Akıl Hocalığı ve İticilik

Arkadaşlarınız sizden uzak duruyor, sizinle muhabbet etmeye çekiniyor, kimse fikirlerinizi sormuyor. Sizce bunun sebebi ne olabilir? Bir çok sebep sayacağınızdan hiç şüphem yok fakat sizin dahi bilmediğiniz bir özelliğiniz olabilir: “AKIL HOCALIĞI.”

akıl-vermek

Başlığa baktığınızda bir tezatlık seziyor olabilirsiniz. Bir akıl hocasının neresi itici olabilir ki? Hatta çoğu kişinin böyle birine ihtiyacı bile olabilir. Hayatımızda karşılaştığımız ve içinden çıkamadığımız durumlara karşı farklı bir bakış açısı hem motive edici, hemde çözümleyici olabilir. Öyleyse neden böylesine faydalı bir durumu “iticilik” unsuru ile birleştirdim? Öncelikle konuyu daha net ifade edebilmek adına biyoloji derslerinden hatırlayacağınız birlikte yaşam formları hakkında biraz bilgi vermek istiyorum.

Mutualizm

Mutualizm, farklı türlerden iki canlının karşılıklı yardımlaşması, her iki tarafın da yarar sağlamasına dayalı olan bir ortak yaşam biçimidir. Kendi başlarına da hayatlarını devam ettirme becerisine sahip olan iki canlı bir araya gelerek daha kolay besin bulabilirler. Şimdi burada alan memnun satan memnun durumu söz konusu. Her iki tarafta sonuçtan kârlı çıkmakta. Akıl hocalığı konusuna geri dönecek olursak, örneğin bir arkadaşınız size başından geçen bir olayı anlatıyor ve konuya ilişkin fikrinizi soruyor. Sizde haliyle ona akıl vermeye başlıyorsunuz. Akıl vermeye yatkın olan biri için bu durum tatmin edici olabilir. Fikir almak isteyen kişi için de farklı bir bakış açısı çoğu zaman rahatlatıcı olmaktadır. Süreç böyle işlediği takdirde akıl vermek itici değil aksine çekici bir etki yaratabilir. Çünkü size fikriniz / yorumunuz sorulmaktadır. -Ahmet: Derslerimde hiç başarılı değilim, kendimi veremiyorum ve bu sene istediğim dereceyi nasıl elde edeceğimi bilmiyorum. Sana danışmak istedim bana akıl verebilir misin? (Ahmet’in desteğe ihtiyacı var ve bunu belirtiyor.) -Ayşe: Bence kredisi yüksek olan derslere ağırlık vermelisin. O zaman ortalaman daha yüksek olur rahatlıkla istediğin dereceyi elde edebilirsin. (Ayşe konu hakkında bir fikre sahip ve kendisine sorulduğunda cevabını veriyor.)

Parazitizm


Birlikte yaşam formlarından bir diğeri ise parazitizmdir. Parazit, bir canlıya bağımlı olarak yaşayabilen ve üzerinde yaşadığı canlıya zarar verebilen organizmalara denir. Bir parazit üzerinde yaşadığı canlının besinine ortak olarak yaşamını sürdürür. Besine ortak olması ise üzerinde yaşadığı canlının zayıf düşmesine ve hastalanmasına neden olur. İşte bahsettiğim iticilik burada başlıyor. İletişim kurduğumuz kişilere bazen üzerimize vazife olmadan akıl verebiliyoruz. Karşı taraf bizden bunu istememiştir. Böyle bir desteğe ihtiyacı yoktur. Fakat bizim içimize sığmayan her şeyi bilen rolümüz, kendince ilgili konuyu yorumlamış ve yargılar üretmeye başlamıştır. Bu süreçte karşı taraf istemeyerek verilen aklı alır. Akıl hocası ise kendisini ifade edebildiği için rahatlamıştır. Aynı parazit yaşam formuna benziyor değil mi? Bir taraf yarar sağlarken diğer taraf zarar görüyor. (Bunalıyor, sıkılıyor, kendini kötü hissediyor, öz güveni etkileniyor, kararlarından şüpheye düşüyor.) -Ahmet: Nedir bu kızdan çektiğim, her gün kavga her gün gerilim bıktım artık! (Ahmet sadece içini döküyor bir fikir istemiyor.) -Ayşe: Valla bence terk etmelisin. Sana göre değil o kız. Bu kadar strese girmeye değer mi? (Ahmet’in durumundan etkilenen Ayşe bilinçli yada bilinçsizce yorum yapıyor.) İkinci örnekte Ahmet farkında olmadan bilinçaltı düzeyinde etkilenmeye çok müsait. İlişkisi olduğu bir insan var, bazı problemler yaşanıyor ve en yakın arkadaşı olumsuz yorumlar yapıyor. Bu durumda en yakın arkadaş bile olsa bir iticilik hissi oluşacaktır. Sizin sevdiğiniz bir tatlıya birisi iğrenç dese ne hissederdiniz? Ona göre iğrenç olabilir size göre oldukçalezzetli fakat siz ona sormadınız ki “sence nasıl” diye.

akıl hocası

Her konuya dahil olan kim?

Toplum içinde hoş sohbet birisi; ilgi çekici, tercih edilen , muhabbet ortamlarında aranan bir kişidir. Genellikle bu kişiler kimsenin etlisine sütlüsüne karışmaz. Kendilerine yöneltilen sorulara cevap vermekten öteye gitmezler. Bu kişiler kimseyi sorgulamadıkları, özel durumlara karışmadıkları için herkes tarafından sevilen, buluşmalara davet edilen insanlardır. Sadece sohbet ederler hal hatır sorarlar ama talep edilmedikçe akıl vermezler. Bu seçimleri kimse bilerek veya isteyerek yapmıyor. Çoğu zaman kim akıl hocası, kim değil bunun farkına bile varamıyoruz. Kişi birilerine akıl verirken kötü bir amaç güdmüyor. Sadece o an zihninden geçenleri söylüyor, fikirler ortaya atıp, kendince çözümler yaratıyor. Bana sorulmadı ki neden fikrimi söylüyorum? Konuya niçin bu kadar dahil oldum? Üstüme vazife mi? demiyor. Peki bu kişiler kim? diye soracak olursak, cevabımız toplumun büyük bir kesimi olacaktır.

Yoksa siz Mentor musunuz?

Akıl hocalığına benzeyen fakat bunu bilimsel olarak yapan kişiler de var. Bu mesleğe Mentorluk (yol göstericilik) deniyor. Yaşam koçluğu mesleğini artık bir çok insan biliyor. Hayatına yükselen bir ivme katmak isteyen çoğu birey koçlardan seanslar talep ediyor. Mentorluk ise pek bilinmiyor. Üstelik yaşam koçları mentor zannediliyor. Bir koça danışan kişi kendisine akıl verilmesini isteyebiliyor. Oysa koçun görevi kişinin kendi kendisini çözmesini sağlamaktır. Bir mentor ise gerekli bilgileri edindikten sonra danışanına konu hakkında çözümler ve fikirler sunabilir. Mentorluk ve koçluk birbirine yakındır. Geri bildirim süreçlerinde koçlarda bazen mecburiyetten mentorluk yapabilmektedir. Fakat bu süreç kişinin hali hazırdaki isteği üzerine yapıldığından fayda sağlamaktadır. Eğer bir mentor değilseniz ve kimse size fikrinizi sormuyorsa, akıl hocalığı yapmanızı tavsiye etmiyorum. Yazımın girişinde sorduğum soru: Arkadaşlarınız sizden uzak duruyor, sizinle muhabbet etmeye çekiniyor, kimse fikirlerinizi sormuyor. Sizce bunun sebebi ne olabilir? Artık cevabı biliyorsunuz. Size yorumunuz sorulana kadar, fikirlerinizi içinize atmayı deneyin. Belki de bu şekilde daha arkadaş canlısı olabilirsiniz. Şimdi verdiğim bu akıl karşısında kendinizi nasıl hissettiniz? Hepinize bol bol empati yapabileceğiniz bir ay diliyorum.