda bazen yorgunluktan bedenlerimiz yıpranabilir. Ama bir bedeni önemli bir amaç uğruna feda ettiğimizde aslında onu en iyi şekilde kullanmış oluruz. Fakat bugün gelinen noktada en büyük idealimiz rahata ulaşmak oldu. Eskiden bir öğrenci uykusuz kalıp gerekirse sabaha kadar ders çalışıp ertesi günkü sınava hazırlanırken, günümüzde öğrenci uykusunu alıp vücudunun kendisini yenilemesini, uykusuz kalıp ders çalışmaya tercih ediyor. Yani bedenin ihtiyaçlarını her şeyin üzerinde tutup bunu hiçbir şeyle tolere etmeyebiliyor. Günümüz insanı hiç olmadığı kadar rahatına düşkün oldu.
Konforlu hayatımızda bu gidişin sonu nedir?









