Paralel evrenimizdeki bilge kimdir?

İnsan, maddesel ve enerjisel olarak iki ayrı güçten oluşmuştur. Biz çoğunlukla fiziksel beden üzerindeki düşünce ve duygularımıza odaklanarak yaşarız. Bir zihin dünyası içerisinde ve ışık boyutunun altındaki farkındalıklarla karar veririz.

Paralel evrenimizdeki bilge kimdir?

Bu farkındalık bizi bir algı zincirinin içine hapseder. Her şeyi elle tutulur, formüle edilebilir, gözle görülebilir değerlendirmeler içinde algılamaya alışan düşünce sistemimiz, binlerce yılın birikmiş bilgilerini öyle kanıksamıştır ki, sorgulamak aklımıza gelmez.

Sistem, her doğan çocuğu otomatik olarak girdiği ortak bir dünyanın içinde tutar. Gelenekler, düşünceler, normlar, dinler ve tüm öğretiler hazır sunulmuş dondurulmuş gıdalar gibidir. Hepsi mikro dalgada ısıtılır ve mideye indirilir. Nasıl hazırlandığı, sağlıklı olup olmadığı çoğu kişi tarafından düşünülmez. Hele insan doğasına ne kadar uygun olup olmadığını kimse irdelemez. Malum, her şey hazırdır, kolaydır onu yemek. Şimdi kim gidip tarlayı ekecek, toprağa çamura elini bulayacak, biçecek, işleyecek sonra da aş haline getirecek. Getirecek ki, o ahenk, uyum ve döngüyü izlesin. İzlesin ve değerini kıymetini öğrensin. Bu öğrenmeyle birlikte dünyanın bir parçası olduğunun gerçekten farkına varsın. “Hadi canım, yok artık” diyenleri duyuyorum…

Ürettiği bir şeyin içine kendini katamayan insan, dünyanın enerjisel varlığından uzaklaşır ve ayrışır. Bu ayrışma kendisinin enerjisel varlığından da uzaklaştırır onu. İkinci gücünü unutur insan. Madde zincirinin içinde döner durur.  İçinde kendisinin diğer yanına duyduğu hasret ve özlemi her gün başka bir nesne ile kapatmaya çalışır. Bu nesneler; bazen aile bireyleri, sevgili, eş hatta ev, araba, para ve bir sürü başka şey olabilir. Oysa aradığı şey kendisidir. Ama aradığının kendisinin ikinci gücü olduğunu bilmez.

İkiz evrenimizdeki bilge

Bu ikinci güç, insanın ikiz evreninde duran ‘bilge’dir. O bilge, insanın tam ve gerçek ikizi gibidir. Tek farkla… O bilge, insanın tüm zamanlarını, tüm potansiyellerini, tüm kaderini bilir. Dünyada yaşayıp, dünya ile haşır neşir olurken tüm enerjisini bu alana akıtan insan, kendi bilge si ile olan bağının farkında değildir. Onunla bağlantı kurması için bir süreliğine zihninin kalıplarını askıya alıp, kendi içine dönmesi gerekir.

bilge

Zihni askıya almak onu yok etmek değildir. Zihni, yargı, duygu, öfke, haz, neşe gibi değerlendirmelerden uzak tutarak sadece izleyici olarak tutmaktır. Sadece izleyen yargısız bir göz…  Onun bir adı üçüncü gözdür. Bir başka ismi Mevlana’nın ebedi aşkıdır, gümüş bedenlisidir. Yunus’tan içre olan Yunus’un adıdır. Bir adı da Hur-i ıyn’dur. Hani bizi cennette bekleyen…

Kendini izleyen tarafsız bir göz olmayı başarmak, farkındalığımızın diğer alanının sesini duymayı sağlar. Madde olan varlığını susturan insan, ikiz evrenindeki bilgenin sesini dinlemeye başlar. Bir kez bu bağlantı sağlandıktan sonra bağlantının gücü gitgide artar. Ve asıl mutluluk başlamıştır bu bağlantıyla…

Farkındalığımızın diğer alanımıza da bağlanmasıyla, fiziksel dünyanın yasaları ile birlikte enerjisel kuvvetlerimizin de farkına varabiliriz. Bu kuvvete ulaşıp bir bütün olabilmek, sonsuzluğa ve dalga formundaki enerji dünyasına girebilmenin geçiş kapısıdır.


Bir yansıma evrenimiz olduğu gerçeği; Fizik biliminin ispatladığı son devrimlerden birisidir. Madde ve parçacık boyutunda olan varlığımızın dalga formunda olan yansıma tarafı, bütünümüzün bir parçasıdır. Onun bize verdiği mesajları anlayabilirsek, yaşamı yönetme konusunda yetki ve halifelik kazanırız. Ne demiş kitapta O:

“Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım ve siz bütün melekler (kuvveler) ona secde edeceksiniz.”

Parapsikoloji ve ruhsal yetilerimiz: 7 doğa üstü yetenek

 

PAYLAŞ
Önceki yazıSürdürülebilir Topluma Giriş – 101
Sonraki yazıYarım kalmış olan için evren küçüktür
İstanbul’da doğdu. İşletme ihtisası yaptı. 12 yıl bir devlet kuruluşunda muhasebe alanında çalıştı ve 1995-2008 yılları arasında özel sektöre ait çeşitli sağlık kuruluşlarında yöneticilik, danışmanlık ve halkla ilişkiler görevlerinde bulundu. 2008’den itibaren çalışma alanlarına eğitim sektörünü de ekleyerek özel bir üniversitede halkla ilişkiler ve organizasyon uzmanı olarak çalıştı. Bilimsel konuların insan ile ilişkileri, inanışlar ve inançlar konusunda araştırmalar yaptı. Özellikle kutsal metinler, tarih, psikoloji, fizik ve bilimdeki yenilikleri konu alan makaleler yazdı. 2006 yılında İndigo Dergisi'nin yazar ve muhabirliğini yapmaya başladı.