Zihin melekesinin gücü: Değiştirilen rakamlar

Denemelerin bırakılışı, kabullenilmiş çaresizliğin benimsenmesinin işaretidir. Hâlihazırda sürdürülenlerin devam ettirilişi ise gerçek potansiyellerin reddedilişinin göstergesidir. Zihin melekesinin gücü ve büyüklüğü ne olursa olsun, kendisi etrafına ördüğü çemberden başka bir şey değildir.

Zihin melekesinin gücü: Değiştirilen rakamlar

Belirli bir tarz üzere düşünmeye alıştırılmış her zihin, diğer yapılardan farklı ve en doğru olduğu zannı üzere yetiştirilmektedir. Çember her zihinde sabit ama yapısal olarak her biri en doğruyum iddiasında!

İddia sahibi olmaya mecburiyet hisseden yapılar! Oysa tasdik sürecinin beraberinde getirdiği hali idrak tecrübesinin mevcudiyetinin bile farkında olamamanın ruhsal acısı da var. Şaşkınlığı halden hale geçince yaşamak yerine, zaten bilindik yaşam içerisinde yine hep bilindiklere şaşırmak! Şaşırtıcı bir durumdur bu. İnsan hep şaşırdığı bilindiklere nasıl yine hep şaşırmaya devam edebilir?

Her ne isek oyuz! Farklı bir şey değiliz. Farklı falan da değiliz. Aynıyız ve aynı şekilde duygulanıp aynı şekilde ağlarız. Aynı şekilde bağırıp aynı şekilde sıçrarız. Aynı şekilde sevinip aynı şekilde göklere uçarız. Aynı şekilde düşünüp aynı şekilde çıkmaz sokaklara dalarız.

Farklılıklar, farklı olunduğunda varlar! Olmak süreci içerisinde ise sonsuz aynılıklar! Öncelikle ayrılık! Kendisinden ayrılamayan, kendi benliğini hep aynı makama atayan ve bırakmayan hiçbir parçasını ve kusurunu geride ve beraberinde eskiden beri biriktirilmiş hep aynı benliğin tüm bileşenleri. Evinde çöp biriktiren insanlar gibi.

Yeni bir yıla girdik eski benliklerimizle. Yeni bir eski ayın içindeyiz. Tanıdık ve bilindik bir ocak ayına yeni bir yıl rakamı verdik artık. Rakamları değiştirmek, benliği geliştirmekten kolaydır. Bu nedenle insanlar hep rakamlarla oynamaktadır.

İhtiyaç hissetmeden döngü başlamaz! İsteklerini ihtiyaç zannettiği sürece ise dönülür elbette kısırca bir şekilde. Belki de benlikler arka planda kıs kıs gülmekte! Değişmeyen tek şey değişim dendiği sürece de değişmez benlikler! Çünkü kelimeler değişir, anlar değişir, yıllar değişir ve benlikler değişiyor zannedilir ve hep değişip duran, değişmeyenler aynı şekilde nesilden nesile iletilir.

Bir şeylerden zoru olmayı niçin hep delilik hakkı olarak görür insanoğlu? Zoru olmak zorlanmak değil midir? Deliler mi sadece zorlanabilir? Deliler mi sadece zorlanma hakkına sahiptir? Delilerin zorlu hayatına ne gerek var denilir. Her şeyin kolayına zorlu bir şekilde kaçmak varken.

Serbestiyet alanı! İnsanoğlunun bu alana ihtiyacı var delice bir şekilde. Delirircesine ihtiyaç duyuyor aslında ve aslında yine delice gizliyor bu ihtiyacını. Öncelikle zihinsel bir serbestiyet alanı! Serbest bir zihin sonrasına zaten kefil! İnsanoğlunun bilinçsizce kullandığını zannettiği kelimelerinin arasında ise gizli bir şekilde hep gülümseyerek belirir!

Ruhsal Teslimiyet ve Sevgili