17 Ağustos Depremi’ni Bir Daha Yaşamayalım!

İnsan yaşamının önemi biliniyor mu? Unutma aşısı falan mı yapıldı yoksa bize?

Deprem kuşağında yaşayan insanlar olarak her birey uyanmalı, 16 yıl önce yaşadık, yenilerini yaşamayacağımızı kim garanti edebilir?

17 ağustos depremi-çocuk-indigodergisi

Bir gece saat 03.00 civarı Marmaris’te oteldeyiz, dışarıda köpeklerin uluma sesleriyle uyandım. Yataktan kalktım, balkona çıktım, balkona yükselen çam ağaçlarının arasından görünen 10 kadar köpek oradan oraya koşuşturuyor. Bu da ne ki diye düşündüm… Deprem kuşağında yaşadığımızdan yıllardır depreme alışığız, hayır olsun inşallah diyerek odaya dönüp biraz kitap okudum, yattım ama uyuyamadım, içimde bir sıkıntı, uzandım televizyonu açtım, sesini kısarken daha, alt yazı geçmeye başladı. Gölcük ve İstanbul çevresinde deprem paniği!

İlk haberlerde 6.7 diye duyuruldu depremin şiddeti. İstanbul, çevresi ve 6.7’lik bir deprem! O anki tepkim gözlerimi yummak sımsıkı, kulaklarımı kapatmak, hiçbir şey bilmeme hissine gömülmek istedim.


Saatler geçip yaşananlar tv de, gazetelerde göz önüne serildikçe ne büyük boyutta bir facia yaşandığını sadece bir film gibi izledim. Tam bir şoktu yaşadığım. Empati yapıyordum olabildiğince, yaşanan dramın acısı kalbimi acıtıyordu.

Görevler yine yapılmamış, geç kalınmış, her kurum suçu diğerine atarak, insanlar kaderleriyle baş başa kalmışlardı. Çaresiz insanlar yıkımda kaybettikleri ailelerini, yakınlarını umutsuzca ararken birkaç yardım kuruluşunun büyük destek va çabasıyla her kurtulan insan sanki yakınımızmış sevinciyle gülmeyi unutan yüzlerimiz aydınlanıyordu.

17 Ağustos Depremi’nden sonra ne değişti?

Aradan 16 yıl geçti. Ne değişti derseniz, pek bir şey değişmedi. Sonradan, Kandilli Rasathanesi’nin açıklamalarına göre 7.8 şiddetindeki Merkez üssü İzmit Gölcük olarak kayda geçen depremde 17 bin 480 insan yaşamını kaybetti. 600 bine yakın insan evsiz kaldı. Acılar hafızalarımızda daha dün yaşanmış kadar taze.

17 ağustos depremi-indigodergisi

Peki bugün değişen ne var?

Nasıl önlemler alındı?

Fay hattı üzerindeki diğer ülkelerden örnekler hayata geçirildi mi?


Ne öğrenildi?

Kurumlar görevlerini yeterince yaptı mı? Halen devam eden ciddi çalışmalar var mı?

İnsanımız ilk yardımı öğrendi mi, teşvik edildi, zorunlu bırakıldı mı?

Okullara ilk yardım dersleri uygulamalı konuldu mu?

İnsan yaşamının önemi biliniyor mu?

Unutma aşısı falan mı yapıldı yoksa bize?


İnsanız, uyuyoruz. Uyuyorsak niçin yaşamdayız?


Hale Karaarslan
İndigo Dergisi’nde Yazı İşleri Müdürü ve Yayıncı olarak görev yapıyor. İndigo Dergisi’ni kendisi ve yazarlar için bir okul olarak görüyor. Yaşama ve insana dair pek çok şey öğrenerek, yürekleri sonsuz güzellikle çarpan bir sevgi ailesinin içinde her gün biraz daha maskelerinden arınarak, özünü, kendi olanı buluyor. İki harika çocuğunun öğretmenliğinde ve eşinin her konuda kendisini destekleyen sevgisi eşliğinde öğrenmeye devam ediyor. İstanbul ve Marmaris'te yaşıyor.