Yeşilay Galata’ya Rahat Bir Nefes Aldırdı

İstanbul’un güzide semtlerinden biri olan Galata, son yıllarda turizm potansiyellerinin de yükselmesiyle özellikle gençler için cazibe merkezi haline geldi. Ancak son üç senedir Galata Kulesi çevresindeki esnaf ve mahallelinin yüzü gülmüyordu.

Yeşilay Galata’ya Rahat Bir Nefes Aldırdı

Son yıllarda yabancı misafirlere de ev sahipliği yapan semt, son derece önemli bir turizm cazibe merkezi haline geldi. Özellikle Galata Kulesi çevresinde birçok bina restore edilerek yaşlı semtin dokusu güzelleştirilmeye çalışılıyor. Galata’ya gidip de bu semtin ihtişamına kapılmamak elde değil.

Beyoğlu denince Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi akla ilk gelen yerlerdir.

Oysa Galata’nın tarihçesi çok daha eskidir, antik çağlara dayanır. Parlak dönemleri 12’inci yüzyılda buraya yerleşen Cenovalılar ile başlar. Çeşitli medeniyetlere, dinlere ve mezheplere ev sahipliği yapan oldukça zengin bir kültürler merkezi haline gelir. 19’uncu yüzyılda nüfus artınca yerleşim yukarı doğru kayar, elçilikler kurulur, zaman içinde bugünkü Beyoğlu oluşur. Galata her köşesinde tarihsel bir gizemi barındırmaya devam eder.

Geçenlerde Galata Kulesi’nin etrafında, bölge halkının ifadesiyle kuledibinde bu harika atmosferi soluma fırsatım oldu. Öğleden sonra dostlarımla bir kafede oturup harika zaman geçirdim. Akşamüstü saatlerinde ayrılırken karşılaştığım manzaraya çok şaşırdım.

Kuledibi meydanındaki geniş merdiven ve kaldırımlarda yerli ve yabancı onlarca genç bağdaş kurup oturuyor, ellerinde bira şişeleri sohbet ediyorlar, bazıları çalgı aletleriyle şarkılar söylüyordu. Açıkçası gençlik ruhuna şahit olup çok heyecanlandım, hatta ben de onlara katılmak istedim. Ancak, öğrendim ki, oldukça masumane başlayan eğlence akşamın ilerleyen saatlerinde mahalleliyi rahatsız edecek dozaja ulaşıyor, sarhoş gençler taşkınlıklar yaparak esnafı, yerliyi yabancıyı taciz ediyor, kavgalar çıkıyormuş. Ertesi sabah kalan manzara ise çöplüğü ve savaş sonrasını andırıyormuş.

“Galata Rezaleti Sona Erdi”

Twitter üstünden takip ettiğim Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Avukat Muharrem Balcı’nin bloğundaki “Galata Rezaleti Sona Erdi” başlıklı bir haberde şöyle diyordu:

“Galata Kulesi’nin dibinde alkol alıp insanları rahatsız eden gençlerin 3 yıldır süren işgali, Yeşilay’ın girişimleri sonucu sona erdi. İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü’nün denetimleriyle kule eski huzurlu günlerine dönerken, polis ve zabıta birlikte nöbet tutuyor.” 

Gerçeği bilmediğim için, Galata kuledibinin yalnızca gündüz ve günbatımı saatlerine şahit olduğum için, akşamın ilerleyen saatlerini görmediğim için konuya tepkisel yaklaştım ve Yeşilay’ın girişimini yasakçılık olarak algıladım ve sordum, “Galata kuledibinde gençlerin oluşturduğu dinamik heyecanlı eğlenceli bir atmosfer vardı. Naptı gençler? Niye bu yasakçılık?” Cevap gecikmedi, profesyonel ve saygın bir üslup ile kurumunun hazırladığı raporu, mahalleli ve esnafın şikayetleriyle ilgili dilekçeleri benimle paylaştılar. Açıkçası tepkisel yaklaşımımdan dolayı utandım. Benim gibi başkalarının da bu durumu yanlış anlamamaları için rapora ait bazı detayları paylaşmak istedim.

Yeşilay’ın raporundaki şikayetler

Tarihi kule meydanında, özellikle gece saatlerinde yaşanan aşırı alkol kullanımı, mahalle sakinlerini her bakımdan rahatsız etmesine rağmen ve konu daha önce birçok kez basına yansımasına rağmen yetkililer gerekli önlemleri almamış.

Kulenin bulunduğu meydan ve bu meydanın çevresi adeta geniş bir açık hava meyhanesini andırıyor. Yaklaşık 400 kişi merdivenlere ve meydanın açık olan alanlarına doğru yayılmış, bağdaş kurmuş ellerinde içkilerle oturuyor. Çevredeki alkollü restoranlar da fırsattan istifade masaları olabildiğince dışarı yaymış ve her yer hınca hınç dolu. Müzik sesleri geliyor, grup içinde yer yer dans edenler ve ciddi bir uğultu yükseliyor mahallede.

Bölgede bugüne kadar yaşanan rezaletten bıktığını ifade eden Metin Güney adlı esnaf şöyle konuşuyor: “25 yıllık Galata esnafıyım. Ben de alkollü bir işletme sahibiyim. Fakat insanların sarhoş olup sapıtmasından şikâyetçiydim. Sabah saat dörtlere kadar bizi rahatsız ediyorlardı.”

Tüm bu alkol partisinin etrafındaki binalar sivil yerleşim, yani mahallenin 30-40 yıllık sakinlerinden oluşuyor. Hayatlarından bezmiş durumdalar, her gece olaylar, adam yaralama, darp gibi hadiseler… “Evlerimizin önü, apartman boşluklarımız sarhoş gençlerin fuhuş mekânları gibi” diyor mahalleli. Çocuklarını bu manzaralardan uzak tutmak isteyen aileler semtten taşınıyor. Kalabalık gece geç saatlere kadar kalıyor meydanda, sabahın erken saatlerinde binlerce alkol şişesi ve adeta tuvaleti andıran sokaklar kalıyor geride.

Zaman zaman mahalleli ile kalabalık arasında olaylar yaşanıyor. Tehlikeli sürtüşmeler oluyor. Meydanda alkol kullanan gençler semt sakinlerinden değil, yani tamamen dışarıdan gelen insanların mahalleye rahatsızlık vermesi söz konusu.

Muhtar Sayim Çavuş, “Üç yıllık işgal sona erdi. Sabahlara kadar darbuka çalıp şarkılar söylüyorlardı. Mahalleli sesini çıkarmaya bile korkuyordu.” diyor.

Mahalleli artık idrar kokularından duramaz hale gelince, esnaf duvar kenarına bir yere pisuar takmak zorunda kalmış. Mahalledeki idrar kokularına son vermek isteyen semt sakinlerinin alelade yaptığı pisuarı belediye kaldırmış. Gecenin bir yarısı meydanda bulunan bir tekel bayii önündeki kuyruk takılıyor gözümüze, zaten ayakta durmaktan aciz bir sürü kişi yeni alkol almak için sıraya girmiş.

Yoğun alkol kullanımının yanı sıra esnaf burada uyuşturucunun da yaygın olduğunu, gençler arasında uyuşturucu madde alışverişine dair çok şey gördüklerini ancak polisin bu duruma müdahale etmediğini söylüyor. Tabi bu alanın Camiye 50 metreve okula 200 metre uzaklıkta olması da ayrı bir sorun.

Gündüz saat 4-5 gibi alanda içmeye başlıyorlar, dolayısıyla okuldan dağılan öğrenciler bu kalabalıkların arasından geçmek zorunda kalıyor. Burada oturan kalabalığın çevreye verdiği önemli bir rahatsızlık da mahallelinin bu alandan yürüyememesi. Öyle ki insanlar bir üst sokaktan bir alt sokağa geçerken meydanı kullanamıyor ve yolunu uzatmak zorunda kalıyor.

Galata Kulesi Meydanı (Kuledibi)

Sorunun Kaynağı

Önceki yıllarda Beyoğlu Belediyesi Kuledibi’ndeki Kule Meydanı’nı festival alanı olarak kullanmaya başlamış. Mahallenin ortasında düzenlenen bu festivaller günlerce mahalle sakinlerini rahatsız etmiş. “Bir hafta on gün süren festivaller oluyor, annemlere gitmek zorunda kalıyoruz her seferinde” diyor mahalle sakinlerinden biri. Bu tür festivallerle mahalleyi açık hava meyhanesine çeviren Beyoğlu Belediyesi, semt sakinlerinin şikâyetlerine ise “Yetkimizi aşıyor, bir şey yapamayız” şeklinde karşılık veriyor.

Festivallerle meydana gençlerin ayağı alışınca artık trend oluyor gençler arasında buraya gelmek. Bazı engelleme girişimlerine tepki olarak gençler meseleyi kendi özgürlüklerine müdahale olarak algılıyor. Mahalleliye ve ötekine verdikleri zararı hesaba katmadan hareket eden gençler bu alandaki alkol faaliyetinin engellenmemesi için eylemler ve çeşitli sosyal medya örgütlenmesi yapıyorlar.

Neler Yapılmış?

Mahalleli de duruma dikkat çekmek için belediye başta olmak üzere bazı yetkili kurumlara şikâyetlerini iletmişler. Toplu imzalarla İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’ne dilekçe verilmiş, zaman zaman gazeteciler mahalleye davet edilmiş ve bu durum haber yapılmış. Ancak açıkça kabahatler kanununa aykırı olan bu durum karşısında ne Beyoğlu Belediyesi, ne de valilik hiçbir şey yapmıyor.

Yoğun şikâyetler sonunda kulenin bir-iki metre etrafına güvenlik şeridi çekiliyor. Emniyet bu, sözde önlemle bir taraftan tarihi kule binasının korunduğu görüntüsü verirken diğer taraftan hemen kulenin yanı başında kanuna aykırı biçimde alkol kullanımına ve çevreye verilen rahatsızlığa göz yumuyor. Emniyetin mevcut güvenlik şeridi, tarihi binanın korunmasına yönelik.

Oysa asıl sorun söz konusu kalabalığın çevreye verdiği rahatsızlık. Polislerin dahi müdahale edemediği şiddet vakalarından söz ediyor mahalleli ve gece saatlerinde mahallenin çehresinin tamamen değiştiğini ifade ediyorlar. Valilik ve Beyoğlu Belediyesi’nin yanı sıra Başbakanlık şikâyet merkezine yüzlerce şikâyet gitmiş, yine de önlem alınmamış.

Bölgenin 45 yıllık esnafı Haşim Suyabatmaz da kulenin yeni görüntüsünden memnun olduklarını aktararak, “Mağdurduk. Burayı terk etmeyi bile düşündüğümüz oldu.” diyor.


Mahalleli bu durumu birçok mercie taşımış aslında. Medyadan ve gazetecilerden de mahallelinin durumunu ortaya koyan bazı destek yazıları olmuş, ancak bir şekilde sorunu asıl çözmesi gereken yetkili makamlar şu ana kadar görevini yapmamış. Mahalleli artık bu sorunun düzeleceğine inanmıyor ve bunun bir proje olduğunu, amacın da kendilerini oradan göndermek olduğunu düşünüyor.

Yeşilay’ın girişimleri neticesinde her gün yaklaşık 50 polis ve zabıtanın saat 17’den itibaren sabahın ilk ışıklarına kadar nöbet tuttuğu bölge, yeniden özlenen görüntülerine kavuşmuş durumda. Mahalle sakinleri geceleri tedirgin olmadıklarını ve huzurlu bir ortamda uyumaya başladıklarını ifade ediyor. Bölgeyi mekân tutan gençler ise özgürlüklerinin kısıtlandığını iddia ederek uygulamaya karşı çıkıyor. Yeni görüntüsüyle çevre insanını fazlasıyla memnun eden Galata Kulesi, turistlerin de tedirgin olmadan ziyaret edebileceği bir yer haline gelmiş durumda.


Galataport: Salıpazarı Liman Projesi Kandırmacası