Kalite nedir – ne değildir?

Kalite kavramı; insanın hayatının her kulvarında peşinden koştuğu bir kavram. Zaman, ilişki, iletişim… Hep her şeyin kalitelisine sahip olmak isteriz. Peki hayatımızdaki her şeyin üst seviyede tatmin edici, istenen mükemmelliğe yakın olması için ve bunun hayatımızın içerisinde yer etmesi için ne yapmalıyız?

kalite elma

Kaliteli bir özel ilişki ya da dostluk ilişkisi istiyoruz örneğin, Kim istemez ki? Ama her şeyde olduğu gibi bir şeyi oldurabilmek için önce olmasını istediğimiz şeyi biz olmalıyız. Eğer süregelen bir ilişkimiz yoksa ve kaliteli bir ilişkiye niyet etmişsek, cömertliği ile ünlü evrensel sisteme dilek kartlarımızı gönderirken, kaliteli bir ilişkide olmasını istediğimiz her şeyi açık ve net yazmalıyız.

Fakat listemizin her şıkkına kendimizi koyup, istediğimiz şeyi önce biz olmuş muyuz, ona bakmalıyız. Çünkü kendimizin olmadığı bir şeyi karşımızdaki kişi olsun diye yazarsak listemize, sistem önce tam aradığımızı bulduğumuz yanılgısıyla ayaklarımızı yerden keser. Mükemmel ilişkiyi yakaladığımıza inanırız. Sonra bizi olmasını istediğiniz, ama olmadığınız şey oldurmaya çalışır. Çünkü önce biz olmalıyız. Türlü derslerle, OLana kadar törpüleniriz…


Örneğin dürüst bir sevgiliniz olsun, istersiniz ama sizin pembe yalanlarla aranız iyidir. Birisiyle karşılaşırsınız. Ayaklarınız yerden kesilir. her şeyiyle tam size göredir. Aradan zaman geçer ve olması muhtemel şu üç seçenekten biriyle  karşı karşıya bulursunuz kendinizi.

1- Sevgiliniz o kadar yalan söyler ve gamsızdır ki, ilişkinizin güven ortamını yakalaması imkansızlaşır. Yalandan tiksinene kadar yalanla muhatap olursunuz. Bu evrensel sistemin bize öz aynamızdan olmasını istediğimiz şeyin zıddını yansıtarak, öğretme yöntemidir.

2- Sevgiliniz çok dürüst bir insandır ve söylediğiniz pembe yalanlar ayağınıza o kadar dolanır ki, yine kaliteli ilişki için gerekli olan güven ortamını sağlayamazsınız.


3- Sevgilinize o kadar bağlanırsınız ki, “Ne olursa olsun önemli değil. Yeter ki yanımda olsun” dersiniz.  Evrene ucu açık, muğlak bir mesaj daha göndermiş olursunuz. Bu aynı zamanda “Yalancı olsa bile” demektir. Ve sonuçta yalancı sevgiliniz sınırları o kadar zorlar ki, “Ne olursa olsun” diyemezsiniz artık. Sınırlarınızı çizmeye, kaliteli ilişki için isteklerinizi netleştirmeye itilirsiniz.

Evrensel sistem o kadar mükemmel işler ki, ilişkilerde tarafların öğreneceği derslere göre mini sınıflar oluşturulur. Herkes birbirinin öğretmenidir. Diğerinin öğreneceği derse uygun karaktere sahiptir. Hiç kimsenin dersi diğerine karışmaz. Adildir. Olayların seyrini özgür irade ile yapılan tercihler ve bu tercihlerin sonucu olan davranışlar belirler.

Kaliteli insan: Kamil insan

Yukarıdaki örnekteki taraflar eğer birlikte öğrenmeyi başarabilirlerse yavaş yavaş kaliteli ilişkiyi yakalayabilirler. Geçilen dersler ve başarısız olup, alttan alınan dersler olur. Başarılı olunan derslerin sayısı arttıkça ilişkinin kalitesi bu oranda artar.  Başarılı olunamayan derslerin sayısı artarsa aradaki uyum azalır, sonuç başarısız bir karnedir. Ve yollar  ayrılır. Yeni ilişkilerde benzer sınavlarla sınanırlar. Fakat bu sefer sınıf tekrarı yapıldığı için olaylar tanıdık, sorular daha zordur. Dersi geçemedikleri sürece, diğer derslerden geçip ilerleseler bile başarısız oldukları dersi sürekli alttan alırlar.

Kalite, diğer her şey gibi içeriden dışarıya yayılır. Kaliteli ilişkilere, kaliteli bir iş hayatına, kaliteli iletişime, hayatımızın her kulvarında kaliteye sahip olabilmenin yolu “kamil insan” yani günümüzün modern tanımıyla “kaliteli insan” olabilmekten geçer. Karakterimize, özümüze işlediğimiz kaliteli ilmekler ellerimizden yaptığımız işe, yüreğimizden tüm ilişkilerimize, girdiğimiz her ortama yansır.


Kaliteli bir dünya için, bütünün mükemmel parçaları olarak, sistemde yarattığımız kalite farkı ile bugünü ve geleceği kaliteli enerjilerle aydınlatmak dileğiyle… 


Özgül Süsler
Falanca yılın, filanca ayının, bilmem kaçıncı gününde doğmuşum. Kutu kutu pense, yakan top ve misket oynamışım. Komşuların zilini çalıp kaçmışım. Balkondan sarkan komşu teyze “kimdi o? “ diye sorunca, “Bilmem” demişim...