Mazlum ve Mağdur Olmanın Getirisi Çocuk Suçlular

Çocuk ve hukuki anlamdaki ‘’suç’’ kavramlarını bir arada görmek bile üzücü. Ancak hayatın da bir gerçeği… Her yıl binlerce çocuk suç işlemekte ya da suça itilmekte.

”Suç işlemek” hangi yaş grubunda olursa olsun, gerek bireysel gerek toplumsal açıdan yaşamın normal akıcılığını tehdit eden bir olgudur. Ancak çocuk yaşta işlenen suçların, ileriki yaşlarda işlenecek suçlara da zemin hazırlaması ayrı bir soruna işaret etmektedir. Köknel (2001) ileri yaşlarda suç işleyen bireylerin yüzde doksanının çocukluk ve gençlik yıllarında da suç işlediğini belirtmektedir.

çocuk

Çocuk suçlarını, nedenleri açısından gruplamaya kalkacak olursak (Peker, 1994):

  1. Zeka geriliği ve gelişimindeki gerilik nedeniyle işlenen suçlar.
  2. Yeterince sosyal eğitim almayan çocukların işledikleri suçlar.
  3. Ergenlik döneminde işlenen suçlar.
  4. Bozuk aile düzeninden gelen çocukların işledikleri suçlar.
  5. Ekonomik yoksunluk nedeniyle işlenen suçlar.
  6. Nörotik ve ruhsal bozukluklar nedeniyle işlenen suçlar.
  7. En fazla üzerinde durulması gereken psikopatik suçlar.

Suç işlediği öne sürülen çocukların yaş durumunu ve ceza infaz kurumuna giren hükümlüler içindeki oranını anlamamız açısından aşağıdaki tablo faydalı görülmektedir.

TÜİK Verileri
TÜİK Verileri

Görüldüğü gibi 25-34 yaş grubuna kadar suç işleme sayıları giderek artmakta,  35-44 yaş grubuyla birlikte tekrar düşmeye başlamaktadır. Çocukların daha çok hangi suçlara yatkın olduğunu anlamamız açısından da aşağıdaki tablo açıklayıcıdır.

TÜİK Verileri

Çocukların işledikleri suç türlerine baktığımızda yağma ve hırsızlık suçlarının ön planda olduğu görülmektedir.

Sosyo-Ekonomik Sıkıntıların Suça İttiği Çocuklar Suçla Büyüyen Çocuklar

Genel olarak çocukların suç işleme nedenlerine, yaş-suç ilişkisine ve çocukların hangi suçları işlediklerine değindikten sonra biraz daha genelden özele inelim. Yazının bundan sonraki kısmında ekonomik ve sosyal yetersizliklerin ortaya çıkardığı çocuk suçlulara değinelim.

Bu bölümde dört farklı ilde yapılmış olan çalışmaların konuyla ilgili sonuçları ve ortaya çıkan genel sonuçlar verilmeye çalışılmıştır.

Kızmaz ve Bilgin (2010) Sokakta Çalışan/Yaşayan Çocuklar Ve Suç: Diyarbakır Örneği

Sokakta çalışan/yaşayan çocuklar üzerinde yapılan bu çalışmada yer alan 30 çocuğun tamamı polis tarafından göz altına alınmıştır.

1. Sokakta yaşayan çocukların en çok hırsızlık suçlarını işledikleri, aile yapılarının sorunlu olduğu, sokaklarda uyuşturucu veya bağımlılık yapıcı madde kullanma alışkanlıklarının oluştuğu, suçlu akran sahibi oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır.

2. Araştırmada yer alan çocukların % 94’ünün ailesi fakir ya da çok fakir olarak nitelendirilmektedir.

3. Çocukların ailelerinin eğitim seviyesi düşüktür(% 90’ının annesi okuma yazma bilmiyor, babalarının da % 43’ü her hangi bir okul mezunu değil).

4. Çocukların % 90’u evde sürekli ve bazen fiziksel şiddet gördüğünü ifade etmektedir.

5.Yoksulluk sorununun aşılmasında çocuk emeğinin sömürülmesinin alternatif geçinme stratejisi olarak benimsenmesinin, çocukların riskli ve suçlu alanlar ve yaşamlarla yüz yüze gelmeleri ile sonuçlandığı söylenebilir.

Bayındır, Özal ve Köksal (2007) Çocuk Suçluluğu Demografisi: Kütahya Şehri Örneği

1. Çocuklar, yoksulluk nedeniyle ihtiyaçları karşılanmadığında mala yönelik suçlara yönelebilmektedir. Aslında hırsızlık yapan bir çocuk ihtiyaçlarının giderilmesinden ziyade, aile ve okul denetiminden uzak kalmanın getirdiği başıboşlukla suça yönelmekte; aileden göremediği sevgi ve sevecenlik eksikliğini gidermek için bu yola başvurmaktadır.

2. Özellikle mala yönelik suçlarda çocukların % 50’sinden fazlası gruplar halinde hareket etmektedir. Okuryazar olmayan çocuklarda bu oran %60’lara dayanmaktadır. Bu durum bir nevi sosyal dayanışma ihtiyacının bir getirisidir.

 Şen, Karbeyaz, Toygar, Akkaya (2012) Eskişehir’de Suça İtilen Çocukların Sosyodemografik Değerlendirilmesi 

1. Okul çağında olan çocuklardan, okula devam etmeyenlerin suç işlemeye ve suça maruz kalmaya daha yatkın olduğu görülmektedir.

2. Okuryazar olmayan çocuklar, çevreye uyum konusunda daha zayıf olduğundan, suç işleyen arkadaş gruplarına ve toplu işlenen suçlara daha yatkın görülmektedir.

3. Ailenin kalabalık olması, sosyo-ekonomik seviyenin düşük olması, yaşanılan yerin gecekondu olması suç işleyen çocuk sayısının artmasında etkili görülmektedir.

Sarı (2005) Düzce İl Gelişme Planı: Gelir Dağılımı, Yoksulluk ve İstihdam

1. ‘’Gelirin adaletsiz dağılımı suç işleme oranını yükseltir. Elde ettiği gelirin diğer fertlerin gelirine göre düşük olduğunu düşünen kişi toplum tarafından mağdur bırakıldığını düşünebilir. Bu düşünceye sahip olan kişinin göstereceği tepki, gayri meşru yollardan kendisinden ekonomik olarak daha iyi durumda olan insanlara ulaşma olarak somutlaşabilir.’’

2. Gelir farklılıkları ile beraber yüksek suç oranı, eğitimsizlik, güvensizlik, umutsuzluk ve istikrarsızlık gibi faktörler toplumsallık güdüsünü yok eder.

Yapılmış olan çalışmaların sonuçlarını bir araya getirerek toparlayalım.

 Aileden kaynaklanan nedenler: Ailenin ekonomik durumunun düşük olması, ailenin eğitim durumunun düşük olması, ailenin kalabalık olması, aile yapılarının sorunlu olması, ailede şiddet olması, çocukların para kazanmaya zorlanması, ailenin yeteri kadar sevgi ve ilgi gösterememesi, ailenin yaşadığı evin fiziksel ve sosyal açıdan yetersiz olması.

Çocuklardan kaynaklanan nedenler: Suçlu akran edinme, uyuşturucu ve madde bağımlılığına özenti, ihtiyaçlarını giderme yoluyla aile ve okul denetiminden uzak kalma isteği. Bu çocukların en fazla işlediği suçlar hırsızlık gibi mala yönelik suçlardır.

Toplumsal nedenler: Çalışmak zorunda kalan çocukların suç unsuru taşıyan konularda istismar edilmesi, özellikle eğitime devam etmeyen ve okuryazarlığı olmayan çocukların çevreye uyum sorunu nedeniyle bir arada suç işleme güdüsü, gelir farklılıkları başta olmak üzere toplumsal hayatın her alanında kendini gösteren eşitsizlik ve adaletsizlikler.

2

Bütün bu sonuçlar ‘’Dışlanmışlar Durağı Tarlabaşı Belgeseli’nde’’ geçen şu cümlenin üzerine bir kez daha düşünmeyi gerektirmekte. [quote]‘’Mazlum ve mağdur olanın uzun süre masum kalması mümkün değildir.‘’[/quote]

İnsanlar eğer mağdursa ve bunun üzerine elinden hiçbir şey gelmiyorsa, zamanla kendisini mağdur edenlere kin duymaya başlar. Eğer bu insan henüz duygu ve düşünceleri olgunlaşmamış bir çocuksa bu kin yavaş yavaş, mağduriyetle yakından uzaktan alakalı olan herkesi içine alabilir. Çocuk varlığını devam ettirmek için, güçlü olduğunu hissettirmek ve suç işlemek zorunda olduğuna karar verebilir. Ondan sonra da hem o çocuğun hem o toplumun vay haline…

Ailenin sevgi ve ilgi eksikliği bu konuda da ortaya çıkmaktadır. Ailelerin bilinçlendirilmesi gerekliliği, aile eğitiminin arttırılması gerekliliği burada da kendini göstermektedir. Ancak aileleri bilinçlendirmek için uğraşıldığında karşılaşılacak temel sorun, özellikle sosyo-ekonomik seviyesi düşük olan ailelerin hayat mücadelesi içinde beklenen farkındalığı göstermesinin zor olmasıdır.

Aileden ve çevreden alamadığı sevgi ihtiyacını suç akranlarıyla gideren çocuklar, toplu halde suç işleyerek kendilerini tatmin etmeye çalışmaktadır.

[quote]Toplum vicdanı yeteri kadar gelişmediği ve suç işlettiren çete ile insan sayılarının çokluğu nedeniyle, çalışmak zorunda kalmış olan çocuklar suç ortamına itilmektedir. Toplumda bu konuda farkındalık uyandırmak gerekmektedir.[/quote]

Gelelim asıl soruna. Ekonomik ve sosyal eşitsizlik ve adaletsizlikler. Politika yapıcılar bu eşitsizlik ve adaletsizlikleri mümkün olduğunca azaltmalıdır.  İnsanlar farklı sosyo-ekonomik gruplarda yer almakta, ancak bir arada yaşamaktadır.  Ve herkesi aynı ekonomik seviyeye getirmek, her çocuğun ailesinin mükemmel olmasını sağlamak mümkün değildir. Ancak eğitim alanında, sağlık alanında, sosyal alanlarda, kamu işlerinde herkes aynı haklardan aynı şartlarda yararlanabilmelidir. Tanıdık yoluyla işini kısa yoldan halledip, garibanların hakkını yiyenlere izin verilmemelidir. İnsanların sosyo-ekonomik durumuna ve menfaat ilişkisine bağlı ayrımlara karşı, devletin daha hassas olması gerekmektedir. Aynı şekilde toplumun ve bireylerin de bu konularda vicdanlarını yoklamaları gerekmektedir.

Çocuk Suçlu

Ve öğretmenler…  Eğitim, hayatın realitesi karşısında her şeyin çaresi olamamaktadır. Ancak gariban bir çocuğu sevgi dolu bir öğretmenle buluşturmanın tek yoludur eğitim. Eğitimin kalitesi teknolojik araçlardan, fiziksel ve sosyal imkanlardan ziyade öğretmenliği kutsal bilen öğretmenlerle artacaktır. O nedenle de eğitim dünyasının en önemli gündemlerinden birisi, öğretmenlerin seçilmesi, yetiştirilmesi ve geliştirilmesi olmalıdır.

[quote]Tanrım mahkemede bir çocuğu savunmam gerekecekse savaş zaten kaybedilmiş olur. Bence asıl savaş burada sınıfta verilmeli. / Öğretmen Erin Gruwell-Özgürlük Yazarları[/quote]

Yukarıda bahsettiğim cümledeki bakış açısına sahip öğretmenleri bulmak ve yetiştirmek gerekmektedir. Konuyu daha fazla uzatmamak için öğretmenlerin yetiştirilmesi konusuna çok fazla girememekteyim. Ancak şu kadarını söylemek isterim. Eğitim fakültelerine girmek ve eğitim fakültesinden mezun olmak bu kadar kolay olmamalıdır. Eğitim fakülteleri öğretmen ihtiyacı kadar öğrenci almalı ve mutlaka girişlerde öğretmenliğin gerektirdiği psikolojik şartlar ve diğer yeterlilikler ölçülmelidir. Bu kadar çok işsiz öğretmen yetiştirileceğine, eğitim fakültelerinin asıl işlevlerinden biri, ”var olan öğretmenlerin gelişmesine destek olmak” olmalıdır.

Yazımı babası işsiz olduğu için çalışmak zorunda kalmış, boyacı bir çocuğun güzel bir cevabıyla sonlandırayım. Aslında düşünen beyinler için analize değer bir durum. Yanlış hatırlamıyorsam, anlattığına göre babasına iftira atılmış ve hiçbir hak iddia edemeden işten çıkarılmış. Üniversite yıllarında bir cami avlusunda tanışmış ve sohbet etmiştik. Şöyle sormuştum. ‘’Büyüyünce ne olmak istiyorsun abicim.’’ Çocuk: ‘’Avukat olmak istiyorum abi.’’ Ben: ‘’Hayırdır neden avukat olmak istiyorsun.’’ Cevabı çok güzeldi.

‘’Haklıyı haksızdan ayırmak için abi, haklıyı haksızdan ayırmak için.’’

[quote]Onun babasının hakkını savunmamıştı kimse, ancak o büyüyünce bütün hakkını savunamayanların hakkını savunacaktı…[/quote]

Kaynaklar

Doç.Dr. Ramazan Sarı. (2005). Düzce İl Gelişme Planı: Gelir Dağılımı, Yoksulluk ve İstihdam.

Doç.Dr. Zahir Kızmaz, Rıfat Bilgin. (2010). Sokakta Çalışan/Yaşayan Çocuklar Ve Suç: Diyarbakır Örneği, Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 9(2), 269-311.

Prof. Dr. Hüseyin Peker. (1994). Çocuk ve Suç Kitap Özeti, İstanbul, Çocuk Vakfı Yayınları.  01.11.2013 tarihinde http://www.kriminoloji.com/suc%20vecocuk.htm internet adresinden alınmıştır.

Prof. Dr. Özcan Köknel. (2001). Kimliğini Arayan Gençliğimiz Kitabından Alıntı,  İstanbul, Altın Kitaplar Yayınevi. 01.11.2013 tarihinde http://www.kriminoloji.com/Genclik_Suclari-KOKNEL.htm  internet adresinden alınmıştır.


Seçil Şen, Kenan Karbeyaz, Mehmet Toygar, Harun Akkaya. (2012). Eskişehir’de Suça İtilen Çocukların Sosyodemografik Değerlendirilmesi, Adli Tıp Kurumu.

Türkiye İstatistik Kurumu, İstatistiklerle Türkiye, 2012, Ankara.

Yrd.Doç.Dr. Nida Bayındır, Yrd.Doç.Dr. Ali Özel, Komiser Emrah Köksal. (2007). Çocuk Suçluluğu Demografisi: Kütahya Şehri Örneği, Polis Bilimleri Dergisi Cilt, 9 (1-4), 95-108.