Tarihe Meydan Okuyan Şehir İstanbul

Sence sana iyi bakıyor muyuz canım İstanbul? Güneşli bir günde Galata kulesinin hemen yanındaki çay bahçesinde çay içmek ne büyük bir keyiftir. Arkadaşlarla muhabbet ederken, Galata kulesinin de her an lafa girecekmiş gibi bize yakın olması, bizi dinlediğini ve arkadaşımız olduğunu düşündürür hep bana.

istanbul ve önemi

Binlerce yıldır yaşamak nasıl bir şey söylesene canım İstanbul. Vikinglerden bahsetsene biraz. Kocaman yelkenli küçük gemileriyle uzak diyarlardan gelmişlerdi o zamanlar. Benim aklımda, gemilerinden koşarak inen, iri yarı, elinde balta olan Viking savaşçılarının silüetleri var. Ansızın gelen bu acımasız insanların karşısına ancak ailelerine duydukları sevgiden güç alanlar çıkma cesaretini gösterebilmiştir diye düşünüyorum. Yakıp yıkan, yağmalayan ve arkalarında acı dolu bir yer bırakan Vikinglerin açtığı yaralar kim bilir ne zaman kapanmıştır.

Güneşli bir günde Galata kulesinin hemen yanındaki çay bahçesinde çay içmek ne büyük bir keyiftir. Arkadaşlarla muhabbet ederken, Galata kulesinin de her an lafa girecekmiş gibi bize yakın olması, bizi dinlediğini ve arkadaşımız olduğunu düşündürür hep bana. Başımızdan geçen olaylar ve hayatımızdaki yeniliklerden hep haberdardır. Keşke biz de onun hayatından bir şeyler dinleyebilseydik. Cenevizlilerin bin bir zahmetle, yaklaşan düşmanları görebilmek için yaptıkları bu kuleyle şimdilerde kurduğum yakınlığı, o zamanlarda kulenin yapımında çalışan veya kulenin tepesinde düşmanları gözleyen bir kişi de kurmuş muydu acaba? Yüzlerce yıl önce yaşamış bir insanla ortak paydada buluşmamızı sağlayan Galata kulesinin, geçen onca zamana rağmen hala ayakta kalması ve İstanbul’da yaşayanlara gülümsemesi ne kadar harika.

istanbul tarihi

‘Formula 1 pilotu Fernando Alonso, Sultanahmet Hipodrom meydanında şov yapacak (2005)’

Bu haberi duyduğumda F1 arabasının o muhteşem sesinin Sultanahmet meydanında nasıl yankılanacağını merak ettim ve bunu kaçıramayacağımı düşündüm. Ve 15 mayıs Pazar günü oradaydım. Hipodrom meydanını dolduran kalabalık sabırsız ve heyecanlıydı. Ayasofya ve Alman Çeşmesi de dikkatlerini piste vermişlerdi. Önce klasik otomobiller bir şov yaptı. Sonra F2 aracı ve en son Alonso sarı ve mavi renklere bezenmiş aracıyla pistin başında gözüktü. Şovu sadece 5 tur sürdü. Ama yaktığı lastiklerin kokusu ve motorun o muazzam sesi hafızalardan uzun süre silinmedi. Aslında bu meydan, yarışlara, gürültülü kalabalıklara alışkın. Roma döneminde (2. yy.da) inşa edilen hipodromun kum pisti heyecanlı yarışlara sahne olmuştur. At arabalarının U pistte verdiği mücadele o zaman insanları için muhteşem bir olaydı. İster o zamanlar pist kenarında veya imparatorun locasında olsun isterse 1800 yıl sonra olsun, bu meydan insanları heyecanlandırmayı hep başarmıştır. Aradaki 1800 yıllık farka rağmen bizlerde uyandırdığı heyecan duygusu ortaktır.

sezar kleopatra

Büyük Roma! Yüce Sezar! Roma imparatorluğuna başkentlik yapmış bir şehirsin sen canım İstanbul. Roma’nın ihtişamından bahset biraz. Su kemerleri, hipodrom, Ayasofya… Kleopatra’nın gezdiği yerleri göster. Sezar’ın Kleopatra’ya olan aşkını anlat. Nasıl başlamıştı acaba bu aşk? Kardeşi tarafından tahttan indirilen Kleopatra sürgüne yollanmıştı o sıralar. Sezar’ın aşkını kazanması onun için teselli kaynağı oldu. Hatta daha da fazlası. Sezar’ın desteğini arkasına aldıktan sonra, Mısır tahtını elinden alan kardeşinin karşısına çıkmakta gecikmedi ve tahtı geri aldı. Bu sırada kimsenin bilmediği bir nedenden kardeşi Nil sularında boğuldu. Kardeşi için ne büyük talihsizlik. Aşk, Kleopatra’ya iyiden iyiye yaramıştı. Hep hayalini kurduğu bilinen bütün Dünya’ya hakim olma düşüncesini artık gerçekleştirebilirdi. Tek yapması gereken aşık olduğu adamın imparatorluğu ile kendi imparatorluğunu birleştirmekti. Fakat Sezar’ın zamansız ölümü bu hayali gerçekleştirmesine engel oldu. Bu hayalde İstanbul’un rolü neydi onu merak ediyorum aslında. Bu büyük imparatorluğun başkenti olur muydu acaba. Şimdilerde İstanbul sokaklarında Mısır kültüründen eserler görür müydük? Belki bir Sfenks olurdu tarihi yarım adada, belki de bir piramit Levent dolaylarında. Kim bilir…

istanbul tarihi galata

Osmanlı İmparatorluğu için İstanbul’un fethi ne kutlu bir zaferdir. Sen ne düşünüyorsun canım İstanbul? Osmanlı topları surlarını döverken hüzünlü müydün? Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a girdiği o tarihi anda neler hissettin? Yeni bir döneme başlamanın heyecanı sardı mı seni de?

Tarihinde bir çok kez yenilenen şehrin dokusu artık her yeni gelenin oynadığı bir yap-boz oyununa dönüşmüştü. Her oyuncudan miras kalan parçaların zenginleştirdiği bir oyun. Bu oyunu kimler oynamadı ki. Şimdi oynama sırası Türklerde ve büyük usta Mimar Sinan iş başında. Ortaya çıkardığı muhteşem eserleriyle şehre yeni bir görünüm kazandırdı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde İstanbul’daki en muhteşem eseri olan Süleymaniye Camii’ni inşa etti. Sade bir yapının üzerine oturtturulan 27 metrelik kubbesiyle asalet ve sadeliği temsil eden eser, olgunlaşmış bir mimarinin göstergesi.

Kanuni döneminde dikkat çeken başka bir nokta da planlı ve estetik açıdan özen gösterilen bir şehir inşasıdır. O zamanın şartlarında bunu yapmak için; bir yandan kente yeni göçlerin gelmesi engellenirken diğer taraftan surların çevresine ev yapımı yasaklanmış. Her evin penceresine kepenk konulması ve Galata’daki tüm yapılarda taş kullanılması zorunlu hale getirilmiş. Şimdilerde çarpık kentleşme ve çoğu semtte yitirilen estetik anlayışından dolayı kan kaybeden İstanbul için planlı ve programlı bir anlayış ne yazık ki yok. Ayrıca hızla yükselen binalarla birlikte değişmeye başlayan şehrin silüetinde yeşil renk kaybolmaya yüz tutmuş vaziyette.

Sence sana iyi bakıyor muyuz canım İstanbul?