Organ Nakli ve Bağışı: Kimler Bağış Yapabilir?

Tıp ve teknolojide yaşanan gelişmeler, insanların daha uzun ve kaliteli yaşamasına olanak sağlıyor. Bu gelişmelerden etkilenen sağlık konularından biri de organ nakli. Organ nakli ile hastalar daha sağlıklı ve daha uzun yaşama şansını elde ediyorlar.

organ nakli organ bağışı

Organ Bağışı: Hasta insanı iyileştirme, yaşama süresini uzatabilme, nitelikli ve kaliteli bir yaşam sağlayabilme, insanlığın sürekli üstünde durduğu, daha iyisini amaçladığı bir konudur. Organ nakli ise bir ülkenin gelişmişlik düzeyini gösteren önemli bir göstergedir. Gelişmiş ülkeler, ulusal gelirlerinin önemli bir kısmını bu sebeplerle sağlığa ayırmaktadırlar. Organ Bağışı ve organ nakli ile ilgili olarak herkesin en çok merak ettiği konuları yine bu işin uzmanlarından biri olan: Dr Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Fadime Yıldız’a sorduk. Bu yazı dizimiz istikrarla devam edecektir. Tüm Organ Nakli Koordinatörlerimize bizlere verdikleri desteklerden dolayı tekrar teşekkür ederiz. Bakalım Fadime Hanım bizlere neler söylemiş…

Röportaj: Serpil Çavuşoğlu

Fadime Hanım, öncelikle Organ Bağışı hakkında genel olarak bizlere neler söylemek istersiniz?

Öncelikle İndigo Dergisine ve şahsınıza bu konu hakkında gösterdiğiniz hassasiyetten dolayı tebrik ve teşekkür ediyorum. Sizler gibi duyarlı görsel ya da yazılı basın mensupları sayesinde halkın genelini doğru bilinçlendirme şansı yakalıyoruz. Bu da yetersiz bilginin giderilmesinde bizler için büyük bir adım olmaktadır. Konunun geneline bakacak olursak organ nakli; alıcılar açısından büyük umut kapıları aralamış bir hizmettir. Ancak tıp ve nakil alanındaki gelişmelere paralellik göstermeyen konulardan biri, nakledilebilecek yeterli organ sayısının olmayışıdır. Bu bağlamda, organ bağışı, tıp ve teknoloji alanında meydana gelen gelişmelerin çok gerisinde kalmıştır. Bugün dünyada binlerce hasta, yaşamına devam edebilmek için, büyük bir ümitle organ ve doku beklerken, milyonlarca insan başkasına fayda sağlayacak organ ve dokularıyla yaşama veda etmektedirler. Tıptaki gelişmeler bu sorunu çözebilecek bilgi ve tekniğe sahip olmasına rağmen, toplumun genel olarak bu konu hakkındaki olumsuz düşünceleri, sorunun çözümünü zorlaştırmaktadır. Bu yüzden, zaman kaybetmeden insanlar eğitilerek, bilinçli bir toplum haline getirilmesi ile sorunun çözümünde önemli adımlar atılmış olacaktır.

Organ bağışı nedir ve kimler organ bağışında bulunabilir?

Kişi hayatta iken serbest iradesiyle tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesi işlemine organ bağışı denir. 18 yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes 2238 sayılı yasaya göre organlarının tamamını veya bir bölümünü bağışlayabilir.

Organ bağışı nasıl yapılır?

Organ bağışında bulunabilmek için; organ bağışı kartını iki tanık huzurunda doldurup imzalamak yeterlidir.(Tanık neden gerekli: Bağışlayan kişinin akli dengesi yerinde ve kendi iradesi ile bağışladığının ispatı için)

Bağışlanmış olan organın uygunluğu organ bağışlayan kişide beyin ölümü gerçekleştikten sonra araştırılır.

Organ bağışı yapanların bu durumda ailelerini de haberdar etmeleri daha sonra çıkabilecek problemleri önlemek açısından yararlı olacaktır.

Organ bağışında bulunan kişilerin organ bağış kartını daima yanında taşıması organ bağışı işleminin karışıklık ve gecikme olmaksızın yerine getirilmesini sağlayacaktır. ( Burada son kararı aile verir. Ancak kartının olması aile ile görüşme yapan görevli Organ Nakil Koordinatörlerinin aile görüşmesi sürecini kolaylaştırıp hızlandırır.)

Organ bağışı nereye yapılır?

Tüm sağlık kuruluşlarında (Organ Bağış Birimlerinde), Hastanelerde, Sağlık müdürlüğünde, Organ nakli ile ilgilenen vakıf, dernek vb kuruluşlarında yapılabilir.

Bağışladığımız organlar bir bedel veya menfaat karşılığı başkasına verilebilir mi?

Kişilerin bir bedel karşılığı organlarını vermeleri 2238 sayılı yasaya göre yasaktır. Organ ve Doku Nakli Ulusal Koordinasyon Sistemi ile ülkemizde tıbben acilliği bulunan ve doku uyumuna göre en uygun olan alıcıya nakil edilir.

Diyelim ki sağlık sorunlarımız var. Buna rağmen bağışladığımız organlarımız kullanılabilir mi?

İleri yaş veya süregelen sağlık sorunlarınız olsa bile organlardan bazıları uygun alıcılara nakledilebilir.  Ayrıca sigara ve alkol gibi alışkanlıklar organ bağışı yapmaya engel değildir. Organ ve Doku bağışında gönüllülük esastır. 

organ nakli doktor ekibi
Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nakil Ekibi

Peki, bağış sonrası donör ve vücut bütünlüğü bozulur mu?

Organ alımı, ameliyathane koşullarında uzman bir hekim ekibi tarafından gerçekleştirilir.  İlgili organ alıcıya nakledilene kadar saklanır. Her organın saklama süresi ve koşulları farklıdır )Organ alındıktan sonra kadavranın yani insan cesedinin bakımı uygun ve saygın bir şekilde yapılır. Cesedin vücut bütünlüğü korunur. Madde 14 – Bir kimse sağlığında vücudunun tamamını veya dokularını, tedavi, teşhis ve bilimsel amaçlar için bıraktığını resmi veya yazılı bir vasiyetle belirtmemiş veya bu konudaki isteğini iki tanık huzurunda açıklamamış ise (organ bağışı) eşi, reşit çocukları,ana veya babası veya kardeşlerinden birisinin; bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir  yakınının muvafakatiyle ölüden organ ve doku alınabilir. Aksine bir vasiyet veya beyan yoksa kornea gibi ceset üzerinde bir değişiklik yapmayan dokular alınabilir. Ölü, sağlığında kendisinden ölümünden sonra organ veya doku alınmasına karşı olduğunu belirtmişse organ ve doku alınamaz.

Genel olarak organ bağışının yaygınlaştırılması, bilincin yükseltilebilmesi için önerileriniz nelerdir?

Basın özellikle görsel basın sağlık bakanlığı aracılığı organ bağışı hakkında çok iyi kullanılmalı. Bu konu ile ilgili kamu spotlarının ekranlarda dönüşümü sağlanmalı. Konu her eve bir şekilde girmeli.

Organ nakli konusunda ülke genelinde yeterli bilinç bulunmamaktadır. Bu kapsamda gerek yasal gerekse dini açıdan organ nakline gerekli desteğin verilmesi gerekmektedir.

Alanda yapılan çalışmalar ve organ nakli koordinatörlüğü ile alt kurullarda görev yapan bireylerin yeterince profesyonel düzeyde olmadığı görülmektedir. Bunun en önemli nedenlerinin başında da eğitim eksikliği görülmektedir. Bu profesyonelliğin kazanılması da başta iyi bir eğitim ile gerçekleştirilebilir.

Organ nakli süreci ile ilgili faktörlerin kesinlikle göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Gerek yasal, gerekse dini faktörlerin ülkemizde ne denli önemli faktörler olduğu bilindiği için bu konulara gerekli hassasiyet verilmelidir.

Avrupa ve Dünya geneline bakıldığında ülkemizin organ nakli ile ilgili yapılan çalışmalarının oldukça geride kaldığı görülmektedir. Bu kapsamda çalışmalara hız kazandırmak için alanda daha etkin kişilerin çalışmasının önü açılmalı, bilinçli ve profesyonel bir şekilde alandaki çalışmalar maddi manevi desteklenmelidir.

Uluslararası platformda yapılan çalışmaların takibi için, alanda yapılan akademik kongre, konferans ve çalıştayların da takibi çok önemli olacaktır. Bu noktada da alan uzmanlarının, çalışmaları takip edebilmesinin önü açılmalıdır. Uluslararası yeniliklerin ülkemizde uygulanmasına fırsatlar tanınmalıdır.

organ nakli röportajı
İndigo Dergisi Yazarı Serpil Çavuşoğlu ve Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Koordinatörü Fadime Yıldız

Sonuç olarak bizlere neler söyleyebilirsiniz?

Nakil adayı hastalarının nakil olmalarının sonucunda ülke ekonomisine olumlu katkısı büyük. İş gücü kaybı kazanca dönüşüyor ve hasta insan psikolojisi asgariye inmiş oluyor. Zaman kaybı kazanca dönüşüyor. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Bir gün hepimizin başına gelebilecek organ yetmezliği hastalığını düşünerek hayatta iken bize gerekli olan organlarımız yaşamımız son bulduktan sonra artık bize gerekli değil. Fakat bizden sonra organ bekleyenlerin hayatına bağışımız ile yaşam kalitesi katabiliriz. Dolayısıyla canlıdan nakil yerine beyin ölümü gerçekleşen vakaların organları daha sağlıklı nesillere vesile olacaktır.

Sevgili Okuyucularımız işte olayın geneli bundan ibarettir. En sevdiğim sözlerden biri de şudur:  İhtiyacın olduğunda nasıl ki almaya hazırsan, vermeye de hazır olman gerekir. Elbette ki kimsenin böyle zor bir durumda kalmasını, bağış için acılar içinde senelerce beklemesini hiç birimiz istemeyiz.

Doğum günlerimden birinde kendime çok değerli bir hediye vermek istemiştim. Bu hediye mal, mülk, para, şan, şöhret gibi değersiz boyutlarda olmamalıydı. Organlarımı bağışlamaya karar verdim. Ve tüm organlarımız bağışlayarak kendime en değerli hediyeyi verdiğimi düşünüyorum. Çünkü: Sizden sonra başkalarına vereceğiniz hayattan daha güzel bir hediye olamaz! Hayat bizlere öyle enteresan tesadüfler yaşatıyor ki, bu cümle üzerine zihninizde kocaman bir parantez açın ve lütfen içini iyi düşünerek sizler doldurun.

Daima sevgiyle, acısız ömürler yaşanması dileğiyle…

Biyografi:  Fadime Yıldız (Organ Nakil Koordinatörü)

1986- 1987 Bakırköy Sağlık Meslek Lisesi
1987-1988 Marmara Ünv Genel Cerrahi Kliniği Hemşireliği
1988-2006 Bakırköy Kadın Hastalıkları ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde
(Çocuk hematoloji-Çocuk Nöroloji-Çocuk Dahiliye –Kadın Hastalıkları ve Sektio (Sezeryan)-Doğum Sonrası klinik hemşireliği
2006 -……. Dr Lütfi Kırdar K.E.A.H
2008- 2013 Organ Nakil Sertifikasyon Eğitimi alarak Organ Nakil Koordinatörlüğü
2012-2013 Lisans Tamamlama
2012-2013 Yüksek Lisans

ÜYESİ OLDUĞU KURULUŞLAR
Organ Nakli Koordinatörleri Derneği
Hayata Bağış Derneği

Vizyonu
Organ Nakli Bekleyen Hastalara Umut ışığı olabilmek

PAYLAŞ
Önceki yazıBugün milyarlarca insan mutluluğu arıyor
Sonraki yazıYıldız Günlükleri Yükselen Burcunuz’a Giden Yol (ASC)
1973 İstanbul doğumluyum. 'İlgi alanlarım şunlar ya da bunlar' diyemem. Her şey ilgi alanıma girebiliyor. Orta okul zamanlarımda tuttuğum günlük sayesinde, kalemin sırdaşlığını keşfettim. Sırdaşlık dediğim şey, zamanla kelimelerin dansına döndüğünde 'yazmalıyım' dedim ve iki senedir yazıyorum. Sosyal Sorumluluk Projelerine karşı olan hassaslığım, günün birinde beni İndigo Dergisi ile buluşturdu. Kutsal amaçlar üzerine gerçekten azimle mücadele veren; dernek, vakıf, kurum ya da kuruluşların çalışmalarına aktif olarak katılmaktan mutluluk duyuyorum. Engelli bireylerin aileleri ve toplum içindeki uyuşmazlıklarını çocukluk yaşlarımdan itibaren derin bir yara olarak görmüşümdür. On dört yaşındaki oğlum Cansın'da, engellerini azimle aşmaya çalışan bir delikanlıdır. Beni en çok mutlu eden şey; konuşamayan yüreklerin sesi olabilmektir. Yazdım, yazıyorum ve yazacağım. Yaptım, yapıyorum ve yapacağım.