Polis Devleti Ya da Devrim Muhafızlığı mı?

Hükümet sözcülerinin yaptıkları ABD Polisi ile ilgili yorumlara bakacak olursak, Türkiye’de sınırsız özgürlük olduğu yanılgısına düşeceğiz. Bu yanılgının sonucunda özgürlüklerin sınırlanması ile kutuplaşmaların ve şiddetin sona erebilmesi için her türlü hukuksuzluğa boyun eğmemiz istenmektedir!

Türkiye genelinde gerçekleştirilen son isyanda kırk yedi kişi öldü, yüzlerce kamu malı zarar gördü, okullar yakıldı, Atatürk heykelleri zarar gördü. Olayların çıkış nedenleri araştırılmadan ve sığ analizler sonucunda toplumda ‘Vandal Terörizmi’ algısı yaratıldı.
polis-indigodergisi

Hedef Terör mü Yoksa Tüm Muhalifler mi?

Kobani direnişinin IŞİD karşısında yalnızlaştırılması ve Kürt grupların ülke genelinde başlattıkları eylemlerin sonucunda polise verilecek yeni yetkiler ile yeni bir sosyal patlamanın yaşanacağı gerçektir.

Suç ve suçlu ile mücadele kapsamında, tedbir amaçlı uygulamalarda kriter ‘Somut Delil’den ‘Makul Şüpheli’ye dönüştürülerek, polisin kendi inisiyatifinde soruşturma yapması, telefon dinlemeleri savcı ve hakimlerin izin verme kararlarının gerekçilendirmelerini ortadan kaldıracaktır. Polis, makul şüpheliyi izleyebilecek, dinleyebilecek, gözaltına alabilecek ve ortaya çıkacak olumsuz sonuçlarından sorumlu olmayacaktır! Aşağıda maddeler halinde sıraladığımız silah kullanma yetkisi genişletilecek, Hükümet sözcüsünün demecindeki gibi, eller direksiyondayken hapşırılsa veya cebinden mendil çıkartılmaya çalışılsa bile, insanların kafasına kurşun doldurulacaktır!

Somut delillere dayalı olarak yapılan üst araması, ev ve iş yerlerinin aranması ‘Suç Şüphesi’ kriterlerine göre düzenlendiğinde, polisin hesap verme zorunluluğu olmayacağından keyfi uygulamalar, baskılar, korkular sonucunda hak ihlalleri çoğalacaktır. Örgütlü suç sınıfına sokulabilecek yapılanmaların mallarına el konulabilecek, mülkün temeli olan adalet zedelenecektir!

2014 Şubat ayı öncesinde, telefon dinlemelerinin keyfi yapıldığı söylenilerek, Türkiye Cumhuriyeti Parlemento’su tarafından 6526 sayılı yasa ile CMK’nın (Ceza Muhakemesi Kanunu) 135. maddesi değiştirildi. Telefon dinlemeleri ve iletişim bilgilerinin donelerinin emniyetçe alınması konusunda tek yetkili organ Ağır Ceza Mahkemeleri oldu! Kararı verecek mahkemenin üyeleri üç yargıçtan oluşuyordu ve kuvvetli suç şüphesinin ve kaçma ihtimalinin somut delillere dayanma zorunluluğu önem taşımaktaydı. Yeni dönemde yapılacak yasada, makul şüphe kanısı ile ‘Sulh Ceza Hakimleri’ kendi inisiyatiflerinde polise konuyla ilgili tüm izinleri tek başlarına verebilecektir!

Tespit 1: İnsan Hakları Beyannamesi

10 Aralık 1948 tarihinde Türkiye’nin de imzalandığı Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi;

Madde 9: Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz, alı konamaz ve sürülemez.

Madde 11: Bir suç işlemekten sanık herkes, savunması için kendisine gerekli bütün tertibatın sağlanmış bulunduğu açık bir yargılama ile kanunen suçlu olduğu tespit edilmedikçe masum sayılır. Hiç kimse, işlendikleri sırada milli veya milletlerarası hukuka göre suç teşkil etmeyen fiillerden veya ihmallerden ötürü mahkum edilemez. Bunun gibi suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha şiddetli bir ceza verilemez.

Madde 12: Hiç kimse özel hayatı, ailesi, meskeni veya yazışması hususlarında keyfi karışmalara, şeref ve şöhretine karşı tecavüzlere maruz bırakılamaz. Herkesin bu karışma ve tecavüzlere karşı kanun ile korunmaya hakkı vardır.

Tespit 2: Polis

Kamu düzenini ve güvenliğini sağlayarak, yasaların adil ve eşit bir şekilde uygulanmasını; görevi itibari ile asayişi, amme ve şahıs emniyetini, konut dokunulmazlığını, halkın ırz ve canını koruyan, yasanın kendisine verdiği görevleri yapan silahlı inzibat kuvveti, polisliğin tanımını oluşturmaktadır.

Polis Teşkilatı bünyesinde Komuta Kontrol Merkezi, Strateji Geliştirme, Arşiv, Asayiş, Bilgi İşlem, Dış İlişkiler, Eğitim, Güvenlik, Haberleşme, İnterpol, İstihbarat, Kaçakçılık ve Organize Suçlar ile Mücadele, Koruma, Kriminal, Özel Harekat, Terörle Mücadele, Trafik Eğitim Araştırma, Trafik Denetleme, Yabancılar Hudut İltica Daireleri bulunmakta ve görev tanımları içerisinde kamu düzenini sağlamaktadırlar.

Genel Görevleri:
Yurt içindeki emniyeti ve asayişi sağlamak amacıyla birçok farklı hizmetin, ilgili mevzuat kapsamı dahilinde ve ‘süreklilik arz edecek biçimde’ sağlanması; toplumun genel suçlardan korunmak için ayrıntılı bir biçimde bilgilendirilmesi; çocukların ve özellikle genç kişilerin suça yönelmesini önleyecek önlemlerin alınması, bu konuda çocukların ve gençlerin bilinçlendirilmesi; suç analizi yapmak ve gerekli bilgileri kayıt altına alarak bu bilgileri ileride işlenme potansiyeli olan suçları engellemek için kullanmak; suç kapsamında değerlendirilen eylemlerin işlenmesini önlemek için yeni yöntemler bulmak ve mevcut yöntemlerin daha da işlevsel hale gelmesi için geliştirilmesini sağlamak; teşkilat içindeki koordinasyonu sağlamak.

2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu- Silah Kullanma yetkisi

1.) Silah kullanmaktan başka çare bulunmamalıdır. Yani polis önce her imkanı kullanacak ve sonunda havaya ateş ederek şahsın mukavemetini veya maneviyatını kırarak sonuca ulaşmaya çalışacaktır.
2.) Polis silah kullanırken ‘Mümkün olduğu sürece’ suçlunun öldürülmesinden ziyade, yaralı olarak yakalanmasına dikkat edecektir.
3.) Kalabalık yerlerde silah kullanmaktan mümkün olduğunca kaçınılacak.
4.) Polisin, gençler ve çocuklar ile ilgili özellikle 14 yaşından küçükler üzerinde silah kullanılmaması prensip olarak kabul edilir.
5.) Polise karşı silah kullanılması ve yeltenilmesi halinde doğrudan ve duraksamadan silah kullanmaktadır.
6.) Toplu kuvvet olarak karşı konulan olaylarda polis kanunlardaki silah kullanma yetkileri saklı kalmak üzere, toplu kuvvetin başındaki amirin emri olmadıkça kendiliğinden silah kullanılmamaya özen gösterilir.

Tespit 3: Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanı

Kobani Kıyımına karşı oluşan tepkilerden kaynaklı eylemlerin başladığı saatlerde, Bingöl’de suikasta uğrayan Emniyet Müdürü ve şehit olan iki Komiserin faillerinin Güvenlik Kuvvetlerince öldürülmesi sonrasında:‘Olayın olduğu andan itibaren gerekli talimatlar verildi ve teröristler iki saat içinde cezalandırıldılar.’ açıklamasının demokratik bir yönetime uymadığı ortadadır. Demokrasilerde polis, yargının yerine cezalandırma işlevini üstlenemez; aksi, Polis Devleti’nin hukuksuzluğu olacaktır!

polis-indigodergisi

Tespit 4: ABD’de 11 Eylül Sonrası Polisin Yetkileri

Türkiye genelinde gerçekleştirilen son isyanda kırk yedi kişi öldü, yüzlerce kamu malı zarar gördü, okullar yakıldı, Atatürk heykelleri zarar gördü. Olayların çıkış nedenleri araştırılmadan ve sığ analizler sonucunda toplumda ‘Vandal Terörizmi’ algısı yaratıldı.
[quote] Gösterilerin bastırılması ve tekrarlanmaması için ABD’nin (Amerika Birleşik Devletleri) 11 Eylül 2001’de Radikal İslamcıların terör eylemlerinden sonra, polise verilen yetkilerin Türk Polisi’ne de verileceği duyuruldu.[/quote]
ABD, 11 Eylül saldırıları sonrası polise tanıdığı yetkilere bakacak olursak: İç Güvenlik Bakanlığı oluşturularak ‘Yurtseverlik Yasası’ çıkarttı. Şüpheli görülen kişilerin, mahkeme kararı olmaksızın evlerinde arama yapılabilmesi; insanların elektronik izleme dahil, her türlü gözetlemenin yapılabilmesinin kolaylaştırılması.Terör saldırısı yapabileceğinden şüphenilen kişilerin, gizlice yakalanıp, sınır dışı edilmesi devreye sokuldu. Kurulan Enfermasyon Farkındalık Ofisi ile ABD içinde bilgi toplama teknolojileri getirildi; internet faaliyetleri, telefon dinlemeleri, e-posta haberleşmeleri takip edildi. Vatandaşların şüpheli gördükleri kişileri ihbar etmeleri için, muhbirlik kurumsallaştırıldı!
[quote]Hükümet sözcülerinin yaptıkları ABD Polisi ile ilgili yorumlara bakacak olursak, Türkiye’de sınırsız özgürlük olduğu yanılgısına düşeceğiz. Bu yanılgı sonucunda özgürlüklerin sınırlanması ile kutuplaşmaların ve şiddetin sona erebilmesi için her türlü hukuksuzluğa boyun eğmemiz istenmektedir! [/quote]
AB (Avrupa Birliği) mevzuatları gündeme getirilerek, polisin Almanya’da veya İngiltere’de olduğu gibi yetkilendirilmesine başlanacağı anlaşılıyor.

Tespit 5: Alman Federal Polis Teşkilatı’nın Yetkileri

Federal Meclis tarafından 2010 yılında onaylanarak yürürlüğe giren yasaya göre Polis, radikal dinci gruplarla mücadele kapsamında önleyici soruşturmalar yapabiliyor. Ağır suçlar söz konusu olduğunda mahkeme kararı olmadan, emniyet teşkilatı görevlileri kişisel bilgisayarlara giriş yapabiliyor. Alman Devleti’nin birliği ve güvenliği tehlikeye düştüğü durumlarda polis, terör zanlılarını gizli olarak dinleme yetkisine sahip. Bilgisayar sahiplerinin izni olmadan sisteme girip, verilere el koymak polise yetki olarak tanınmıştır! Şüpheli görülen durumlarda evsahibinin izni olmadan konut aramaları yapıp, telefon dinlemelerini gerçekleştirebiliyor. Alman Polisi önleyici gözaltılar yapabiliyor.

İndigo Dergisi

Tespit 6:Kamu Kurumlarının Özelleştirilmesi

Türkiye Cumhuriyeti Maliye Bakanı ‘Yeni dönemde devletin bir çok alandan çekilerek, kurumların özelleştirileceğini ve daha çok verim alınabileceği’ müjdesini sermaye gruplarına verdiğinde pek tepki ile karşılaşmadı. Daha önceki özelleştirmelerde:Demir-çelik, petrokimya, alkol-tütün ve elektrik dağıtım gibi kurumların özel sektöre devredildiğini biliyoruz. Yeni dönem özelleştirmelerinin daha kapsamlı olacağı, bunların elektrik üretim santralleri, otoyol ve köprüler, limanlar, Erzurum Kış Olimpiyatları Tesisleri, şeker fabrikaları, Halk Sigorta gibi kurumlar ile devlete ait gayrimenkuller, arsalar,Türksat’a ait Kablo Tv., Botaş’ın iletim hatları, Haydarpaşa projeleri, Eti Maden’e ait sülfirik ve Bor fabrikaları da özel sektöre devredilecektir.

Topluma duyurulan bu müjdenin emekçi kesimler ve bu kuruluşta çalışan insanlar için pek sevindirici olduğunu söyleyemeyeceğiz.

Gezi Direnişi Muhalif Milat Oldu

2013 Haziran ayı ‘Gezi Direnişi’ sonrasında muhalif tüm tepkileri Hükümet, kendine karşı darbe olarak algıladığından, iktidarının icraatlarını sorunsuz sürdürebilmesi için özgürlüklerin sınırlamasına gitmektedir! En son gerçekleşen ‘Kobani’ fenomeni sınırlamaların gerekçesi olmaktadır.
İndigo Dergisi


Gezi Parkı Direnişi sürecinde, iktidar bilinçli olarak tansiyonu yükseltme politikası uyguladı. Yapılan gösteri ve göstericileri, farklı yaşam tarzını savundukları için marjinalleştirdi. Barışçı ve çevreci başlayan gösteriler, terör ve darbe eylemleri ‘İsyan’ olarak adlandırıldı! Mağdur olanın aslında ‘Muhafazakar’ kesim olduğu algısı kitleler üzerinde yaratıldı. Camilerde içki içildiği, seks alemleri yapıldığı, türbanlı bacıların taciz edildiği yalanı tartışılmaz gerçek olarak ana akım medyada duyuruldu. Yaratılan bu kutuplaşma sonucu belki siyasi bir çıkar oluştu, ama bunun yanında onlarca insan ya canını kaybetti ya da sakat kaldı; yıllarca sürecek davalar Ağır Ceza Mahkemelerinde başladı!
[quote]Kobani eylemleri gerekçe gösterilerek polisin yetkilerinin arttırılması ve Almanya- İngiltere gibi Avrupa ülkelerinin örnek gösterilmesi tamamen absürd bir durumdur. Sözü edilen ülkelerde bu yasalar, uluslararası terör eylemleri ile mücadele edilmesi için çıkartılmıştır. Kendi vatandaşının demokratik hiçbir eylemi kanlı infazlara dönüştürülmemiştir! [/quote]
MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) yasasından sonra polisin yetkilerinin arttırılması, korku toplumu yaratılması yönünde bir çalışma olacağını konunun uzmanları söylemektedir. Kanun adına, polis tarafından yapılacak her soruşturma, gözaltı insanları baskı altında hissettirecektir!

Kamu Kurumları’nın, yeni dönemde özelleştirilmelerinin artacağını Maliye Bakanı açıkladıktan sonra, polis yasasının gündeme gelmesi, emekçi kesim üzerinde tedirginliği çoğalttı! Taşeronluğun emek dünyasında yarattığı hak kayıpları, özelleştirmeler sonucunda işsiz kitlelerin artması ile sosyal çalkantıları da beraberinde getirecektir! Yapılacak olan her demokratik eylem ve gösteri, Hükümet tarafından kendine karşı darbe olarak mı algılanacak? ‘Kentsel Dönüşüm’ projeleri ile mahallesinden, evinden edilen insanların tepkileri terör eylemi olarak mı karşılık bulacak? Soru budur ve yanıtı korkunun kaynağıdır!

Hukuk devletinin temeli olan ‘Kanunlar önünde herkes eşittir.’ ilkesi geçerliliğini yitireceğinden ve polisin halka hesap vermesi sonlanacağından geriye tek bir gerçek kalıyor: Devrim Muhafızlığı!’