İş sağlığı ve güvenliği çalışma hayatımızın vazgeçilmezi olmalı

Televizyonlarda sıklıkla gördüğümüz iş kazalarının önüne nasıl geçilebilir? Tersanelerde ölen işçiler, göçük altında kalan madenciler ve daha pek çok iş kazasının önüne geçmek gerçekten mümkün değil midir?

Son zamanlarda devletin yaptığı düzenlemelerle birlikte iş güvenliği konusunda önemli adımlar atıldı. Aklıma ortaokuldaki din kültürü ve ahlak bilgisi hocamın söyledikleri geldi. Şahin Aygen hocam kaza ve kader konusunu açıklarken; kaderin önüne geçilemez ama kazanın önüne geçilebilir demişti. Onun bu sözü hala aklımdadır. Peki bu iş kazalarının önüne geçmek mümkün değil midir? Mümkünse neden bir önlem alınmıyor? Alınıyorsa bu önlemler nelerdir? Devletin bu konuda yaptığı yeni düzenlemeler nelerdir. İşte bu röportajda bütün bu soruların cevaplarını bulacağız. İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Orhan Demir’e sorularımız yönelttik…

Röportaj: İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Orhan Demir

İş sağlığı ve güvenliği nedir? İlk olarak nerde nasıl çıkmıştır tarihinden bahseder misiniz?

İş sağlığı ve güvenliği hayatımızda büyük önem taşıyan en önemli meselelerin başında yer alan ciddi bir kavramdır. İnsanlar doğarlar büyürler ve hayata veda ederler. Bu süreç içerisinde ihtiyaçlarını gidermek için çalışırlar, çalışmak ve bir şeyler üretmek hayatın vazgeçilmezidir. Hayatımızı idame etmemiz için çalışırız ama nasıl bir çalışma hayatı olmalı ki insan yaşamını, sağlıklı mutlu ve güvende yaşasın işte burada iş sağlığı ve güvenliği kavramı devreye giriyor çalışma hayatımızın vazgeçilmezi olan iş sağlığı ve güvenliğinin bilimsel tanımı şöyledir; Yapılmakta olan işin, çalışanların sağlığına ve hastalık halinin işin verimine olan etkilerini inceleyen; hem çalışanların sağlığını en iyi düzeyde tutmaya çalışan hem de işin verimini arttırmaya çalışan bir bilim dalıdır.

İnsanların yaptıkları iş ile sağlıkları arasındaki ilişki konusunda milattan önceki yıllardan beri çalışmalar yapılmaktadır. M.Ö. 370 yıllarında Hipokrat ve Nicander ilk kez kurşun zehirlenmesini tarif etmişlerdir. Modern anlamda ise 17. yüzyılda Bernardino Ramazzini (İtalyan hekim) arkadaşlarına, teşhis ve tedaviden önce hastalarına ‘’ne iş yapıyorsunuz?” sorusunu sormalarını tavsiye etmiştir. İş sağlığı ve iş güvenliğinde köklü ve çağdaş nitelikteki gelişmeler Bernardino Ramazzini ile İtalya’da başlamış, bilimsel diyebileceğimiz iş hekimliği ortaya çıkmış fakat gelişmelerin devamı sanayi devrimi sonrası İngiltere’de olmuştur.

Bizim tarihimizde ise iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili ilk yasal belge olması açısından 100 maddeden oluşan Dilaver Paşa Nizamnamesi önemlidir, Dilaver Paşa Nizamnamesi; Çalışma koşullarına ilişkin olarak getirdiği düzenlemeler yanında, her madende bir hekim bulundurulmasını da hükme bağlamıştır.

Tanzimat’tan sonraki ikinci önemli belge ise Maadin Nizamnamesi dir. Bu belge ile işverenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alması öngörülmüştür.

Sonrasında Cumhuriyet tarihimize baktığımızda sırasıyla aşağıdaki yasalarda iş sağlığı ve güvenliği konuları yer almıştır:

1936 yılında 3308 sayılı İş Yasası,

1967 yılında 931 sayılı İş Yasası,

1971 yılında 1475 sayılı İş Yasası,

2003 yılında 4857 sayılı iş kanunu yürürlüğe girmiştir.

Ve nihayetinde 30 Haziran 2012 tarihinde 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu müstakil olarak çıkarılarak önemli bir adım atılmıştır.

Ülkemizde çalışanlarla ilgili iş sağlığı ve güvenliği alanında neler yapılmaktadır?

Ülkemizin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tarihine baktığımızda durumun çokta iç açıcı olmadığı ve gerçekten sicilinin kötü olduğunu görmekteyiz. İş kazalarından ölenler, tersanelerde, inşaatlarda, maden ocaklarında ve sanayinin birçok alanında aktif iş gücümüzü çok değerli insanımızı çok küçük hatalar yüzünden ve gerekli tedbirlerin zamanında alınmamasından dolayı kaybetmekteyiz ve ne acıdır ki yapılan istatistiklere göre aslında kazaların sadece ve sadece % 2 sinin önlenemez olduğu %78’inin tehlikeli davranışlardan %20’sinin ise tehlikeli durumlardan meydana geldiğidir. Çok basit önlemlerle birçok kazanın önüne geçilebilecekken tedbirleri almadığımızdan dolayı birçok insanımızı iş kazalarından dolayı kaybetmekteyiz.

2010 yılı istatistiklerine göre ülkemizde 62.903 kaza 533 meslek hastalığı meydana gelmiş bunun sonucunda 1444 kişi iş kazaları sonucunda 10 tanesi de meslek hastalığından dolayı ölümle sonuçlanmıştır. Bu ölümler sonucunda yıkılan dağılan aileleri düşündüğümüzde, aktif işgücünün kaybını düşündüğümüzde aslında ölen 1454 kişinin etkisi ile etkilenen daha büyük bir nüfus ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde ilk defa iş sağlığı ve güvenliği konularının 4857 sayılı İş Kanunu dışında ayrı olarak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği şeklinde müstakil bir kanun olarak yürürlüğe girmesi geç kalınan fakat büyük bir gelişme olarak görülmelidir. Çalışanlarımızın iş hayatını güvence altına alan daha sağlıklı ve güvence içerisinde çalışmaları için çıkarılan bu yasa ile kamu ve özel sektöre ait bütün işler faaliyet konularına bakılmaksızın kanun kapsamına alınmıştır kamu ve özel sektör işverenleri, işyerinde çalışan işveren vekilleri, çıraklar stajyerler dahil herkes kanun kapsamına girmiştir.

6331 sayılı yasanın müstakil bir kanun olarak yürürlüğe girmesi ile yeni bazı tanımları da beraberinde getirmiştir. Bunların en önemlisi çalışan kavramıdır. Herkes iş güvenliği denildiğinde bunu sadece işçilere yönelik uygulanan bir yasa olarak düşünmekteydi fakat işçi sağlığı diye bilinen yasa iş sağlığı ve güvenliği olarak iş hayatındaki tüm çalışanları ilgilendirmektedir. Yasada kendi özel kanunlarındaki statülerine bakılmaksızın kamu veya özel işyerlerinde istihdam edilen gerçek kişi çalışan olarak tanımlanmıştır.

Kanuna göre her işyerinde çalışan sayısına göre iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalara katılan, çalışmaları izleyen, tedbir alınmasını isteyen ve bu konularda çalışanları temsile yetkili çalışan temsilcisi görevlendirme zorunluluğu gelmiştir.

Ayrıca her işyerinde tehlike sınıfına göre İş Güvenliği Uzmanı, İşyeri Hekimi ve sağlık destek elemanı bulundurmak zorunlu hale gelmiştir. Böylece çalışanların iş yaşamını güvence altına almalarını sağlayacak bir uzmanlık alanı meydana getirilmiştir.

Haziran 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği yasasına göre işveren ve çalışanların yükümlülükleri nelerdir?

Yasa işvereninin yükümlüklerini şöyle tanımlamaktadır: “İşveren; Çalışan istihdam eden gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlardır ve işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmaların yapılmasından iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izlemekten denetlemekten ve uygunsuzlukların giderilmesinden risk değerlendirmesinin yaptırılmasından sorumludur. Çalışanlar, İş sağlığı ve güvenliği konularında yapılan tüm faaliyetlere uygun hazırlanan talimatlara kurallara uygun çalışmak zorundadır. “

Hangi işyerleri 6331 sayılı kanun kapsamındadır?

Kamu ve özel sektör gözetmeksizin tüm çalışanlar kanun kapsamına alındı. Sayı sınırı olmaksızın,

Memur, işçi, işveren, çırak, stajyer tüm çalışanlar,

Kamu ve özel sektöre ait bütün işler ve işyerleri,

Tarım vb. dahil tüm işkolları kapsam dahilindeyken istisna olarak TSK, emniyet, afet müdahale ekipleri, ev hizmetleri, kendi nam ve hesabına tek başına çalışanlar kapsam dışı tutulmuştur.

Yasa 30 Haziran 2012 de yayımlandı 01 Ocak 2013 te yürürlüğe girmiştir ve yasanın bazı maddeleri cezai sorumlulukları yasanın yayım tarihinden itibaren en geç 2 yıl sonra tamamıyla devreye girecektir.

İşyerleri iş sağlığı ve güvenliği kapsamında kimlerden hizmet alabilir?

Kanunda işverenin yükümlülüklerini yerine getirmesi için kanunda geçen ifadeler şunlardır:

İşveren, işyerlerinde alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi, çalışanların ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık ve güvenlik hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla; çalışanları arasından nitelikleri uygun bir veya birden fazla işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve sağlık personeli görevlendirmek zorundadır. İşveren, işyerinde gerekli niteliklere sahip personel bulunmaması halinde yükümlülüklerinin tamamını veya bir kısmını, OSGB(Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi)’lerden hizmet alarak yerine getirebilir. İşveren, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının tam süreli görevlendirilmesi gereken durumlarda İSGB(İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi) kurar. Kısacası işveren kendi bünyesinde yeterli niteliklere sahip personeli ile bu görevini ifa edebilir olmaması durumunda Ortak Sağlık Güvenlik Birimlerinden bu hizmeti alabilmektedir.

İşyerleri kanuna göre Az tehlikeli, Tehlikeli ve Çok tehlikeli şeklinde sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırmaya C sınıfı İş güvenliği uzmanları Az tehlikeliye, B sınıfı Uzmanlar Az tehlikeli ve Tehlikeli sınıftaki işyerlerine, A sınıfı Uzmanlar ve İş yeri Hekimleri tüm işyerlerine hizmet verebilmektedir. İşverenler hizmet alırken bu hususlara dikkat etmelidir.

İşveren İş Sağlığı ve Güvenliği kanunu kapsamında hizmet almaz ise yaptırımlar nedir?

Kanunun uygulanmasını kolaylaştırmak ve belirtilen yaptırımların yapılmaması durumunda bazı idari cezalar mevcuttur. İşverenin, çalışanın bilinçlenerek bu işin kendileri için yapıldığı bilincinin yaratılması durumunda bu idari cezalara hiç gerek kalmayacaktır fakat toplum olarak karakteristik bir özelliğimizdir; ceza yemeden gereğini genelde yapmayız ne zaman ceza yersek anında olayla ilgili aktivasyon başlatırız. Bazen bu cezalar birçok tehlikeli davranışın tehlikeli durumun ortadan kalkmasına vesile olmuştur cezalardan bir kaçı şu şekildedir;

  • Kanuna ve yönetmeliklere göre cezalar 1000TL den başlayıp 80.000 TL ye kadar çıkabilmektedir bunlardan birisi İşyerinizde İş güvenliği uzmanı bulundurmamak 5000 TL İşyeri hekimi bulundurmamak 5000 TL, çalışanların bilgilendirilmesi ve mesleki eğitimleri gibi konulardaki eksiklikler her bir personel için 1000 TL, risk değerlendirmesi yapmamak/yaptırmamak 3000 TL, acil durum eylem planının oluşturulmaması 1000 TL, iş kazası ve meslek hastalığını bildirmemek 2000 TL, büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporu hazırlamamak 50.000 TL gibi idari para cezaları mevcuttur.

İşverenlerin İSG kanunu kapsamında önlemleri alması işveren açısından bu tür cezaların ödenmesini engellemesi yanı sıra bir kaza olması durumunda oluşabilecek daha büyük kayıpların önleyicisi olmaktadır.

Siz İş Güvenliği Uzmanı olarak ne tür hizmetler veriyorsunuz?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının merkezi olarak yapmış olduğu ilk sınav olan 2010 yılında iş güvenliği uzmanlığı sertifikasına sahip olan ilklerdenim. İş güvenliği uzmanlığı ile ilgili olarak kanunun ve yönetmeliklerin tüm gereklerini hizmet verdiğim kuruluşlarda tecrübelerim ışığında uygulamaya çalışmaktayım. Uzun yıllardır içinde bulunduğum çalışma hayatımda iş güvenliği konusunda birçok farklı sektöre hizmet verdim ve vermeye devam etmekteyim. Endüstri Mühendisliğinin vermiş olduğu farklı bakış açısı bu konuda ki tecrübelerimi uygulamada bana sistematiklik kazandırmıştır. Bizim mesleğin temelinde insan odaklılık vardır ve bunu iş güvenliği uzmanlığı ile birleştirince farkındalık yaratıyorsunuz.  İş güvenliği uzmanlığı yaparken bilgi birikim ve tecrübe çok önemlidir işverenlerin bu konuya dikkat etmeleri gerekmektedir çünkü uzun yıllar çalışma hayatı ve tecrübe sonucunda edinilmiş bilgiler ışığında bir işyerinde yaşanacak her türlü tehlikeyi öncesinde tahmin etmek daha kolay olacaktır ve bunu da ancak ve ancak tecrübe ile sağlarsınız.

İş güvenliği uzmanı olarak tecrübelerimi eğitimler ve danışmanlık vererek olarak işyerlerimize sunmaya devam ediyorum. Ayrıca hizmet verdiğim kuruluşlarda iş güvenliği faaliyetlerinin kalıcı ve etkin olması için OHSAS 18001, ISO 9001:2008, ISO 14001 kalite yönetim sistemlerini işletmelere kurmakta ve sistemi kurduktan sonra da; Kalite Yönetim Sistemleri, İş Sağlığı ve Güvenliği Temel Eğitimleri konularında eğitim vermeye profesyonel olarak devam etmekteyim.

Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz Orhan Bey. Son olarak ne söylemek istersiniz?


Sözlerime son verirken çok önemli olan ve tüm çalışanları ilgilendiren hassas bir konuda okuyucularınızı bilgilendirmeye aracı olmanız nedeniyle sizlere çok teşekkür ediyor, sağlıklı, mutlu bilinçli ve kazasız bir çalışma hayatı diliyorum.

Orhan Demir
Orhan Demir

Biyografi: Orhan Demir

Orhan Demir, Kayseri Erciyes Üniversitesi /Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği bölümünü bitirmiştir. Kalite Yönetim sistemleri ile ilgili birçok kademede çalışan ve tecrübe sahibi olan Orhan Demir bu konuda bir çok firmaya uygulamalı danışmanlık hizmeti vermektedir. ISO 9001:2008, ISO 14001 ve OHSAS 18001 ile ilgili Baş Tetkikçi olan Orhan Demir aynı zamanda İş Güvenliği C sınıfı Uzman sertifikasına sahiptir. Ayrıca Kobilere MFİB, Kalkınma ajansları gibi kurumlardan hibe yoluyla projeler hazırlayarak danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu kapsamda Türkiye’ nin birçok bölgesindeki kobilerin teknolojik yatırım yapmalarında üretim ve kapasite artırmalarında hibe yoluyla projeler yazarak etkin rol oynamıştır. Danışmanımız; Kalite Yönetim Sistemleri, İş Sağlığı ve Güvenliği Temel Eğitimleri konularında eğitim vermeye profesyonel olarak devam etmektedir.


Kapitalizm: Özgür Kölelik