Usta Kalemler ile Yazmak ve Aşk

Dün Tüyap Kitap Fuarı’nın son günüydü ve İndigo Dergisi olarak imza günü olan yazarlarla ‘yazmak’ tutkusu üzerine konuşmak için gittik.

Kimileriyle sonradan görüşmek için söz aldık ve hepsine aynı soruyu sorduk, Yazmak nasıl bir aşktır? Usta Kalemler; Can Dündar, Ayşe Kulin, Canan Tan, Cemalnur Sargut, Canberk Yeşilada, Ekrem Ataner, Güneri İçoğlu, Pelin Saydam bu sorumuza gülümseyerek cevap verdiler…

İşte Usta Kalemler ‘e göre yazmak ve aşk…

[divider]

Can Dündar

Yazmak, tutkulu bir aşktır.

Can Dündar

[divider]

Cemalnur Sargut

“Allah ile ilişkide kullanılacak her şey Allah aşkını çoğaltır. Yazma da bunlardan biridir.”

Yazmak Nasıl Bir Aşktır

[divider]

Canberk Yeşilada

Yazmak, kelimelerle anlatılacak gibi değildir, bağımlılık yapar. Başladığında duramazsın. Gecelerce sancılar çektirir. İçinizdekileri kağıda dökmedikçe rahat edemezsiniz. Yazmak, işte böyle bir aşktır.

Yazmak Nasıl Bir Aşktır

[divider]

Canan Tan

Yazmak belalı bir aşktır.
Yazmak Nasıl Bir Aşktır

[divider]

Ekrem Ataer

Yazılı kültüre geçmek medeniyettir, yazmak yazgıyı değiştirmektir. Mezar taşlarından, alın yazısına kadar yazı insanın ortak ve onu geliştiren serüvenidir.

Ekrem Ataer

[divider]

Betül Şekeroğlu

Yazmak, benim için “Kimya Bozumu” demek…

Betül Şekeroğlu

[divider]

Ayşe Kulin

Yazmak, bir aşk değil, EYLEM’dir.

Ayşe Kulin

[divider]

Güneri İçoğlu

Ağır cümleler beklemeyin, nefes almak gibidir çizmek (yazmak)…

Güneri İçoğlu

[divider]

Neslihan Stamboli

Önce ümitsiz başlayarak, sonra yavaş yavaş umutların filizlendiği ve sonunda alev alev yanan bir aşktır yazmak…

Neslihan Stamboli

[divider]

Pelin Saydam

Yazmak kalbini vermek ve hayatındaki en değerli anları yaşamaktır.

Pelin Soydan

[divider]

Serpil Çavuşoğlu

Serpil Çavışoğlu

[divider]

Ve bize göre yazmaktaki aşk;
Bize dokunan her gözün arkasındaki yüreğe dokunarak onda çoğalmak ve onunla bir olmaktır…

Önceki yazıBir su damlasının hikayesi
Sonraki yazıTürkiye’de Seçim Barajı Adaletsizliği
1973 İstanbul doğumluyum. Çalışma ve ilgi alanlarımı sınırlamam pek mümkün değildir. Kimi zaman kalemim bana sırdaş olmuş, kimi zaman toplumun faydasına olan cümleleri dökmüş, kimi zaman da toplumun yaralarına dokunarak dile gelmiştir. Kalemi kullanırken en keyif aldığım taraf ise "sessizin sesi" olabilmektir. Yeri geldiğinde bir taşın sesi, yeri geldiğinde bir kedinin serzenişi, yeri geldiğinde konuşamayan engelli bir çocuğun dili, yeri geldiğinde ise bir saç örgüsünü dile getirebilmek en keyif aldığım şeylerden biridir. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağısı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bu alanlarda hakkıyla faaliyet gösteren kurumların yanında bulunmanın yanısıra, mağdurların şahsen yanında istikrarla olabilmenin de güzelligini yaşayabilenlerdenim. Yönetiminde ya da genel kurulunda faaliyet gösterdiğim derneklerde doğru ekip çalışması ile "olmaz" denilenin aslında ne kadar kolaylıkla olabileceğini yaşayanlardanım. "Şunun uzmanıyım, bunun uzmanıyım" demek elbet güzel, ben direkt sahaya dalarak takım çalışmasına hızla uyum sağlayarak, iş ve zihin gücünü sergileyerek faydalı olmaktan keyif duyanlardanım. 1998 doğumlu dünya tatlısı, mutlu mu mutlu, sevimli mi sevimli, şamatacının teki olan zihinsel engelli Cansın adında bir oğulun annesiyim. Onun bana öğrettiklerinin arasında "sessizliği dinleyebilmek" en değerlilerinden biridir diyebilirim. İnsanoğlunun değer biçilemeyecek kadar değerli olan, ne kadar çok şeye sahip olduğunu unutmadan yaşamak ve bunu unutanlara da hatırlatabilmenin gururunu yıllardır şahsen yaşayanlardanım. Ailem olan İndigo'ya duyduğum sevgi, saygı ve sadakat 1 Ağustos 2011'de başladığım andan itibaren hiç bitmeden devam etmektedir. İndigo aileme ve siz okuyucularıma sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Ben 1 Ağustos 2011'den beri: Yazdım, yazıyorum ve yazacağım! Çocukluğumdan beri insanlık için çalışmalar: Yaptım, yapıyorum ve yapacağım! Daima huzurla kalmanız dileğimle...