Bir Çocuğun Çığlığı!

Bir Çocuğun Çığlığı

Haydi! Geç bile kalındı!Artık boğazınızdaki tüm düğümlerinizi çözün!

Minicik bedenlere edilen zülme karşı, tüm düğümlere isyan etmenin zamanıdır! Bizler büyük olamadığımız sürece tüm çocuklar daima zararda olacaktır.

Bir Çocuğun Çığlığı

En büyük beden zulümlerin giydirildiği, minicik bedenlerin günahını taşıyabilecek mi insanoğlu?

Boğazımızdaki kalın düğümler sanki düğümlerin sultanı gibiler. Uykularımıza bile sıkı sıkı bağlanıp, onların firarı için boğazımızdan kalın halatlı köprüler salıveriyorlar. Lal kalabilmemiz için usta bir tüccar gibi, önce ellerimizi sonra dişlerimizi sıkı sıkı bağlıyorlar.
Daralıyor tüm geçitler!

Suyun, sızacak yer bile bulamadığı fidanlar kavrulmaya inat boy verebilir mi güneşe doğru? Bir masumun kanatları hiç bir zaman zarar görmeden gökyüzünde dolanabilecek mi?

Haydi ! Geç bile kalındı artık  boğazınızdaki tüm düğümleri çözün!
Minicik bedenlere edilen zülme karşı, tüm düğümlere isyan etmenin zamanıdır! Bizler büyük olamadığımız sürece tüm çocuklar daima zararda olacak, çocuğun çığlığı duyulacaktır.


Bir Çocuğun Çığlığı

Editörün Notu: Haberler kötü diyerek haber izlemez duruma geldik. Gazetelerin 3’üncü sayfa haberlerine bakmadan magazin köşelerine geçiyoruz. Evet, burada mutlu şeylerden bahsetmiyoruz.

cinsel şiddet

Çocuğun çığlığı duyulsun artık!

Hayatta her şey güllük gülistanlık değil. Çocuklar acı çekiyor. Biz de bu drama dikkat çekmek istiyoruz. Burada olayın ne kadar vahim olduğunun görülmesini istiyoruz. İndigo Dergisi yazarı Serpil Çavuşoğlu’nun kaleme aldığı metin, Seda Demirtaş’ın seslendirmesiyle herkesi istismara uğramış çocuklara sahip çıkmaya davet ediyor. Gelin bu görmezden gelmeye ortak olmayalım, onların sesi olalım. Çocukları istismardan koruyalım.



Önceki yazıSentetik Liderlik
Sonraki yazıMerkezkaçın Merkez’indeki ‘Bostan’
1973 İstanbul doğumluyum. Çalışma ve ilgi alanlarımı sınırlamam pek mümkün değildir. Kimi zaman kalemim bana sırdaş olmuş, kimi zaman toplumun faydasına olan cümleleri dökmüş, kimi zaman da toplumun yaralarına dokunarak dile gelmiştir. Kalemi kullanırken en keyif aldığım taraf ise "sessizin sesi" olabilmektir. Yeri geldiğinde bir taşın sesi, yeri geldiğinde bir kedinin serzenişi, yeri geldiğinde konuşamayan engelli bir çocuğun dili, yeri geldiğinde ise bir saç örgüsünü dile getirebilmek en keyif aldığım şeylerden biridir. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağısı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bu alanlarda hakkıyla faaliyet gösteren kurumların yanında bulunmanın yanısıra, mağdurların şahsen yanında istikrarla olabilmenin de güzelligini yaşayabilenlerdenim. Yönetiminde ya da genel kurulunda faaliyet gösterdiğim derneklerde doğru ekip çalışması ile "olmaz" denilenin aslında ne kadar kolaylıkla olabileceğini yaşayanlardanım. "Şunun uzmanıyım, bunun uzmanıyım" demek elbet güzel, ben direkt sahaya dalarak takım çalışmasına hızla uyum sağlayarak, iş ve zihin gücünü sergileyerek faydalı olmaktan keyif duyanlardanım. 1998 doğumlu dünya tatlısı, mutlu mu mutlu, sevimli mi sevimli, şamatacının teki olan zihinsel engelli Cansın adında bir oğulun annesiyim. Onun bana öğrettiklerinin arasında "sessizliği dinleyebilmek" en değerlilerinden biridir diyebilirim. İnsanoğlunun değer biçilemeyecek kadar değerli olan, ne kadar çok şeye sahip olduğunu unutmadan yaşamak ve bunu unutanlara da hatırlatabilmenin gururunu yıllardır şahsen yaşayanlardanım. Ailem olan İndigo'ya duyduğum sevgi, saygı ve sadakat 1 Ağustos 2011'de başladığım andan itibaren hiç bitmeden devam etmektedir. İndigo aileme ve siz okuyucularıma sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Ben 1 Ağustos 2011'den beri: Yazdım, yazıyorum ve yazacağım! Çocukluğumdan beri insanlık için çalışmalar: Yaptım, yapıyorum ve yapacağım! Daima huzurla kalmanız dileğimle...