Tecavüze Uğrayacak Çocuklardan Biri Sizinki Olabilir!

Bu başlık fazla mı ağır geldi? Sizin çocuğunuza tecavüz edilemeyeceğini mi düşünüyorsunuz? Emin misiniz? Neyi bekliyoruz neyi? Dünya nüfusu 10 milyarı buluyor. Tek bir çocuğa bile yapılan tecavüzün dünyayı sallaması gerekirken, bir yıl içerisinde ülkede 7 bin çocuk cinsel istismara uğruyor ve bizler seyrediyoruz…

çocuk-istismarı

Ülkemizde çocuk tecavüzleri ile ilgili istatistik bilgilere bir bakalım. Şaka şaka bakmayalım. Neden mi, sabredin okudukça anlayacaksınız.

İstatistik bilgileri severim sevmesine de, konu çocuk tecavüzleri olunca ‘ istatistik’ kelimesi bile beni çok rahatsız ediyor. (Düşüncelerim, çocuk büyük her tür fiziksel cinsel şiddet için geçerlidir. Sadece şu anki konumuz, çocuk tecavüzleridir.)

Loading...

[quote] Neyi bekliyoruz neyi? Dikkat! Çünkü bu yıl tecavüze uğrayacak binlerce çocuktan biri, sizinki olabilir! [/quote]

cocuk-istismari_199421

Araştırıp, ölçüp, biçip, veri sağlayan bu bilim dalının tecavüz konusunda ibresi 0 (sıfır) gösterene kadar hiç birimizin içi rahat etmemelidir.

Genellikle istatiksel bilgilerden çıkan verilere göre çözüme gidiliyor ya! Az olursa şöyle yapalım, çok olursa böyle yapalım deniliyor. En kötü ihtimal ile şöyleyi böyleye katarak tecavüzcüleri tahliye eder, içeriyi dışarıya, dışarıyı içeriye taşır bizim içeride hiç tecavüzcümüz yok der rahat ederiz. Hiç tecavüzcümüz yok ama içeride yok!

2010 yılında 3 çocuğa tecavüz edildi. Aaaa çok düşük bir oranmış ne güzel, bravo, demek ki sistem doğru işliyor. 201o yılında 7 bin çocuğa tecavüz edildi. (Bu gerçek bir bilgidir.) Fazlaymış yahu, artık önlem alma vakti geldi sanırım. Değerlendirmelerimiz böyle mi? böyle mi olmalı? böyle mi olacak?

Dünya nüfusu 10 milyarı buluyor. Bir tek çocuğa bile yapılan tecavüzün dünyayı sallaması gerekirken, 1 yıl içerisinde tek bir ülkede, 7 bin çocuk cinsel istismara uğruyor ve bizler seyrediyoruz.

[quote] Her yeni neslin başlamadan çöküşü, yeni gelecek olan tüm nesillerin çöküşünün göstergesidir. [/quote]

Ne ekersek onu biçeriz ya, gül ekmiyoruz ki gül biçelim. Kaktüsler ruhumuza batınca da neden canımız yanıyor demeyelim.

Evet, tüm tecavüz olaylarını sürekli olarak paylaşalım, gözler önüne serelim. Gözlerimizin kapanmasına, sırtımızın olaylara dönmesine bana dokunmayan yılandan banane denilmesine izin vermeyelim.

[quote] Son zamanlarda gördük ki sosyal medyanın gücü yadsınamayacak kadar büyük. Bu gücü kullanalım. Bu gücü öyle iyi kullanalım ki, 3 aylık bebeğe tecavüz eden adam cezasız kalmasın. [/quote]

Bu gücü öyle iyi kullanalım ki, 14 yaşındaki engelli bir kıza tecavüz eden adam cezasız kalmasın.

Bu gücü öyle güzel kullanalım ki, tüm tecavüzcüler hak ettikleri cezayı mutlaka alsın.

Ahmet! Evet evet sana sesleniyorum, 13 yaşındaki oğlun ne kadar güvende?

Ayşe, lütfen kapıda oynayan 5 yaşındaki kızına bir göz atar mısın?

[quote] Dikkat! Çünkü bu yıl tecavüze uğrayacak binlerce çocuktan biri, sizinki olabilir! [/quote]

tecavüzzzzzzz

Şimdi önemli bir kaç bilgiyi hatırlatalım.

Çocukluk döneminde yaşanan şiddet deneyimi ve tacizi beyni uzun vadede değiştiriyor.

Taciz beyinde kalıcı izler bırakıyor. Bu izler on yıl sonra bile izlenebilmekte. Alman bilim insanları bu kalıcı izleri manyetik rezonans tomografisiyle saptadı. Biological Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırma yazısına göre beyindeki değişimler, bu tür deneyimler yaşayan çocukların niçin ömür boyu psişik hastalıklara daha kolay yakalandıklarını açıklıyor.

Çocukla konuşurken anne – baba birlikte konuşabilir ama birinin daha aktif olması önerilir. Bu konuşmayı yaparken 3 konunun üzerinde durun:

1. Hiç kimsenin senin özel yerlerine dokunmaya hakkı yoktur.

2. Hiç kimsenin seni kendi özel yerlerine dokundurtmaya hakkı yoktur.

3. Birisinin senden özel yerlerine dokunmanı istemesi ya da seninkilere dokunması, saklayacağın bir sır değildir.

Çocuğa Karşı Şiddeti Uygulayan Kimlerdir?

Çocuğa karşı şiddeti uygulayan genellikle tanıdığı, evi, okulu, işyeri gibi yakın çevresinde bulunan erişkinlerdir. Aile içi şiddet çocuğa anne, baba ya da evdeki diğer büyükler tarafından, okulda şiddet ise öğretmenler ve diğer görevliler ya da diğer öğrenciler tarafından uygulanmaktadır. Bunlara ek olarak zihinsel ya da bedensel özürlü, hiperaktif ya da uyum güçlüğü çeken çocuklar şiddete daha sık maruz kalmaktadır.


  1. Aile içinde; anne babanın yaşının çok genç olması, işsizlik, eğitim düzeyinin düşük olması, ekonomik düzeyin düşük olması, ailede uyuşturucu kullanımı ya da alkolizm, aile içi geçimsizlik, çok çocuklu aile ortamı, istenmeyen çocuk olma, anne ya da babada ruhsal bozukluk olması gibi etmenler çocuğa yönelik şiddetin artmasına neden olmaktadır.
  2. Okulda ise; çok kalabalık sınıflar, sosyal baskılar, disiplin yöntemi olarak dayağın kabul görülmesi ya da öğretmenin kişilik yapısına bağlı olarak şiddet artabilmektedir.
  3. Bunun yanı sıra çocuklar; kreşler, yuvalar, bakım evleri gibi kurumlarda da şiddete maruz kalabilmektedir. Buralarda uygulanan şiddet diğer yerlerde olduğu gibi fiziksel, duygusal ya da cinsel istismar şeklinde olabilir.
  4. Fiziksel İstismarın (Şiddet) Çocuk Üzerindeki Etkileri
  5. Aile içi şiddetin önemli bir boyutunu oluşturan çocuğa karşı fiziksel ceza toplumuzda oldukça yaygın görülen bir disiplin yöntemidir. Ancak disiplin amacı ile uygulanan fiziksel ceza genellikle fiziksel istismar boyutlarında olmaktadır. Fiziksel şiddet bir kuşaktan diğerine aktarılmaktadır. Sosyal öğrenme teorisine göre çocuklar şiddet kullanmayı ve bunun normal bir davranış olduğunu anne-babalarının davranışlarını gözlemleyerek öğrenir.
  6. Fiziksel (cezanın) çocuk ve ergenler üzerindeki etkileri bir çok sosyal bilimcinin ilgi odağı olmuş ve bu konuda çok detaylı araştırmalar yapılmıştır. Yapılan bazı araştırma sonuçlarına göre;
  7. Fiziksel ceza gören çocuk kaygı yaşamakta ve içine kapanmaktadır. Bu çocukların benlik kavramlarının da olumsuz etkilediği belirlenmiştir.
  8. Fiziksel ceza ile öz saygının azalması ve psikolojik sorunlar arasında olumlu bir ilişki bulunmuştur.
  9. Fiziksel ceza çocukta saldırganlık ve şiddet davranışlarına yol açmaktadır.
  10. Şiddetli bir fiziksel ceza ile karşı karşıya kalan çocuk korkmakta ve kendisini çaresiz ve değersiz hissetmektedir.
  11. Çocukluklarında fiziksel ceza görmüş üniversite öğrencilerinin yoğun kaygı ve depresyon yaşadıkları, sosyal ilişkilerinin olumsuz olduğu belirlenmiştir.
  12. Şiddetli fiziksel cezaya maruz kalan çocuk bunu ebeveynliğin normal bir parçası olduğunu öğrenmekte ve bir yetişkin olarak aynı davranış kalıplarını kendi çocukları üzerinde uygulamaktadır.
  13. Şiddetli cezaya maruz kalanların kendi çocuklarını istismar etme olasılığı, bu tür davranış görmemiş çocuklardan 5 kat daha fazladır.
  14. Aile içi şiddet araştırmaları, çocuk ve ergen yaşta dayağa maruz kalmanın yaşamın sonraki devirlerinde eşe yönelik şiddet olgusunun hazırlanmasında etken olduğunu göstermektedir.
  15. Çocuklukta şiddete maruz kalan çocuk ileriki yaşantısında bunu sadece kendi çocuğuna yönelik olarak değil başkalarına yönelik olarak da kullanmaktadır.
  16. Babanın anneye saldırgan davranışını gören çocuklar, şiddet kendilerine yönelmese bile kurban durumundadır.
  17. Davranış sorunu olan çocuğun, saldırgan davranışları ile ebeveynlerin tutarsız bir disiplin yaklaşımı ve çocuğa ilgi ve desteğin bulunmayışı arasına pozitif bir ilişki vardır.
  18. Çocuklukta karşılaşılan fiziksel ceza sonucunda ilerideki yaşlarda ortaya çıkan saldırganlık davranışları erkeklerde kızlara oranla daha fazladır.

Kaynak:

http://www.e-psikiyatri.com

www.sosyalhizmetuzmani.org

PAYLAŞ
Önceki yazıÇocukluktan Kalma Güç Oyunları
Sonraki yazıKenevir beraat etmeli mi?

1973 İstanbul doğumluyum. ‘İlgi alanlarım şunlar ya da bunlar’ diyemem. Her şey ilgi alanıma girebiliyor. Orta okul zamanlarımda tuttuğum günlük sayesinde, kalemin sırdaşlığını keşfettim. Sırdaşlık dediğim şey, zamanla kelimelerin dansına döndüğünde ‘yazmalıyım’ dedim ve iki senedir yazıyorum. Sosyal Sorumluluk Projelerine karşı olan hassaslığım, günün birinde beni İndigo Dergisi ile buluşturdu. Kutsal amaçlar üzerine gerçekten azimle mücadele veren; dernek, vakıf, kurum ya da kuruluşların çalışmalarına aktif olarak katılmaktan mutluluk duyuyorum. Engelli bireylerin aileleri ve toplum içindeki uyuşmazlıklarını çocukluk yaşlarımdan itibaren derin bir yara olarak görmüşümdür. On dört yaşındaki oğlum Cansın’da, engellerini azimle aşmaya çalışan bir delikanlıdır. Beni en çok mutlu eden şey; konuşamayan yüreklerin sesi olabilmektir.
Yazdım, yazıyorum ve yazacağım.
Yaptım, yapıyorum ve yapacağım.