Bağlardan Özgürleş Bağımsızlığa Adım At

Bağları oluşturan iki uçlu ipin sendeki ucunu bırakıver, çevrende olan bitenlerin tesirinden özgürleş… İçeriye kulak ver can, kendini kucakla… Kendi iç müziğini dinle. 

Bu yaşama neden geldin sevgili dost? Yaşam amacın var mı sence? Yoksa böyle gelmiş, böyle gidecek mi diyorsun? Sanki kendin için değil de, başkaları için gelmişsin. Başkaları için doğuyor, başkaları için yaşıyor, başkaları için adım atıyor, başkaları için ölüyorsun.

bağımsızlık

Tam şimdi ayağa kalk ve adım at!

Başkaları ne der? Başkaları ne yapar? Başkaları ne söyler? Senden başka her şeyi duyacak, her şeyi görecek yeteneğin var. Başkalarından beklentilerin, olmayınca üzülmelerin… Senin beklediğini karşındaki kişi enerji olarak bilir. Örneğin birazdan geliyorum, ya da seni biradan arayacağım der ve üzerinden üç saat geçer. Aranmazsın. Aranmadıkça için içini kemirir. Sakin olayım, dersin. Tepki versem ne olacak dersin, ama karşı karşıya geldiğinde tepkini vermiş olursun. Midende başlayan iç kemirmeler, kalbinde sağa sola çarpıp durur ve oradan bir çırpıda sıkıştığı yerden çıkan bir canlı gibi bir anda kurtuluverir. Önce “Oh!” dedirten bir rahatlama yaşatır. Sonra başlarsın, gerek var mıydı demeye… Karşındaki kişi zaten senin vereceğin tepkinin farkındadır. Olacak tepkiye rağmen davranışını devamlı sergilemek, onun için doğal bir şeydir. Nasılsa diyordur içinden, nasılsa kızacak, söylenecek ve nasılsa her şey aynı devam edecek. Aynı devam etmesini istiyor musun? Yoksa kaderime razıyım mı diyorsun? Ne diyorsun sevgili dost kendine, yüksek sesle itiraf et. Ruhun ne diyor? Dinle…

Sen bir senaryonun içindesin. Senin içindeki potansiyelleri açığa çıkarmak için karşındaki kişiler rollerini oynamaktadır. Büyük planda bunu bilirsin. Bilirsin  ki affedecek kimse yok. Bunu unuttuğun an birileri gelir, sana bunu hatırlatır sevgili dost. Resmin bütününde ruh bunlardan hiç etkilenmez. Verdiğin tepkilerden kurtulmanın bir yolu var dost. Bağlarını serbest bırak. Bağları oluşturan iki uçlu ipin sendeki ucunu bırakıver, çevrende olan bitenlerin tesirinden özgürleş… İçeriye kulak ver can, kendini kucakla… Kendi iç müziğini dinle. Bu benimle ilgili değildir demeyi öğrenmek, vurdum duymazlık değildir. Sen kendi değerinin farkındaysan çevrende de sana bunu hissettiren veçhelerinle karşılaşırsın. Senin ışığının yanında uygun olmayan bir titreşim duramayacaktır. Ya ışığını yükseltecektir ya da seni artık aşağıya izin vermediğin için çekemeyecektir. En iyisi mi, tüm tutunmalarını bırak. Ailenden, işinden, maddi dünyadaki kaybetmekten korktuğun eşyalardan bağsızlaş. Bağsızlaştığında o insanlarla ilişkilerin kopmaz, ilişkinin kalitesi değişir. Artık ya yükseltmek için yanındalardır ya da sevgiyle hoşuna gitmeyen tavırlara maruz kalman son bulacaktır. Sen değiştirmeye, dönüştürmeye çalışmazsın. Kendiliğinden olan olur.

Sen sevgide kal. Müziğinin ritmine uyumlan. Seni mutlu eden müziği oluştururken ezgilerle ak. Maskesizleşmendir bağsızlaşman. Tüm bağlarından kurtul. Bak önünde bir geçit var. O geçitten geç. Çözülen bağları arkanda bırak, onlar sevinçle  ışığa dönüşürken sen geçitten geç ve yolun devam et. Göreceksin ki kalıplarını bıraktığın için, bir beklentin olmadığı için ve olayları, insanları, durumları, hastalık ve sağlığı bir forma sokup anlamlandırmadığın için kendi cennetinde sevdiklerinle istediğin şekilde bir yaşama çekilirsin. Bir kez fark ettiğinde sevginin yaratımdan gelen hak edişiyle karşılanacaksın. Sen geçitten sevgiyle geçtiğinde göreceksin ki, kainat ardından gelecek. Ayağa kalk ve geç kapıdan. Vakit şimdi içinde bulunduğun anda beliriyor. Ertelenecek eşiklerde değilsin. Şimdi…

Tam şimdi ayağa kalk ve adım at. Kararlı bir adımın her boyutta bir harmoni oluşturacak. Kendiliğinden… Haydi bekletme kendini. Önce kendi değerini bil. Seni bekleyen de, bekleten de, sadece kendinsin.

Görüşene dek içindeki ayna sevgiyle yansısın.