Enel Hakk: Hallac-ı Mansur’da aşk

Hallac-ı Mansur’a göre aşk: “Sonsuzluktaki ilk kopuşta, O’nun aşk iksirinden içmiş varlıklar, çoğalmış yayılmışlar tüm alemlere.”

Enel Hakk: Hallac-ı Mansur'da aşk

O iman gücü öyle bir cevherdir ki, en kutsal Aşk ateşidir. Bakmaksızın görmek, duymaksızın işitmek, öğrenmeksizin bilmektir.

Mansur’a”Aşk nedir?” diye sordular. “Sabredip bekleyin. Üç güne varmaz görürsünüz” dedi.

“Hak durağıdır kalbi.”

“Aşk kadar ebedidir Hallac el Mansur.”

“Ölümüne sevginin, aşkın şehididir Hallac el Mansur.”

Loading...

hallac-ı mansur enel hak tavasin

Dara çıkarken gülümsüyor, semah dönerek ilerliyordu. Korkma diye bağıran halkı duymuyordu adeta. Gülümsüyordu, eğilip dar ağacını öptü, ayağını merdivene koydu. Önce kollarını ayaklarını parçaladılar. Lakin o hiç tepki vermedi, acı görmedi gözleri, inlemedi nefesi. Her uzvu ‘Aşk’ dedi.

Sordum; “Efendim bu “nedir”?”

Cevap verdi yine o gülen sesi ile; “Ölümüne sevmek nedir bilir misin? İşte böyle sevmektir. Ölümüne sevmek.”

Dar’a çektiler bedenini, o yine Aşk dedi. Küllerini nehre saçtılar. Her bir zerresi Aşk ile “En-el Hak” dedi. Akan kanı En-el Hak yazdı. Tüm dağlar, taşlar, uçan kuşlar, ağaçlar aşk dedi. Nehir kabardı kabardı, şehri kuşatıp yutacaktı ki, Mansur’un hırkası yetişti, kavuştu Aşk’a. Dindi nehir. Kızgınlığı geçti. Alıp hırkayı, bir başına çekildi yine. Kavuştu Hallac-ı Mansur Aşkına. Aşkı da Hallac-ı Mansur’a. Derler ki, elinde cam kadeh içi dolu aşk iksiri, nar kırmızı, elinde tutuyor Mansur.

Diyor ki; “Aşk için çekilen Dar’a, başı veren ancak kavuşur Nar-ı Cam’a.”

Hallac-ı Mansur’a göre Aşk, biçimsizliktir. Biçimin olmadığı, suretlerin yok oluşundaki sevgiliye kavuşmadır. Suret ve biçim, sevgiliden ayrılma, ayrı düşme, unutma manasındadır. Ne vakit ki, onun ölümü üzerine külleri savruldu, işte aşk buydu onun için. Çünkü ruhu sevgiliye ulaşmış, külleri de dünyanın toprağına dönüşmüştü. Her şeyin bir gün aslına döneceği gibi.

İşte aşk, Mansur için buydu; her şeyin aslına dönmesi, geçici ayrılığın bitmesi, sonsuz kopuşlarda içilen aşk iksirinin sonucuydu bu. Aşk iksirinin, varlığın aslına dönmesini sağlamasıydı.

Dar, Hallac-ı Mansur için, aşka kavuşmaktı. Dar ötesi, Hallac’ın miracıydı, onun için erenlerin miracı Dar’dan geçerdi. Dar, erenleri aslına döndürürdü. Toprak toprağa, ruh ruha, nur nura dönerdi ve her şey aslına dönerdi.

Aşk, Hallac-ı Mansur için, elsiz ve ayaksız olmaktı, çünkü el ve ayak ancak dünya hayatında gerekliydi. Oysa ki kimsenin görmediği bilmediği öyle bir aracı vardı ki, o ayaklar tüm alemleri gezdirir, tüm kainatı tek saniyede dolaştırırdı. Çünkü uçmak isteyenin kanada ihtiyacı yoktur, kanadı olmadan da aşk ile uçmak mümkündü.

O bir sembol idi, Aşk’ın Sembolü idi, örnek oldu. Verdiği ikrardan dönmeyen, darda dimdik duruşu, “Dar-ı Mansur” olarak anılageldi.

“Yaşamımda ölümüm, ölümümde yaşamım, ölümü ise mutluluk sayarım” ifadesi ile gönüllere taht kurdu.

“Hakka olan aşk, hakka götürür, Bir’e olan aşk, Bir’e götürür!” sözleri ölmeden önce söylediği son sözlerdendir.

Canımın tek sahibi,
Aşkımın tek sahibi,
Kalbimin tek sahibi.

Gözlerim senden gayri görmez,
Sadece seni koklar yüreğim.
Seninleyken cennetim,
Sensiz, nerede olduğum belirsiz.


Kaybolmuşum uçsuz bucaksız ummanda,
Kanatsız, kolsuz, ve ayaksız.
Binlerce doğru, tek doğru sensin,
Her yerdesin, gerisi yok,
Öteler yok.

Uçsuz bucaksız dağların,
Sonsuz semaların.
Belirsizlikte bir Nur,
Nurların Nuru.
Kavuşmak olsa sana,
Senden değilsem,
Nasıl Dönerim Sana?

Arif İçin Din Yoktur: Muhyiddin İbn-i Arabi