Yıldız Kanunları… Bir şeyler diye bir şey

Bir şeylere göre bir şeyleri düşünmeye çalışmaktadır! Bir şeyler diye bir şey! Bir şey diye bir şey var ki işte o bir şey de ‘Yıldız Kanunlarıdır’!

Yıldız Kanunları... Bir şeyler diye bir şey

Bilmiyorlar çocuk! Bilmiyorlar! Bilenler de gizliyorlar! Sadece lay lay lom bir tiyatro sergiliyorlar! Bilenler sessiz kalıyor çocuk! Bilenler konuşmuyor. Bilenler anlatmıyor çocuk! Bilenler kıvrananlara muhatap sadece! Sen kıvranmıyorsun ki çocuk! Sana ne anlatabilirim ki ben! İltifat yok ki çocuk bu nedenle marifet gizli! Bilmiyorum çocuğum belki bir on yıl belki katları ve belki hiçbir zaman! Anlatamıyorum çocuğum!

İnanılan bir yalanın gerçek olmadığına dair seni inandıracak bir yalanın henüz yok çocuğum! Olsa inandır mıydım bilemiyorum! Yalanın cazibesi gerçeklerde yok ki karar veremiyorum. Sımsıcak yalan uykusunda iken sen, üzerini sana hissettirmeden örtmeli miyim? Ya da Gerçekte yaşadığımız üşüten evrene seni mi getirmeliyim? Ben ne yapmalıyım ve ben ne etmeliyim? Şimdi söyle bana sana ne söyleyebilirim? Sımsıcak bir rüyadan gerçekten uyanmak ister misin? Kim istedi ki sen isteyeceksin çocuğum?

En doğru düşünce sancıları bile en yanlış yalanların öz çocuğu iken söyle bana çocuğum ‘Ben sana ne demeliyim?’ Seni çekmeyi tekrar ve tekrar düşündüğüm asıl olan aleme acı çekmeden seni getiremem. Getirirsem eğer üzerine kollarını ve kanatlarımı geremem. Sadece tek olarak yaşanılan bir savaşa seni çekmem! Yalanlarında uyu çocuğum acısız ve tasasız ve her şeyi belirli bir sıcacık karanlık!

‘Arı Kovanında’ yaşamaya hazır mısın?

Nereden bilebilirsin ki karanlığı yeniden doğuş ve her bir var oluş bu ritim içimde sarhoş ve engin! Nereden bilebilirsin ki çocuk! Çocuk ‘Arı Kovanında’ yaşamaya hazır mısın? Arılarla beraber yaşamaya? Arı olup bal yapmaya? Çocuk! Kovan eriten sıcaklıkta sadece arılar yaşayabiliyor. Çocuk ortalık kalabalık ve oldukça büyük çaba ve faaliyet ve çocuk burada kimse özel değil! Her arı eşit çocuk! Arı olmak bal olmaktır!

 

Sadece bakışa göre! Sadece baktığın şekilde! Sadece ve sadece algılanan şey gerçekleşmekte! Olan biten her şey olup bitmekte! Oluş hep genişlemekte! Algılardan bağımsız bir mevcudat belki de hiçbir şekilde bilinmemekte! İnsan hep bir kanun arar ve hep bir kanun arayışındadır. Bir şeylere göre bir şeyleri düşünmeye çalışmaktadır! Bir şeyler diye bir şey! Bir şey diye bir şey var ki işte o bir şey de ‘Yıldız Kanunlarıdır’!

Tüm zanlar yalanmış. Tüm zanları ruhlar hep yalanlamış. Avunulup durulanlar peşinde geçen bom boş ve mevcut olmayan bir sahte cennet gerçekliği. Bulduğumuzu zannettiğimiz o tesellideki rahatsızlık. Tesellide rahat arayışı da nereden çıkıyor? Rahatsız olanların işi değildir ki aramak! Aramak yok çocuk! Bulduğunu var zannetmek ise hiç yok çocuk! Çocuk bir şey yok! Çocuk her şey var! Çocuk her şey olan şey sensin çocuk! Çocuk! Çocuğum!

Nereden bilebilirsin ki ve zaten nereden bilinebilir ki? En olmazı oldurma yaşantısı bu! Olmaz diye avutulup uyutulan bir neslin son kurtulma umudu. Henüz telaşın bitmediğine göre hala umudun var. Çünkü: Ümit bitince telaş gider. Mutlak teslimiyette işte budur. Teslim olan ve ümitsiz olan ve teslimiyeti seçen ki başka bir şeyi seçemediğinden. Seçmek zaten yok ki çocuğum. Seçtiğini zannetmek var. Zanlar üzere yaşanılan bir OZ Masalında uygun görülen yaşantıya inandırılmak!

Çocuk! Seninle ilk defa bu şekilde konuşabiliyorum! Bu fırsatı ilk defa yakalayabiliyorum ve biliyorum ki çocuk bu yazdıklarımdan haberin bile yok! Olur, mu olur ümidi sadece ve sadece ben anlatıyorum çocuk! Anlamak senin işin! Çocuk! Ben artık gidiyorum. Geride düşünce mirasımı sana bırakabilir miyim bilmiyorum. Çocuk! Sen beni hiç tanıyamadın ki! Buna hiç izin verilmedi ki ve bu duruma benim hiç gücüm yetmedi ki! Tabi ki anlayamayacaksın tüm anlattıklarımı. Tabi ki kavrayamayacaksın benim ruh coğrafyamı. Çocuk! Seni seviyorum! Çocuğum! Seni seviyorum!

Bilinç Deneyimleri