Piri Reis: 500 Yıllık Çizgi

500 Yıllık Çizgi: 25 Ekim- 10 Kasım tarihinde Paris’te yapılan UNESCO 36. Genel Konferansı’nda 2013 yılı, dünyada Piri Reis Haritası’nın 500. yılı olarak kutlama ve anma programına alındı.

500 yıl önce bir elimde kan, diğerinde kalem vardı; korsandım, savaşçıydım, dünyayı bilmek, anlamak isteyen Halifemizin kuluydum. Benden öncekilerin devamı, tamamlayıcısı olmak istedim; kan ve istilaların karanlığında aydınlanmanın peşine düştüm. Peki Siz?

prreis2
Topkapı Sarayı’nda, kalemim kırıldığında hemen unutulacağımı ve anımsanmayacağımı hissedebiliyordum; ölüm fermanım imzalandıktan sonra, duvarların ardında muhteşem şenlikler yapılmaya devam edilmiş, koridorlarında cariyelerin salınarak dolanması rüyalara girmiş, sofalarında cümbüşlü saz alemleri devam etmiştir. Odalarından esen şehvet kasırgaları, ölümün soğuk yüzünü tenimde gezdiriyordu son kez.

Değerli yoldaşım, kardeşim, vezirim Pargalı İbrahim gibi, düğün, elçi ve zafer alaylarının geçtiği ‘ Bab- ı Hümayun’dan girip, ölülerin çıktığı ‘ Meyit Kapısı’nda yaşamım sonlanmayacaktı. Damat Makbul İbrahim ya da diğer adıyla Pargalı: Osmanlı’da ihtişamı ve debdebesiyle saltanat süren, O’ nun kadar kudretli bir başka Vezir ne gördüm, ne duydum.

1520 yılında Yavuz Sultan Selim Han’ın ölümüyle yerine oğlu Kanuni Sultan Süleyman Osmanlı’ nın tahtına oturdu. O’nun Padişahlığı İmparatorluğun fetihler dönemi olacaktı. 1524 yılı’nda padişahımın emri ile Mısır Seferi’nde Pargalı’ya eşlik ettim. Fırtınaya yakalanan donanmamızla Rodos’a sığındık ve birbirimizi daha yakından tanıdık. Kitab- ı Bahriye eserime büyük ilgi gösterdi. Bu kitabım ileride Dünya’nın ve Akdeniz’in ilk seyir hidrografi ve sosyoloji atlası olma özelliğini taşıyacaktı. Akdeniz ve adaların coğrafi durumlarını, burada yaşamakta olan halkların ekonomik ve sosyal yönlerini derinlemesine inceledim ve kayıt altına aldım. Gelibolu’ya döndükten sonra, çalışmalarımı geliştirerek Pargalı İbrahim aracılığı ile kitabımı padişahımız Kanuni Sultan Süleyman’a takdim ettim.

Ben, Piri Muhyiddin İbn Hacı Mehmed 1465- 1470 tarihlerinin arasında bir yılda Gelibolu’da dünyaya ve Osmanlı’ya gözlerimi açtım. Denizcilikten önceki hayatımın pek önemi yok. Amcam Kemal Reis’in yanında on dört yıl korsanlık ettim. İsa takvimine göre 1486- 1487 yılları arasında İspanya’nın Gırnata Şehri’nde yaşayan, ancak Hristiyanların zulümlerine uğrayan Endülüslü Müslümanların yardımına koştuk, gemilerimizle bu insanları Afrika’ya kaçırarak büyük bir olası felaketi önledik. Amcam Kemal Reis ile beraber 1491- 1493 tarihleri arasında Sicilya, Sardunya, Korsika Adaları’na ve Güney Fransa Kıyıları’na sayısız akınlarda bulunduk. O dönem Padişahımız olan 2. Beyazıt, topraklarımızı büyütebilmek için fetihlere yöneldi; kara ve deniz gücünü kuvvetlendirmek isteyen Sultan, bizim gibi korsanları gemileriyle birlikte himayesi altına almaya karar verdi. 1494 yılında Halifemiz Sultanımız’ın emrine, amcamın rızasıyla girdik. Deniz savaşlarında ilk başarım 1495- 1502 de gerçekleşen Osmanlı- Venedik Savaş’ı oldu. 1495-1510 da İnebahtı, Moton, Koron, Novorin, Rodos Seferleri’nin savaş komutanlığını yaptım. Bu esnada 1513 yılında çizdiğim Dünya haritasını Halifemiz’e hediye ederek takdirini topladım. Sen- Jan Şövalyeleri’ne karşı giriştiğimiz savaşta ( 1511) amcam Kemal Reis’i kaybettikten sonra, onun gurur duyabileceği biri oldum.

Gece; Topkapı Sarayı’na kabus gibi yayılmaya başladı. Servi ağaçları olacak olanın yasını tutar gibi ağır ağır sallanıyordu. Boğdurulan şehzadelerin hayaletleri, en saf halleri ve çocuk çığlıklarıyla oyuna dalmıştı, sinsi kumpas uygulanmak için saatini bekliyordu.

Ramazan ayının bir gecesi Padişah Efendimiz, Pargalı dostunu iftara çağırdı; mükellef bir Hünkar Sofrası kuruldu. Sultan Süleyman, dostunu, eniştesini, Veziriazam’ını ayakta karşılayıp, iltifatlarda bulundu. İftar topunun atılmasını beklerken, ilk tanıştıkları günden bu güne kadar bir ömrün tünellerinde yeniden dolaştılar ve Pargalı, kemanı ile Sultan’ın en sevdiği parçaları çaldı. Kanuni; bayram hazırlıklarını konuşacaklarını söyleyerek dostunun yatıya kalmasını isteyip ve odasına gönderdi.

Ölümün saatleri durdurduğu an geldi. Kızlarağası, Cellat Kara Ali ve Yamağı, Pargalı’nın odasına dalarak, başını gövdesinden ayırdılar. İkiye bölünen dostumun bir parçası Okmeydanı, diğeri Galata’ da Canfeda Tekkesi’ne defnedildi.

Padişahımız Efendimizin öfkesini neden üstüne çekmişti Pargalı Kardeşim? Yunanistan’ ın Parga kentinde doğan yoldaşım, yoksul bir balıkçının oğluydu. Türk korsanları tarafından küçük yaşta kaçırılıp, Manisa’ da dul bir kadına satıldı. İyi bir eğitim alan kardeşim, ileri görüşlü olduğu kadar çok da güzel keman çalardı. O zamanlar Şehzade olan Efendimiz, tesadüf eseri Pargalı İbrahim ile tanıştı ve dostlukları Cellat’ın palasını kınından çıkartana kadar sürdü.

1526 yılında ‘ Mohaç Meydan Savaşı’nın kahramanı oldu, Avusturya ile yapılan 1533 İstanbul Antlaşması’ndaki diplomatik zaferi, 1534’ deki Safeviler üzerine yapılan Irakeyn Seferi ‘ Serasker Sultan’ ünvanını almasını sağladı.

Kendini Sultan’ın kardeşi görmesi, entelektüel görüş açısı düşmanlarını da çoğalttı.: Müslümanlığının göstermelik olduğu, aslında Hristiyan ritüellerini yerine getirdiğini; Avrupa dönüşü, Pagan dönemine ait heykellerle İstanbul’ a gelmesi, putperestlikle suçlanmasının delilleri oldu; diğer ülkelerin elçileriyle görüşmesi, kritik antlaşmalarda Osmanlı’ nın gücünü O’ nun göstermesi Kanuni’ nin gözünde itibarını arttırırken, kendini yenilmez biri olarak görmeye başladı, bu da sonunu hazırladı. Padişahın iki mühründen birinin kendinde bulunduğunu ve aslında devleti kendisinin yönettiğini dar görüşlülere yineledikçe, buna inanmaya başladı. Ama, asıl önemlisi Hürrem Sultan’a rağmen, Şehzade Mustafa’yı desteklemesi sonunun gerçek nedeni oldu. 1536 Yılı’nın Mart ayında ecel ile randevuya geç kalmadı.

Pargalı İbrahim’in infazından sonra, Padişahımız Efendimiz eski dostuna ne kadar yakın olduğu kişi varsa öldürtmek istedi, bunların başında da ben geldiğim için, kendimi yoldaşımın yanına gitmeye hazırladım ve beklemedeydim. Sonradan öğrendim ki büyük denizci Barbaraos Hayrettin Paşa, bu infazın gerçekleşmemesi yönünde Padişahımızı ikna etmiş; ya kendisi hırslı görünmek istemediğinden ya da yaşarken unutulmam işine geldiğinden bunun için uğraştı, bilemiyorum. 1536- 1546 yıllarında Osmanlı’ dan ve savaşlardan uzak kaldım. 1546’da Hayrettin Paşa’ nın ölümü ve bir sene sonra benim Hint Kaptan- ı Derya’ lığına getirimem sadece kader, ölümün aşağılık bir şekilde gelmesi gibi.
pirireis2

Aydınlanma için Padişah’ın savaşçısı olmam gerekiyordu; kan dökmem, fetihler yapmam, ülkeleri haraca bağlamam gerekiyordu. Akdeniz’ i ‘ Türk Gölü’ durumuna getirmek için kılıcım kınına hiç girmedi. 1513’de çizdiğim Dünya Haritası’ nın otuz üç kaynağının bulunması ve tüme varmam için Abbasi Halifesi Ebu Cafer Mansur’un çizdirdiği ve adıyla bilinen sekiz harita; Potekiz’lilerden ele geçirdiğim dört ve Kolomb’ un haritası rehberim olması yedi denizde geçerli olan tek yol gösterici oldu. Amerika Haritası’nı çizerken, Kolomb’ un denizcilerinden biri Amcam Kemal Reis’ e esir düşmüştü, O’ nu sorgulamam, dost olmam bana gördüklerini anlatması için yeterli olmuştu.

1568 Yılında Dünya Haritası’ nı yeniden, yaptığım hataları düzelterek çizdim. Ceylan derisine çizdiğim bu harita 68x 69 cm ölçülerindedir. Grönland’ı, Kuzey ve Orta Amerika’ yı sahillerini gösterir şekilde hiç gitmediğim halde hatasız çizdim. Haritamda dört rüzgar gülü ve iki adet mil ölçeği bulunmakta olup, henüz yabancısı olduğum Ekvator’ çizgisini de kullanmaya çalıştım. İlk haritayı çizmemden sonra on beş yıl boyunca bütün keşifleri yakından takip ettim, hatalarımın farkına vardım ve kendimce kusursuzluğu yakaladım. Destanların, kör inanışların resmedildiği haritacılığın geçerli olduğu inanışı yıkarak, gözlemlerime, deneyimlerime dayalı bilimsel çizimleri ortaya koydum. Keşfedilmemiş ve hakkında bilgim olmayan yerleri boş bırakarak, bundan ötesi bilinmediğinden bu kadar çizildi sözüm, o noktada durulması içindi ama ileri de gidilmedi, acı olan buydu.

Beş yüz yıl sonra teknolojinin gelişmesiyle, çizimlerimle ilgili sırlar ortaya atılacaktı: Dünya’nın yuvarlak değil onaltıgen oluşu, uzaydan bakıldığında görülen elips, hava küre ve su kürenin gözlerde yarattığı bir yanılmaydı ve doğrusunun benim çizdiğim olduğu görülecekti. Hava ve su etkisi kaldırıldığında Dünya iskeletinin, birbiriyle 22, 5 derecelik açılar oluşturan on altı köşeden meydana geldiğini gördünüz. Yatay düzlemi haritalarda görülmesi olanaksız olan, ancak uzaydan bir görüntü elde ettiğinizde farkedebileceğiniz ve Dünya’ nın dönmesiyle bağlantılı, Arjantin’ in uzantısı olan kara parçasını kıvrımı ile beraber çizmem; Akdeniz Ülkelerinden başka yer görmediğim halde, Dünya Haritası’nı detaylarına kadar çizmem efsanelere kaynak oldu. Oysa kutsal kitabımızın dediği gibi: “Gören gözle, görmeyen bir olur mu?”

Sır; araştırmalarımın titizliği ve aklımın götürdüğü sentezde gizliydi. Aydınlanmaya olan inancım, otoriteye olandan daha güçlüydü.
2kf1

Basra Valisi Kubad Paşa’nın benden hazetmediğini biliyordum. Hürmüz Kuşatması’nı kaldırıp, Basra’ya geçtiğimde Validen yardım istedim; fakat, halka zulüm ettiğim ve mallarını yağmalattığım gerekçesiyle çağrıma duyarsız kaldı. Hürmüz Kenti’ ni yağmalatmamın tek nedeni, Frenklere yardım etmiş olmalarındandır. Osmanlı’ yı arkadan vurmaya çalışan bu yöneticilerin oyunlarını bozdum, bana husumetleri oradan geliyordu.

1551’de otuz kadar gemiden oluşan donanmamla Hint Denizi’ ne çıkarak üç gün kalacağımız Cidde’ye geçtim. Sonra Umman sahilinden geçerek, Arabistan yarımadasının güneydoğusundaki Maskat’ ı zaptedip, Portekiz’ lilerin yetmiş kadar kadırgasıyla savaştım, galibiyetimizin sonucunda Hürmüz’ e kaçan düşmanın peşinden gittik ve hata ettim. Daha sonra, Hint Okyanusu’ndaki tüm Portekiz donanmalarının birleşerek üstümüze geldiğini öğrendim ve geri çekilmek zorunda kaldım.

Hürmüz Kalesi düşecekken, geri çekilmemin nedenini rüşvet almama bağlayanlar fena halde yanılmaktadırlar; buna mecburdum, yoksa tüm donanma ve ganimet yok olacaktı. Yanıma aldığım üç kadırgayla beraber çekilmek o an için en mantıklı karardı, aksi halde Portekizliler Basra Körfezi’ ni kapatacak ve Osmanlı Donanması ve Komutanı esir düşecekti, diğer gemilere haber veremeden kumpastan çıktım. Gemimin birini yolda Bahreyn adalarının yakınında kaybettim, mürettebat ile beraber battı. 1553 yılında Süveyş’ e oradan da Mısır’ a vardım; Basra’da bulunan donanmam Amiral’siz kalmıştı.

Ülkemin çıkarlarını ayaklar altına aldığım gerekçesiyle, Osmanlı Donanması’ nı kaderine bırakıp kaçtığım için tutuklandım. Bana emanet edilen ‘ Donanma’ nın hesabını Padişaha vermek zorunda olduğumu biliyordum. Basra’ dan çıktığım gemiler ağzına kadar ganimet doluydu, bunları Portekizlilerin eline bırakamazdım. Vali Kubad Paşa, yaşanılanları çarpıtarak Mısır Valisi’ne bir mektup yazıp beni suçladı.

Mısır Valisi, beni alıkoyarak tutukladı ve seferin olumsuz neticelerini Kubad Paşa’nın yorumlarının da etkisinde kalarak ‘ Sadaret’e bildirdi. Padişahımız Kanuni Sultan Süleyman’ın kararı idamım yönünde oldu. Hürmüz Kuşatması’nı kaldırmaktan ve diğer gemileri askeri ile Basra’da kaderine bırakmaktan, görevde ciddiyetsizlikten suçlu bulundum. 1554 yılında Mısır’da başım kesilerek idam edildim ve mallarım yağmalatıldı


25 Ekim- 10 Kasım Tarihinde Fransa’ nın Başkenti Paris’ te yapılan UNESCO’ nun 36. Genel Konferansında 2013 yılı Dünya’da ‘ Piri Reis Haritası’nın 500. yılı olarak kutlama ve anma programına alındı.

500 yıl önce bir elimde kan, diğerinde kalem vardı; korsandım, savaşçıydım, dünyayı bilmek, anlamak isteyen Halifemizin kuluydum. Benden öncekilerin devamı, tamamlayıcısı olmak istedim; kan ve istilaların karanlığında aydınlanmanın peşine düştüm. Peki ya Siz?

Kaynaklar
– İnan A, Piri Reis’ in Hayatı ve Eserleri, TTK 1992
– Bostan İ, Keşifler Çağında Bir Osmanlı
– Piri Reis, Kitabı_ ı Bahriye, kervan kitapçılık 1973
Bostan İ, Piri Reis İslam Ansiklopedisi, cilt 34 TDV 2007.