Bir Kedi ile Röportaj

Bir Kedi Bize Neler Dedi?

Bu röportajımızın başrol oyuncusu bir kedi. Kızım isimli kedi bir hayal ürünü değildir. Konuşmalarımız ise, gerçeğin kapısından giriş vizesidir.

kedi

Hayal kurmaya ne dersiniz? Bir hayalin içine girip her zamanki gibi ‘bir suskunun sesini duyalım! derim.

Susalım konuşalım, duralım koşalım, kızalım ama sonunda mutlaka barışalım. Olmaz denileni olura, varmaz denileni yollara salalım. Uyuyan prensesin prensi, su perisinin denizi, külkedisinin camdan pabucu olalım. Uzak ülkelere kervan olup, ihtiyaç duyana derman bulup, suların önündeki taşları, gözlerdeki pusları, kalplerdeki pasları açalım.

Veeee ‘gökten düşen üç elma tüm evrene pay edilsin’ diyerek hayal kapılarımızı gerçeklere açalım.

Bu röportajımızda sohbetimizin başrol oyuncusunun adı; kızım! Kızım isimli kedi bir hayal ürünü değildir. Konuşmalarımız ise gerçeğin kapısından giriş vizesidir. Konuştuğum hanımefendi beyaz mı beyaz, asil mi asil bir annedir. Yemeden yedirir, içmeden içirir ve serpil bunun en büyük şahididir.Yirmi kat büyük bir bedene karşı duracak kadar cesur, sahibinden uzak kalınca her gün kapı aşındıracak kadar sadıktır. Aramızda geçen konuşmalardan size düşen pay ise naklen aşağıdadır.

kedi
Serpil Çavuşoğlu & Kızım

Röportaj: Serpil Çavuşoğlu

Çok güzel bir adınız var, buraya her geldiğimde asaletinizi hayranlıkla seyrederim. Lütfen bize kendinizi anlatır mısınız?

Teşekkür ederim. Elbette ki sizlerin çok değer verdiği  yaş, iş, hobi gibi değerlerden bahsedemem. Bizlerin yaşam değerleri sizinkinden çok farklıdır.  Ama bazı özelliklerimiz konusunda sizleri aydınlatabilirim.

M.Ö 9.500 yıllarından beri sizlerle birlikteyiz ve 33 farklı ırktan çoğalarak bu günlere geldik. Kısmi olarak renk körü olsak da, koku, duyma ve görme duyularımız oldukça gelişmiştir. Doğada vahşi olanlarımız da mevcut, fakat daha çok evcil canlılarız. Yaşamlarımızın kalitesine göre 14 ila 20 sene arası yaşayabiliriz.  Ne yazık ki çoğumuzun yaşam hakları doğal ölümlerden çok,  sizler  tarafından elimizden alınabiliyor.

Bunun için çok üzgünüm. Sanırım bu konuda bize anlatacağınız bir hikayeniz var…

Biz doğduğumuzda altı kardeştik. Annem bizi kalabalıktan uzak bir yere saklıyordu. Bunun sebeplerini başta anlayamasak da, daha sonra acı bir olayla anlayabildik. İki aylık olduğumuzda cinsimizin en büyük özelliklerimizden biri olan merak, bizi sizlerin olduğu bir ortama doğru çekti. Tek istediğimiz  sizlerle oyun oynamaktı.

Sizlerden biri kardeşlerimden birini kuyruğundan tutarak birkaç kez çevirdikten sonra hızlıca fırlattı. Bu manzara karşısında öyle korkmuştum ki, kardeşimin yanına gidip neden kıpırdamadığını  öğrenmeye cesaret edemeden oradan kaçtım.

Bizim sizler gibi bir can taşıdığımızı, ailemiz, sevgilerimiz, korkularımız, duygularımız, acılarımız olduğunu düşünemediğinizi bu korkulu anlarda gördüm.

Çok üzgünüm. Peki hala bizden korkuyor musunuz?

Korkularım devam ediyor ama artık büyüdüm. Gördüğüm şeyler yüzünden temkinli davranmayı, kendimi savunmayı, kaçmayı öğrendim.

Peki, sizler için yaşam standardı ne demektir?

Bahsettiğiniz şey bizler için sadece, güvenlik, sağlık ve gıdadan ibaret. Farkındaysanız bunlar genelde size bağlı. Bizler için taşın üstü de, pamuğun üstü de birdir. Karnımızı doyurduğumuz sürece her yerde mutlu ve huzurlu oluruz. Üstelik karnımızı sizin kimyasal yiyecekleriniz ve artıklarınız haricinde ne ile doyurduğumuz  çok da önemli değildir.

Sizlerin iyiliği için neleri yapmamalıyız?

Bizi küçük yerlerde kapalı tutmayın. Tahammül edemediğimiz şeyleri üzerimize takıp takıştırmayın. Bizden sizlerin özelliklerinize sahip olmamızı beklemeyin. Çoğu zaman bizleri şekillendirip kendinize benzetmeye çalışıyorsunuz. Giysiler giydiriyor, takılar takıyor, boyuyor ya da değişik tıraşlar yaptırıyorsunuz. Aynısını biz size yapsak? Yani doğal yaradılışlarınızı, kendi tatminlerimiz için değiştirsek, eminim hoşunuza gitmezdi.

Peki,  neleri yapmalıyız?

En büyük ihtiyaçlarımız yemek ve su. Sevginizle harmanlayıp bunları bizden esirgemeyin. Sizlerin bizlere göstereceğiniz sevginin karşılığı, bizlerde daima mevcut bunu unutmayın.

Bizleri sahiplenebilirsiniz, yuva, barınak, gıda verebilirsiniz ama bizlerin farklı özelliklere sahip olduğumuzu unutmayın. Aranızda bize zarar vermeye çalışanlar olduğu zaman, bizi koruyun ve  lütfen usanmadan bizlerin güzelliklerini  anlatın.

Aynı sizin gibi bizlerinde en hassas olduğumuz konulardan biri yavrularımızdır! Onlara dokunmayın, zarar vermeyin.

Bizleri oynarken seyrettiğinizde aldığınız keyfi unutmayın. Pek çoğunuz bilmiyor olabilirsiniz ama bir kedi okşamanın kan basıncını düşürdüğü, bilimsel olarak ispatlanmıştır.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Bizler doğayız ve doğalız . Doğayı sevmekten uzaklaşmayın!

Ve bizlerin yaşam hakkını  sevgiyle YAŞATIN!

Evetttttt! Bir paylaşımın daha sonuna geldik.

Kızım isimli kedi, yavrularına ve doğadaki tüm canlılara zararsız bir yaşam diliyoruz.

Ben onlardan öğreneceğimiz çok şey olduğuna inanıyorum. Genel olarak hayvan diye nitelendirdiğimiz  tüm bu  canlıların doğa ile bir bütünlük içinde olduğunu ve mutlaka bir fayda sağladığını hepimiz biliyoruz.

[quote]Bizler doğadaki tüm canlıların değerini bilecek akla sahipken, bu ayrıcalığın hakkını verebiliyor muyuz?[/quote]

Doğayla birlikte bir bütün içerisinde daima sevgiyle kalmak dileğiyle.

Önceki yazıReiki’nin Beş Prensibi
Sonraki yazıTarihe Meydan Okuyan Şehir İstanbul
1973 İstanbul doğumluyum. 'İlgi alanlarım şunlar ya da bunlar' diyemem. Her şey ilgi alanıma girebiliyor. Orta okul zamanlarımda tuttuğum günlük sayesinde, kalemin sırdaşlığını keşfettim. Sırdaşlık dediğim şey, zamanla kelimelerin dansına döndüğünde 'yazmalıyım' dedim ve iki senedir yazıyorum. Sosyal Sorumluluk Projelerine karşı olan hassaslığım, günün birinde beni İndigo Dergisi ile buluşturdu. Kutsal amaçlar üzerine gerçekten azimle mücadele veren; dernek, vakıf, kurum ya da kuruluşların çalışmalarına aktif olarak katılmaktan mutluluk duyuyorum. Engelli bireylerin aileleri ve toplum içindeki uyuşmazlıklarını çocukluk yaşlarımdan itibaren derin bir yara olarak görmüşümdür. On dört yaşındaki oğlum Cansın'da, engellerini azimle aşmaya çalışan bir delikanlıdır. Beni en çok mutlu eden şey; konuşamayan yüreklerin sesi olabilmektir. Yazdım, yazıyorum ve yazacağım. Yaptım, yapıyorum ve yapacağım.