Umut Treni Gönüllüleri- Uluslararası Gönüllüler Günü

Eğer yüreğinizde vicdan, sevgi, empati, şefkat, hoşgörü gibi duygularınız varsa, siz yemek yerken başka insanların yiyemediğini- siz sıcacık evinizde otururken, başkalarının soğuktan ağladığını- sizin çocuğunuz okula giderken başkalarının gidemediğini- hastalandığınızda ilacınızı alabilirken, başkalarının ilaçsızlıktan acı ile kıvrandığını düşünmeden edemiyorsunuz. Yemek yerken kaşığımı ağzıma götürdüğümde kaç kere gözlerimin dolduğunu bilseniz şaşarsınız. – Burhanettin Güler

Serpil Çavuşoğlu ve Umut Treni Derneği Başkanı Burhanettin Güler
Serpil Çavuşoğlu ve Umut Treni Derneği Başkanı Burhanettin Güler

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1985 yılında 5 Aralık tarihini “Uluslararası Gönüllüler Günü” ilan etti. Uluslararası Gönüllüler Günü 21 yıldan bu yana ülkemizin de aralarında bulunduğu 171 ülke tarafından gönüllü çalışmaların faydalarını dünya çapında duyurmak ve gönüllü programlara katılımı arttırmak amacıyla kutlanıyor. Gönüllülük demek: İçinde bulunduğu toplulukta herhangi bir karşılık ya da çıkar beklemeksizin bir işi yapmayı kendiliğinden üstlenmek demektir. Gönüllülüğün faaliyet kapsamı çok geniştir.

[quote]Gönüllülük boş vakitleri doldurmak değil, ihtiyaç sahibi olunan konular için vakit ayırabilmek demektir.[/quote]

İster bir Sivil Toplum Kuruluşu vesilesi ile ister bireysel olarak ihtiyacın bulunduğu her alanda faaliyet gösterebilmek; zaman- mekân- ekonomik- kültürel- bedensel- zihinsel vb her tür imkânlarını kullanabilmek, insani görevlerden biridir.

Faaliyetlerini bizzat takip ettiğim ve faaliyette bulunduğum Bir Sivil Toplum Kuruluşu olan, Umut Treni Derneği Başkanı Burhanettin Güler ile bir söyleşimiz olacak. Bakalım bize İnsani yardımlar, yani gönüllülük hakkında neler söyleyecek.

Röportaj: Serpil Çavuşoğlu

Sevgili Burhanettin Bey, gönüllülük ilkesi ile çok büyük faaliyetlerde bulunarak toplumsal fayda adına istikrarla çalıştığınızı görüyorum. Size ilk sorum: Neden bir gönüllüsünüz?

Eğer yüreğinizde vicdan, sevgi, empati, şefkat, hoşgörü gibi duygularınız varsa, siz yemek yerken başka insanların yiyemediğini- siz sıcacık evinizde otururken, başkalarının soğuktan ağladığını- sizin çocuğunuz okula giderken başkalarının gidemediğini- hastalandığınız da ilacınızı alabilirken, başkalarının ilaçsızlıktan acı ile kıvrandığını düşünmeden edemiyorsunuz. Yemek yerken kaşığımı ağzıma götürdüğümde kaç kere gözlerimim dolduğunu bilseniz şaşarsınız. Gönüllülük; gönlü olan herkesin içinde mutlaka var olan bir duygudur. Hayatın içinde kendi ihtiyaçlarımızı karşılamak için koştururken unutabildiğimiz ama bize hatırlatabilecek kişi, kurum ya da küçücük olaylarda tekrar canlanan hele bir de zorlu bir hayatınız olmuşsa harıl harıl yüreğinizi yakabilen bir ateştir. Bu ateş benim yüreğimde hiç sönmeden yandığı için bir gönüllüyüm.

Burhanettin Güler
Burhanettin Güler

Öyleyse sizin gönüllülüğünüz Umut Treni Derneğini 4 Şubat 2011 tarihinde kurmadan çok önce başladı…

Aynen öyle Serpil Hanım. Kendimi bildim bileli, haberim olan ulaşabildiğim hastaları hastaneye taşıyarak, kan vererek, kan bularak, erzak toplayıp dağıtarak, gece soğuğunda minik bir ateşin çevresinde toplanmış sokak çocuklarına, hastane kapılarında yatan refakatçilere çorba götürerek ve daha sayamayacağım pek çok bireysel eylemde bulunarak hayatım geçti. Ama bir gün fark ettim ki, insanın içindeki bu ateş birkaç kişiye yardım ederek dinmiyor. Birkaç kişi değil binlerce hatta milyonlarca kişiye ulaşabilmek gerekliydi ve bu düşünce ile Umut Treni Derneği ortaya çıktı.

Peki, şu anda yürüttüğünüz faaliyetleri kimlere ve nasıl duyuruyorsunuz?

Doğru kullanıldığı takdirde sosyal medyanın başaramayacağı hiçbir şey olmadığını hepimiz görüyor ve biliyoruz. Yaptığımız tüm faaliyetleri sosyal medyanın inanılmaz yayılabilen gücü sayesinde oluşturabiliyoruz. Tüm organizasyonların haberleri Facebook üzerinde oluşturduğumuz sayfa ve gruplar üzerinde yayınlanıyor.

Haklı olmasına haklısınız da Facebook üzerindeki insanlar, tanımadığı, bilmediği, görmediği bir derneğe neden yardımcı olsunlar ya da oluyorlar?

İşte bizim farkımız burada başlıyor. Ne yazık ki ülkemizde bu yola gönüllülük ilkesiyle çıkan, fakat sonraları insanların vicdani duygularının çok rahat istismara uğratılabileceğini gören, çıkarsızlıktan çıkar sağlamaya dönüşen oluşumlar, insanların gönüllü derneklere inancını kaybetmesine sebep olmuştur. Dolayısıyla insanlar haklı olarak; nereye, kime yardım ettiklerini en gerçek anlamda görme ihtiyacı hissediyorlar. Bizlerde bunu, bizlere gelen destekleri hiç kimseyi mağdur etmeden fotoğraflayarak sunuyoruz. Bir örnek vermek gerekirse yurtiçi ve yurt dışından bizleri takip ederek güvenen ve tekerlekli sandalye parası gönderen kişiler aynı gün içinde anlaşmalı Medikal firmasından alınan tekerlekli sandalye fotoğraflarını, kendilerine teşekkür edilerek sunulmuş haliyle sosyal medyadaki tüm grup ve sayfalarımızda görebiliyor. Bu yeterli mi, bağışçı için belki yeterli ama bizim için değil. Bize bu bağışın haberi geldiği anda, bu sandalyeye ihtiyacı olan kişi belirleniyor, teslimat yapılıyor ve bu teslimat sırasında da fotoğraflandırılıyor. Peki, bu yeterli mi? Bağışçı için belki yeterli ama bizim için yine değil. Dünyanın neresinde olursa olsun her bağışçımızın kendisinin bizzat gelerek bağışını yapmasından daha büyük bir ispat olamaz. Dolayısıyla her bağışçımızı bizzat davet ediyoruz. Gelebilecek olan bağışçılarımız geliyor, bizlerle tanışıyor, küçücük bir dernek mekânında ne kadar büyük işler yapılabildiğini görüyor ve bizzat kendi elleriyle her türlü bağışını ihtiyaç sahibine ulaştırıyor.

Umut Treni Gönüllüleri
Umut Treni Derneği Gönüllüleri

Siz büyük bir şeffaflıktan bahsediyorsunuz. Yani; gelin, görün, tanıyın, kendiniz verin felsefesiyle ilerliyorsunuz.

Kesinlikle öyle. Empati kuruyorum, ‘emin olmak isterim’ diyorum ve herkesin de emin olmasını istiyorum. Herkes gelsin görsün, simit çay ve yüreğimizin tadına baksın, diyorum. İnsanlar bizi görüp, tanıyıp nasıl bir sistemle çalıştığımızı gördükten sonra gönüllü üyemiz olarak kalmaya devam ediyorlar. Bir de tabi işin başka bir boyutu var, bunu da söylemeden geçemeyeceğim. İnsanlar bizim ne kadar şeffaf olduğumuzu görebiliyorlar ama nadiren olsa da biz bazen bazı insanların şeffaflığını göremiyoruz. Destek vermek için aramıza katılan bazı insanların sonradan başka beklentiler içerisinde olduğunu görüyoruz. Beklentileri, çıkarları karşılanmadığında aramızdan ayrılıyorlar. Olayın ne yazık ki bir de şöyle bir boyutu var “kaşığıyla verip sapıyla sökmek” deyimini bilirsiniz. Eğer bir bağışın böyle bir durumu getireceğini seziyorsak bağışı kabul etmiyoruz. Bizlerin amacı mağdur etmek değil, mağduriyetten kurtarmaktır. Karınca kararınca, yeteneklerimiz ve imkânlarımız doğrultusunda en doğru destek şeklini vermek için elimizden geleni yapıyoruz.

Peki, yaptığınız her faaliyeti ve fotoğraflarını yayınladığınızdan bahsettiniz. Pek çok kişinin “ yapılan yardımın habersizi makbuldür” felsefesini benimsediğini biliriz. Bu konu hakkındaki düşüncenizi alabilir miyim?

Eğer yaptığınız yardımları övgü almak (ki bu bir beklentidir ) için yapıyorsanız bu zaten bir gönüllülük demek değildir, bu sözün bu amaçla söylenildiğine inanıyorum. Bizler sadece güzel işlere vesile olan insanlarız. Ve eğer vesile olunacaksa tüm yardımların duyurulması gerektiği inancındayım. En başta söylediğim gibi, derneği kurmadan önce şahsi olarak yılda on kişiye destek verebiliyorsam, şu an dernek, tüm gönüllüler ve duyuru yaptığımız çalışmalar sayesinde yani vesile olarak yılda binlerce kişiye destek verebiliyoruz. Yaptığımız çalışmalarda görüntülenmek istemeyen hiç kimseyi görüntülemiyoruz. Hatta etik bulmadığımız durumları, destek verdiğimiz insanlar görüntülenmek istese de görüntülemiyoruz. Olayın hassasiyetinin gayet bilincinde olarak desteklerimize devam ediyoruz.

Köy Okulunda Oyuncak ve Kırtasiye Dağıtımı
Sivas’da Köy Okulunda Oyuncak ve Kırtasiye Dağıtımı

Kimlere ne tür destekler verdiğinizden, çalışmalar yaptığınızdan ve nasıl bir sistemle ilerlediğinizden bahseder misiniz?

Bizlerin neredeyse sınırı yok diyebiliriz, yani size uzun bir liste çıkacağım demektir=) Derneğimiz haftanın yedi günü açıktır. Derneğimize gelen 2. el giyim eşyaları ayrıştırıldıktan (kullanılamayacak durumda olanlar ayrılır) sonra ihtiyaç sahipleri için hazırlanır. Derneğimize gelebilecek olan ihtiyaç sahipleri her cumartesi dağıtım günümüzde bize gelerek bizzat seçip ihtiyaçlarını karşılarlar. Şehir dışında haberini aldığımız ihtiyaçlar için koliler hazırlanır ve her gün kargoya verilir. Bunlar genelde köy okullarındaki öğrenciler ya da köy ahalisi içindir.

Bizler Türkiye’nin her ilindeki gönüllülerimizden gelen haberlerle organize oluruz. İhtiyacın gerçeklik boyutundan emin olduktan sonra, köy, okul, hastane, ev, çocuk esirgeme vb her ne olursa olsun yapılabilinirlik boyutu hesaplanır, saat kaç olursa olsun anında sosyal ağ üzerinde paylaşımlara başlanıp üyelere bildirilir. On binlerce üye mesajları aldıktan sonra herkes elindeki imkânları ölçüp biçer ve nasıl destek verebileceği konusunda hem sosyal ağ üzerinden, hem de telefon numaralarımız üzerinden bizleri arayarak haberdar eder. Her şey telefon ve sosyal ağın birleşimiyle o kadar hızlı gelişir ki, bu bizi hem çok duygulandırır hem de çok gururlandırır.

Umut Treni Derneği ihtiyaç sahiplerine; gıda, giyim eşyası, ev eşyası, bot, mont- hastalara her tür medikal malzeme, bebek bezi, ilaç, tekerlekli sandalye, akülü sandalye – öğrencilere kırtasiye malzemesi, eğitim bursu, kütüphanesi olmayan okullara kütüphane, olanlara ise kitap, okullara tadilat desteği, öğrencilere diş fırçası, diş macunu – yeni doğanlara bebek kıyafetleri – lösemi servisinde yatan çocuklara ve tüm çocuklara oyuncak, çikolata vb- adak ya da kurban dağıtımı – yeni evlenen çiftlere gelinlik teminine varana kadar, elimizden gelen her tür destek için var gücümüzle gönülden çalışmaktayız.

Her hangi bir bağışta bulunma istiyorsanız ve nereye yapacağınızı bilmiyorsanız bize ulaşıyorsunuz. İsterseniz sizinle birlikte, isterseniz bizler kendi ellerimizle ihtiyaç sahibini buluyor ve teslim ediyoruz.

Gönüllülük bununla bitiyor mu? Bizde bitmiyor. Çünkü bizler sadece maddi varlıklar üzerine değil manevi varlıklar üzerine de gönüllüyüz. Pozitif enerjimizle ziyaret ettiğimiz her yerdeki insanların psikolojisini yükseltiyor, bağdaş kurup çocuklarla oyun oynuyor, hayatında hiç doğum günü kutlamamış olan çocuklara sürpriz doğum günleri düzenliyor, beş çocuğuyla maddi sıkıntılardan bunalmış anneyle birlikte mutfağa girip bulaşık yıkayıp derdini dinliyor, engelli kardeşlerimizin azimle başardıkları çalışmalarda yanlarında olarak ve aklınıza gelebilecek her alanda büyük mutlulukla destek veriyoruz.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü Tekerlekli Sandalye Dağıtımı
3 Aralık Dünya Engelliler Günü Tekerlekli Sandalye Dağıtımı

Burhanettin Bey yaptıklarınızın bu kadarla da kalmadığını biliyorum. Toplumsal olarak çok önemli iki destek daha veriyorsunuz, bunlarda da bahseder misiniz?

Elbette ki kalmıyor. Sosyal ağ üzerinde “Alo Kana İhtiyacım Var “sayfamız mevcut. Bize ulaşan acil kan anoslarını onlarca sayfa ve gruplarımızda paylaşıp on binlerce insanın görmesini sağlayarak kan ihtiyaçlarına ciddi merhem oluyoruz.

Ayrıca 2013 yılında sizin de röportajını yaptığınız böbrek hastası bir kızımız sayesinde, tüm dünyada ciddi sıkıntılar yaşanan Organ Bağışı hakkında siz ve İndigo Dergisi ile birlikte ortak çalışmalara girmekten dolayı büyük mutluluk duyuyoruz. Toplantılarına katıldığımız İstanbul Organ Nakli Koordinatörleriyle sürekli iletişimde olarak, haberlerini yaparak ve yaptığımız büyük organizasyonlarda örneğin; 3 Kasım 2013 tarihinde 550 kişilik gönüllüler kahvaltısında Koordinatörlerimize stand açtırarak” Her bağış bir hayattır “ diyerek üyelerimizim bağış yapmasına olanak sağlayarak destek vermeye devam ediyoruz. Şimdiye kadar yaptıklarımıza dair saydığım tüm maddelerin insani bir görev olduğunu söylemek isterim.

Evet, gerçekten de sınır tanımayan ve gurur duyulacak bir gönüllülük anlayışı mevcut. Sohbetimiz sırasında yurtdışındaki gönüllülerinizden bahsettiniz. Bu konu hakkında bilgi verir misiniz?

Evet, sosyal ağ sayesinde yurt dışından da sayısız gönüllümüz aramıza katılıyor. Hindistan, İngiltere, İtalya, Endonezya, Avustralya, Kanada, Fransa ve Almanya’da pek çok gönüllümüz mevcut. Almanya’nın pek çok farklı şehrindeki gönüllülerimiz yani ‘Köln’de ki Gelincikler’ grubumuz, 1 Aralık 2013 tarihinde bir organizasyon yaparak yaklaşık yüz kişi bir araya geldiler. Bize şunu bir kez daha gösterdiler ki; Gönüller bir olunca mesafeler ortadan kalkıyor.

Almanya Köln'de ki Gelincikler
Almanya Köln’de ki Gelincikler

Peki, son soru! Gönüllülük anlayışı içerisinde bağışın büyüğü küçüğü olur mu?

Çok güzel bir soru daha geldi, bunun için ayrıca teşekkür ederim. Umut Treni Derneği gönüllü anlayışı içerisinde bağışın büyüğü küçüğü olmaz. Çünkü bağış; imkânlar dâhilinde gönülden kopan demektir. İhtiyaç sahipleri için gönderilen 10 TL de, 1000 TL de aynı değerdedir, aynı güzellikle gönderilmiştir. Ayrıca imkânları dolayısıyla maddi ya da her hangi bir şey gönderemeyen ama manevi olarak kocaman yürekleri ile bizi takip ederek manevi destek veren on binlerce gönüllümüz mevcuttur. Her ne destek veriyor olurlarsa olsunlar, her bir Umut Treni Derneği gönüllüsünü tanımaktan dolayı onur ve gurur duyuyorum.

Eveeettt, içerisinde bulunduğum bu derneğin tam adı: Umut Treni Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’dir. İstanbul’un Maltepe İlçesinde küçücük bir dernek odasında dünyalarca iş yapan bu derneğin tam kapasite ile 7/24 çalışan üyelerinden biri olmaktan dolayı mutluluk ve onur duyuyorum. Sabaha doğru saat 5 de dernek sahibi Burhanettin Güler ile 50 çocuğa mont ve bot bağışı bulduğumuzda yaşadığımız sevinci anlatamam.

Umut Treni gönüllüleri olarak pek çoğumuz böyle çalışıyoruz. Dernek öncesinde bireysel ya da kurduğum gruplarla bu tür faaliyetlerim vardı ama az kişiye ulaşabiliyordum. Oysa şimdi ‘bir elin nesi var, iki elin sesi var’ diyoruz ve çoğaldıkça çoğalıyoruz. Yardımlaşmadan uzaklaşan, unutan ya da ne yapabileceğini bilmeyen herkese sesleniyoruz “Biz Buradayız!”


[quote] İnsanlık öldü diyoruz ya, hayır insanlık belki uyuyordu ama artık uyumuyor ve asla ölmedi.[/quote]

Siz de bir Umut Treni gönüllüsü olmak isterseniz bu numaraları arayabilirsiniz: 0216 305 42 45 –  0535 422 71 20

Umut ve sevgiyle kalın.


PAYLAŞ
Önceki yazıEngel Siz Olmayın
Sonraki yazıİnsanlık fabrika ayarlarına dönmeli!

1973 İstanbul doğumluyum. ‘İlgi alanlarım şunlar ya da bunlar’ diyemem. Her şey ilgi alanıma girebiliyor. Orta okul zamanlarımda tuttuğum günlük sayesinde, kalemin sırdaşlığını keşfettim. Sırdaşlık dediğim şey, zamanla kelimelerin dansına döndüğünde ‘yazmalıyım’ dedim ve iki senedir yazıyorum. Sosyal Sorumluluk Projelerine karşı olan hassaslığım, günün birinde beni İndigo Dergisi ile buluşturdu. Kutsal amaçlar üzerine gerçekten azimle mücadele veren; dernek, vakıf, kurum ya da kuruluşların çalışmalarına aktif olarak katılmaktan mutluluk duyuyorum. Engelli bireylerin aileleri ve toplum içindeki uyuşmazlıklarını çocukluk yaşlarımdan itibaren derin bir yara olarak görmüşümdür. On dört yaşındaki oğlum Cansın’da, engellerini azimle aşmaya çalışan bir delikanlıdır. Beni en çok mutlu eden şey; konuşamayan yüreklerin sesi olabilmektir.
Yazdım, yazıyorum ve yazacağım.
Yaptım, yapıyorum ve yapacağım.