Sportif Mücadelenin Doruğu: Rush

Gerçek bir hikayeden sinemaya uyarlanan usta yönetmen Ron Howard imzalı Rush / Zafere Hücum, sadece sportif mücadelenin değil tarihin en büyük rekabetlerinden birini konu alıyor. Oscar’larda es geçilen Rush, daha izlemediyseniz nasıl olmuş da izlememişim dedirtecek bir film.

rush

Her gününü son günüymüş gibi yaşayan, çapkın ve disiplinsiz Formula 3 pilotu James Hunt ve sıkı bir analizci olan Avusturyalı pilot Niki Lauda’nın yolları ilk kez kesiştiğinde Lauda, Hunt’ı geçer ama daha sonra Hunt’ın temasıyla yarış dışı kalır. Yarış sonu Lauda, yarışın kazananı Hunt’la tartışır ve büyük rekabetin ilk adımı atılmış olur.

Lauda, yarışçı olabilmek uğruna zengin babasına rest çekip bankadan kredi çeker ve kendi tasarladığı aracıyla Formula 1’de yer bulur. Yılın en iyi yarışçısı seçilen Hunt’ta sponsor desteği olmadan Formula 1’de kendisine yer bulmayı başarır. Hunt yarış öncesi zihninde yarışı canlandırmakta ve nerede hangi hamleyi yapacağını planlamaktadır. Lauda’nın dehasını keşfeden Ferrari, çok geçmeden Lauda’yı bünyesine katar.

rush 2

İkili arasındaki büyük rekabet, 1975 ve 1976 Formula 1 Dünya Şampiyonlukları için akıl almaz bir boyuta ulaşır. Lauda’nın mantık ve istikrar üzerine kurulu yaşam tarzı,  hep uzun vadeli kararlar almasına yol açarken; Hunt’ın cesur ve fütursuz tavrı onu anı yaşamaktan zevk alan biri yapar. İkili arasındaki bu derin farklılıklar, evliliklerinde, planlarında ve başta Almanya ve Japonya rallileri olmak üzere efsanevi rekabetlerinde net şekilde ortaya çıkar.

Nikki Lauda ile defalarca bir araya gelen senarist Peter Morgan, Nikki Lauda ile James Hunt arasında yaşanan spor tarihinin en büyük rekabetlerinden birinin gerçek hikayesini senaryolaştırır. Filmi Paul Greengrass’ın yönetmesi için anlaşılsa da; Greengrass, “Captain Phillips / Kaptan Phillips” isimli filmi yönetebilmek için projeden çekilir. Bunun üzerine filmi yönetmesi için Ron Howard’la anlaşılır. Yaklaşık 38.000.000 dolara mal olan film, dünya genelinde 90.247.624 dolar hasılat elde eder.

rush 3


Chris Hemsworth, James Hunt karakterini oynayabilmek için oyuncu seçmelerine katılır ve yönetmen Ron Howard’ı etkileyip rolü kapmayı başarır. Hemsworth, James Hunt’a fiziksel olarak benzeyebilmek için 14 kilo verir. Nikki Lauda’yı canlandıran Daniel Brühl ise Lauda’nın mimiklerini yapabilmek için dişlerine aparat takar. Filmin diğer önemli rollerini Alexandra Maria Lara, Olivia Wilde ve Pierfrancesco Favino üstlenir. Richard Burton karakterini canlandırması için Russell Crowe düşünülse de daha sonra bu fikirden vazgeçilir. Karakterlerin asıllarına benzetilmesi için inanılmaz bir emek harcandığının ve muazzam bir başarı yakalandığının altını çizmek gerek.

Altın Küre’de sadece 2 adaylık alabilen, Akademi Ödülleri’nde ise esamesi dahi okunmayan bu başyapıt, hiç şüphesiz ki en azından “En İyi Film”, “En İyi Orijinal Senaryo”, “En İyi Yönetmen” ve de özellikle “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” kategorilerinde Oscar’a aday gösterilebilirdi. Bu analiz doğrultusunda Rush / Zafere Hücum filminin yılın en çok haksızlığa uğrayan filmi olduğu rahatlıkla söylenebilir. Daniel Brühl’ün hiçe sayılan mükemmel performansı ise sadece bu senenin değil tüm zamanların en büyük haksızlıkları arasında yerini alacaktır.

rush 4

Rush, spor dünyasının olağanüstü rekabetlerinden birini sürükleyici ve bir an olsun düşmeyen temposuyla muazzam şekilde anlatan bir yapım. Bu filmi izlemek için bir neden aramaya gerek yok. Sıradan bir sinemasever olmak bile filmi hayranlıkla seyretmek için yeterli olacaktır.


PAYLAŞ
Önceki yazıAkıl Hocalığı ve İticilik
Sonraki yazıOnun Adı Çocuk

14.03.1985 tarihinde Kadıköy’de dünyaya geldim. Kadıköy’de doğdum, Kadıköy’de büyüdüm. Yazma sevdası içime düşünce önce 2 roman yazdım, sonra da sinemaya dair yazılar yazmaya başladım. 2011’in başından beri bloğum cagrigirlangic.blogspot.com da 500’ü aşkın filme dair yazdım. Hala da devam ediyorum. Sonra metin yazarlığı yapmaya başladım ve yazarlık mesleğim haline geldi. Yazımına devam ettiğim Türk Sinema Tarihi Ansiklopedisi, emek ve zaman isteyen bir proje. Sabırla yazımına devam ediyorum. Bir sinema yazarı olarak yazmaya başladığım, sonrasında ise deneme, gündem, kritik, yaşam ve kişisel gelişim yazıları yazmaya başladığım İndigo Dergisi ise hem beni geliştiren, hem de bir parçası olmaktan haz aldığım yer.