Gezerken Yağmurda Rüzgarda Karda

Yazmak nedense zor geliyor son zamanlarda. Daha cümleye başlarken, fikrim eskimiş gibi geliyor bana. Yeni bir şeyler söyleme sevdası elimi kolumu bağlıyor adeta. Mevsim bile sıkıştı kaldı buluta, güneş açamadı bir türlü.  Kulağımdan bugüne kadar kaçmış, Münir Nurettin Selçuk’a ait nihavent bir eserle ışıdı güneşim.

kar

Eskimemiş, insan var oldukça da hiç eskimeyecek şu sözlerin güzelliğine bakın hele:

Gezerken yağmurda rüzgârda karda
içimde güneşi yakar giderim
ömrümü kaplayan karanlıklarda
ben bir şimşek gibi çakar giderim

Varsın kovalasın gece gündüzü
bahar içimdedir, düşünmem güzü
bana gülmese de hayatın yüzü
ben ona gülerek bakar giderim.”

Nice zaman önce yazılmış bu sözlerde eskimiş hiç bir şey olmadığı gibi, yeniye doğru insanı koşturan, kanınını tutuşturan bir sıcaklık var değil mi?

Ruhsal girdaplarımda dibe yolculuklarım, hep içimdeki ışığı yakabildiğimde terse dönüp, yukarı zıplattı beni. Siz de de öyle olmuştur mutlaka karanlık günlerin bitişi. Göz kamaştıran bir aydınlık gelir ardından ve artık içinizi karartan tüm nedenler görünmez olur, anlamsız kalır. O içsel ışığı yakan düğmenin yerini bir hatırlayabilsek çok da kolay olacaktır aydınanma amma düğmenin varlığını bile unutmuşuzdur çoktan.


Onca öğreti, ders, kurs, okuma hepsi ışığa kavuşma, aydınlanma, özgürleşme adına alındı. Hepsi şu düğmeyi yaratma, bulma adına yapılıp, emekler döküldü uğruna. Sonra kişiye özel, butikvari bir sorun değil de, global bir sorun olarak düşüverince öne, içinden çıkılmaz bir karmaşa yaratıyor bilincimde, bilinçaltımda, bilinçüstümde… Yani hep birlikte egzos gazı çıkartıp, sonra da hepimizin ciğeri yanınca; kesilen ormanların faturası her birimizin burnuna sokulunca, benim içimdeki o tek düğmeyi bulup, ışığımı yakmamın globale yararı sanki anlamsızlaşıyor minik beynimin içinde.

Münir Nurettin Selçuk

Münir Nurettin’in şarkısını söyleyerek yürümek güneşte kopan fırtınaların yarattğı manyetik savrulumlarda, nisan baharında ülkemin batısına düşen karda, asit yağmurlarında, çölleşen topraklarında, maden ocaklarından tüten hırsın kavurduğu  hayvansız meralarda, körpecik bedenlerin ne uğruna bilmeden şehit düştüğü dağlarında ülkemin… içimizdeki güneşleri yakarak, şimşekleri çakarak, çoğalarak bilincimizle, çoğaltarak ışığı ne güzel gelecek doğmamış çocuklarımıza kimbilir…

Güneşli günler dilerim hepinize.