Güneş’in İkizi: Kahverengi Gezegen

Yerküre ve atmosfer değişimleri konusunda gerçekten neler olup bittiği hakkında çok az kişinin bilgisi olduğunu tahmin etmek zor değil. Aynı durum güneş sisteminin diğer gezegenleri ve güneş içinde geçerlidir.

Çoğu zaman hiçbir açıklama yapılmıyor. Sızan bilgiler yalanlanıyor, çarpıtılıyor, yönlendiriliyor ve sonuç olarak bilgi kirliliği içerisinde yok ediliyor. Araştırmacı insanlar çoğaldıkça bilgi kirliliği de çoğaltılıyor. Ayıklamak iyice zorlaşıyor. İnsanlar pes ettirilip vazgeçiriliyor. Böylece gizlenenlerin gizli olarak kalması da garantilenmiş oluyor.

Güneş sisteminde bir şeyler oluyor. Değişim var. Dönüşüm var ve tabiî ki pek çok olasılık da var. Mars atmosferi gittikçe kalınlaşıyor. Ay atmosferi büyüyor. Üst Dünya atmosferinde HO gazı oluşmaya başladı. Bu oluşumun küresel ısınmaya bağlı olmadığı düşünülüyor.

Gezegenlerin parlaklıkları ve manyetik alanları değişiyor

Jüpiter’in manyetik alanı iki kat artış gösterdi. Uranüs ve Neptün kutup değişimi geçiriyor. Güneş’in manyetik alanı 1901 yılından günümüze kadar yüzde ikiyiz otuz arttı. Dünyada 1975 yılından bugüne volkanik aktiviteler yüzde beş yüz artış gösterdi. Rusya Ulusal Bilimler Akademisinde yapılmakta olan bir çalışmaya göre Güneş sistemindeki değişimlere neden olan şeyin yüksek bir enerji alanı olduğu yönünde. Sonuç olarak tüm sistemde; enerji alanı değişimleri, parlaklık değişikleri ve atmosferik değişimler gözlemleniyor.

Yörüngeler konusunda ise zannettiğimizin aksine gezegen yörüngelerinin son derece düzenli olmadığı ve değişken özellikler gösterdiği yönündedir. Yörüngelerde gözlemlenen bazı değişimler iklimler üzerinde de etkisini göstermektedir. Kaotik yörünge değişimleri periyodik hareketlerin ileri bir safhası olarak değerlendiriliyor. Meteorlar ve kuyruklu yıldızların sayısında da bir artış söz konusudur. Rusya’nın Ural bölgesine düşen parçalar gibi ancak gizlenemeyecek kadar aşikâr ise haberleri yapılıyor. Diğerlerinin ise üstü örtülüyor. Ancak yerel haber bültenlerinden takip edilebiliyor.

güneşLouisiana Üniversitesi’nden Gökbilimci John Matese ve meslektaşı Daniel Whitmire’ye göre Güneş sistemini çevreleyen kuyruklu yıldız kümesinde dev bir gezegen bulunuyor ve sistemin içerisine buzul parçaları savruluyor. 1898 yılına dek uzanan verilerin değerlendirilmesiyle yapılan yeni bir analizde ise iki gökbilimci; Dünya’ya ulaşan ve gözlemlenebilir olan kuyruklu yıldızların yüzde yirmisinin, çok uzaklarda bulunan, karanlık bir gezegenden geldiğini ileri sürüyor. Matese, Kuyruklu yıldızların mevcut yörüngelerini değiştirerek Güneşe çok yakından geçmelerini sağlayan bir şey olduğunu ileri sürüyor ve isim olarak “Tyche” ismini kullanıyor. Matese; Satürn, Uranüs, Neptün ve Jüpiter’in sahip olduğundan daha az bir yoğunluğa sahip yıldızların kuyruklu yıldızlar üzerinde böyle bir etki yapamayacağını belirtiyor ve “Tahminimize göre bunu yapan çok daha büyük, sönük bir kahverengi cüce” açıklamasında bulunuyor.

Bu varsayım Güneşe ortalama bir ışık yılı uzakta bulunan Oort bulutunun ilerisinde bulunduğu düşünülen bir yıldızı akıllara getiriyor. Sönük bir kırmızı veya kahverengi cüce olduğu düşünülen Nemesis. Bilim insanlarının “Nemesis” adını verdikleri ve güneşimizden bir ışık yılı uzakta olduğunu varsaydıkları bir gizli yıldız. Yörünge salınımı sırasında Oort bulutuna girdiği öne sürülen bir kırmızı cüce ya da kahverengi bir cüce yıldız. Değerlendirmelere göre bu yıldız, kuyruklu yıldızların yörüngelerini etkiliyor ve bazılarının Dünya’ya düşmesine neden oluyor.

Oort Bulutu

Kuyruklu yıldızlar herhangi bir güç tarafından çekilinceye kadar Oort Bulutunda dolanıyor. Galaksi diskinde mevcut olan çekimsel güç kuyruklu yıldızları yörüngelerinden çekerek Güneş Sistemi’ne yönlendirebiliyor. Bir yıldızın çekimsel etkisi kuyruklu yıldızların yörüngelerinden sapmasına neden olabiliyor ve Nemesis ve Tyche gibi dev bir gezegen ya da cüce bir yıldız kuyruklu yıldızları çekip Güneş sistemine savurabiliyor.

St. Petersburg Pulkovo Astronomik Gözlemevinden Bilim insanı Alexander Stepanov ise Güneş sistemimizin dış kenarında gizlenen Jüpiter boyutlarındaki muazzam karanlık bir nesnenin Dünyamıza doğru hareketini ‘hızlandırdığı’ uyarısında bulunuyor. İspanyol Bilim insanları bu büyük nesnenin Güneşimizin ikizi olan kahverengi bir cüce yıldız olduğunu ileri sürüyorlar.

Bilim insanları ellerinde bulunan verileri değerlendirerek; dev gezegen, kırmızı cüce, kahverengi cüce ve benzeri olasılıklar üzerinde duruyorlar ve çalışmalarına devam ediyorlar. Bizlere en net sonucu ulaştırabilmek için. Yapılan tüm bu çalışmalardan çıkan sonuçların hepsi önemli ve değerlidir fakat şu an her bir sonuç bizler için bir olasılıktır. Olasılık olmayan şey ise tüm bu olup bitenlere neden olan ve henüz kaynağının ne olduğu tam olarak netleşmemiş olan ‘bir çekimsel etki’dir. Bu etkinin kuvvetle muhtemel olasılıklarından biri ise şüphesiz kahverengi cüce yıldız kardeştir. Güneşin ikizi olabilir. Eliptik bir yörüngesi bulunabilir. Çalışmalar ilerledikçe her şey netlik kazanabilir. Karanlık uzayda kahverengi cücenin şimdilik görünmüyor olması anlaşılabilir ama başlıkta da belirttiğimiz gibi bu bir olasılıktır ve insanoğulları ve insankızları her olasılığa karşı açık olmalıdır.