Sağlıklı İletişimin Gerekliliği

İletişim, anlatma ve anlama sürecidir. Birinin anlatmak istediği ve anlattığı ile karşı tarafında anladığı aynı ise bu iki kişi arasında sağlıklı iletişimin varlığından söz etmek mümkündür. Yani sağlıklı iletişimin temelinde doğru anlatma ile doğru anlama vardır. 

Sağıklı İletişim

İletişim, anlatma ve anlama sürecidir. Birinin anlatmak istediği ve anlattığı ile karşı tarafında anladığı aynı ise bu iki kişi arasında sağlıklı iletişimin varlığından söz etmek mümkündür. Yani sağlıklı iletişimin temelinde doğru anlatma ile doğru anlama vardır. Ve bunun sonucu da anlaşmaya dayandığı için sağlıklı iletişimin gerekliliği su ve ekmek kadar önemli bir ihtiyaçtır.

Hem kendisi, hem başkalarıyla sağlıklı iletişim içinde olan insan, asla yalnız değildir; kendisiyle olduğu kadar başkalarıyla da barışık, sevgi dolu, farkındalığı yüksek, duyarlı, anlamlı yaşam süren bir kişidir.

İçsel iletişimi sağlıklı olan kişi diğer tüm iletişim ortamlarında da sağlıklı ilişki içerisindedir. Üstün Dökmen’in deyişi ile ‘İnsanın çevresi ile kuracağı iletişim, kendi içinde başlar.’ Kendi içine dönüp kendisiyle ilgili farkındalığı artan kişi, içsel konuşmasında suçlama ve yargılamadan sıyrılır. Bu iletişim tarzı, çevresiyle kurduğu iletişime de yansır. Aynı zamanda kendisindeki iç huzuru sağlamış olup kişilerarası ilişkilerinde de doyumlu arkadaşlıklar elde eder. İlişkileri yüzeysel değil derindir. Karşısındakinin özüne, ruhuna dokunur. İnsanlarla ilişkilerinin yanı sıra doğa ile de barışık, uyum içerisindedir.

Sağlıklı iletişimin temellerinden biri de empatidir. Empati, karşısındakinin duygu ve düşüncelerini anlamak ve anladığını hissettirmektir. Empati, öncelikle kişinin kendisini anlamasıyla başlar ve çevresiyle olan ilişkisinde de kendisini gösterir. Her insanın en büyük duygusal ihtiyaçlarından biri anlaşılmaktır ki zaten bu amaçla iletişim içindeyiz. Empatik insanın duygusal zekası yüksektir. Karşısındakinin vücut dilinden dahi ne demek istediğini anlar ve karşısındakini duymanın ötesinde dinler. Anlaşıldığını hisseden insan da, onu anlayan kişiye karşı sevgi tohumları yeşerir. Bu nedenle diyebiliriz ki sağlıklı iletişim sevginin yolunu açar.

Sağlıklı iletişimde tartışmalar her daim yapıcı, öğretici ve gelişime yöneliktir. Sağlıklı iletişimde ben dili, açık iletişim ve empati önemli rol oynadığından düşünce farklılıkları ve çeşitliliği, bir sorun olmak yerine öğretici göreve sahip olur. Herhangi bir konu tartışılırken sağlıklı iletişimde bulunan kişi kendi fikirlerini ve konuyla ilgili duygularını ben dili ile ifade eder. Konuyla ilgili kendini ifade ederken imalı ve dolaylı konuşmalar yerine açık iletişimde bulunur. Ne söylemek istediğini konuşmasıyla, ses tonuyla ve vücut diliyle doğrudan ifade eder. Empatik yeteneği de gelişmiş olduğundan karşısındakinin de ne demek istediğini anlar ve bu kişinin kendisiyle ilişkisi de sağlıklı olduğundan evrensel değerlere de sahip bir birey haline gelir. Hakkaniyet, sabır, anlayış, sevgi gibi değerler karakterinde barındığı için böyle bir kişi tartışmanın konusu ne olursa olsun karşısındakinin savunucu iletişime geçmesini engellediğinden tartışmalar her daim yapıcı bir şekilde sonuçlanır.

Temel iletişim varsayımlarından biri ‘İletişim kuramamak olanaksızdır’ ilkesidir. Her an, her yerde, her durumda iletişim içindeyiz hem kendimizle hem diğerleriyle. İletişim, anlatma ve anlama sürecidir. Her davranışımızla anlatmak istediğimiz bir mesaj vardır. Hiçbir şey yapmamak bile bir davranıştır ve bu davranış ile de bir mesaj veririz. Yani hiçbir şey yapmamak dahi bir iletişimdir. İletişim kuramamak olanaksız olduğuna göre diyebiliriz ki doyumlu ve anlamlı bir yaşam için iletişimimizin sağlıklı olmasına ihtiyacımız vardır.

[quote]İnsanlar arasında çıkan en ufak kavgadan kanlı çatışmalara kadar tüm anlaşmazlıkların nedeni aradaki iletişim düzensizliği, kopukluğudur.[/quote]

İletişim ve algı ayrılmaz bir bütündür. Kişi kendi algısal çerçevesine göre iletişim kurar. Eğer ki iletişimi başlatan kişi ne söylemek istediğini doğru ifade edip karşısındakiyle empati kurarsa yani karşısındakinin algısal çerçevesinin farkına varıp onu anlarsa karşısındaki de anlaşıldığını hissedip kendini doğru ifade etmeye başlayacaktır ve anlaşıldığını hissettikten sonra kendi algısal çerçevesinden sıyrılıp o da karşısındakini anlamaya yönelecektir. Böylelikle iki kişi arasında doğru anlatma ve anlama yolu ile anlaşma sağlanmış olur. Böyle bir etkileşim sevgiyi ve barışı getirir. Bu yalnızca iki kişi arasında değil toplumlarda ve milletler arasında da geçerlidir.

Sağlıklı iletişimin yoğun olduğu bir toplum hayal edin böyle bir toplumda sizce kavgalardan, çatışmalardan, savaşlardan söz edilebilir mi?

Önceki yazıDünyanın Çatısı Pamir
Sonraki yazıİndigo Dergisi Haber Kategorisinde Halkın Favorisi Seçildi
Her canlı gibi aslıma doğru bir yolculuktayım ve bu yolculukta hem öğretmen hem öğrenciyim. Esnekliği seviyor olmam, yaratıcılık düşüncesinin sınırlar olmadan daha iyi gelişeceğine inandığımdan ve her ne olursa olsun insanın kendi yeteneği doğrultusunda sevdiği işi yapmasının gerekliliğini savunduğumdan serbest olarak kendi hedeflerim doğrultusunda yürüyorum. İletişim benim yeteneğim diyorum, neden? Çünkü içsel ve dışsal gözlemleyen benliğimin baskın olması karşımdakinin vücut dilini ve altında yatan duyguları ve algılamaları sezgisel olarak çözmemi sağlıyor. Bunların doğruluğunun da ortaya çıkması ve iletişim hatalarını hemen fark ediyor olmam benim en baskın yeteneğimin bu olduğunu keşfetmemi sağladı. Ayrıca iletişim üzerine aldığım eğitimlerle de bunun doğruluğunu bir kez daha kendi kendime kanıtlamış oldum. Öncelikle bunu kendime kanıtlamam gerekiyordu çünkü uzun bir zaman bu yeteneğimi görmezden geldim ve hep bastırdım. 2002 yılından beri iletişim ve algılama psikolojisi üzerine araştırmalar yapmaktayım ve son 3 yıldır da buna ağırlık vermekteyim ve ayrıca iletişim üzerine olan eğitimimi bu alanda daha verimli olabilmek için hem öğreticiliğimle hem öğrenciliğimle ilerletme çabası içerisindeyim.