Kalp Krizi mi Geçiriyorum?

Uzmanlarımız bizi sağlık konusunda gönüllü olarak bilgilendirmeye devam ediyor. Dünyada en başta gelen ölüm sebeplerinden biri olan kalp krizi hakkında Başkent Üniversitesi İstanbul Araştırma ve Uygulama Merkezi Hastanesinden Kardiyoloji Uzmanı Uz. Dr. Didem Oğuz, kalp krizi belirtileri ve o anda neler yapılması gerektiği hakkında bizleri bilgilendirmek için yazdı.

Bu değerli bilgileri mutlaka okumanızı ve sağlıklı bir ömre sahip olmanızı diliyorum. İndigo Ailesi olarak Uz. Dr. Didem Oğuz’a teşekkür ve sevgilerimizi gönderiyoruz.

kalp krizi

Kalbim İsyan Ediyor

Sevgili İndigo Dergisi okuyucuları, halen dünyada ve ülkemizde,  yetişkinlerde en sık ani ölüm nedeni kalp hastalıkları ve kalp krizidir. Kalp ve damar hastalıkları her yaşta görülebilmekle beraber bu hastalıkların sıklığı erkeklerde 45 yaş sonrası, kadınlarda menapoz sonrası artmaktadır.

Kalp krizi (miyokard enfarktüsü) kalbi besleyen damarların kan akımının çeşitli nedenlerle ani azalması veya kesilmesine bağlı olarak gelişir. O damarın beslediği kalp kasında çeşitli derecede hücre ölümü gerçekleşir. Damarın tıkanmasının çoğu kez nedeni koroner arterlerde (kalp kasına kan ve oksijen taşıyan atardamarlar) gelişen pıhtılardır. Pıhtılar genelde ateroskleroz sonucu meydana gelen değişiklikler yüzünden daralmış koroner arterlerde oluşur.

Kalp krizinin en tipik belirtisi göğüs ağrısıdır. Hastalar genelde sıkıştırır tarzda veya baskı tarzında beraberinde bazen terleme veya kusmanın eşlik ettiği göğüs ağrısı tarif ederler.

Ağrı 20 dakikadan fazla ve bazende saatlerce sürer. Kalp krizindeki göğüs ağrısı genelde batıcı tarzda değildir ve nefes alıp vermekle değişmez.

Ağrı hissedilen yer sanılanın aksine çoğunlukla göğsün sol tarafı değil, halk arasında ‘’iman tahtası’’  diye de tarif edilen göğsün tam ortasına denk gelen bölgedir.

Nefes darlığı, öksürük, çarpıntı, baş dönmesi, sersemleme, bayılma ve sıkıntı hissi de ağrıyla beraber hissedilebilir. Ağrı sol kola, çeneye yayılabilir ve diş ağrısı şeklinde hissedilebilir. Daha öncesinde yürürken veya istirahatte kısa süreli ağrılar yaşamış olan hastalar ağrının karakterini tanırlar ve şiddetlendiğini fark edebilirler. Fakat asıl önemli olan daha genç hastalar ve daha önce böyle ağrılar yaşamamış olan hastalardır.  Özellikle yaşlılar ve şeker hastalarında da bu şekilde tarif edildiği gibi belirtiler tipik olmayabilir.

Göğüs ağrısı olmadan sadece ani başlayan nefes darlığı veya mide ağrısı kalp krizinin belirtisi olabilir.

Bu yüzden koroner arter hastalığı açısından riskli olan hastalar bu konuda dikkatli ve hassas olmalıdırlar.

Kalp krizi sırasında ilk 20 dakikadan itibaren hücre ölümü başlar. Eğer hemen müdahale edilmezse ilk saatlerde o dokunun önemli bir kısmı kaybedilir. Harap olan kalp kasının telafisi yoktur. Bu nedenle erken müdahale çok önemlidir ve göğüs ağrısı ile damarın açılması arasındaki süre çok kritiktir. Ayrıca kalp krizinin başlangıç dönemi en riskli dönemdir, ölümlerin çoğu bu dönemde olur ve hastaların yaklaşık yarısı hastaneye ulaşamadan kaybedilir.

Kalp krizi geçirdiğini düşündüğünüz hastaya varsa aspirin çiğnetilmeli, hasta oturtulmalı veya yatar duruma getirilmelidir.

Kıyafetler gevşetilmelidir. Kişinin kullandığı dilaltı zaman kazandırabilir. Nabızda farklılık hissederseniz öksürtmek faydalı olabilir. Kişi yalnız bırakılmamalı, ilaç dışından ağızdan bir şey verilmemelidir. Kalp krizi geçiren hastaları temiz hava rahatlatır bu nedenle kalp krizi geçirdiğini düşündüğünüz birini en kısa zamanda rahat hava alabileceği pozisyonda en yakın sağlık merkezine yetiştirmek en uygun yaklaşım olacaktır. Çünkü yapılacak müdahaleler deneyimli personel tarafından gerçekleştirilebilecek işlemlerdir. Bunun yanında sağlık çalışanlarının işini hızlandırmak ve kolaylaştırmak adına kullandığınız tüm ilaçların ve varsa alerjiniz bulunan ilaçların listesini hazırlayıp sürekli cebinizde taşıyabilirsiniz.  Hepinize sağlıklı uzun ömürler dilerim.

Başkent Üniversitesi İstanbul Araştırma ve Uygulama Merkezi Hastanesi

Kardiyoloji Uzmanı Uz.Dr.Didem Oğuz

 

 Biyografi: Uz.Dr.Didem Oğuz

didem_hn1Eğitim:

Ankara Fen Lisesi / Ankara

Tıbbi Eğitim: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ( İngilizce )  (1997-2003)

Uzmanlık Eğitimi: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dalı (2004-2009)

Mecburi Hizmet Durumu: Ekim 2009-Mart 2010/Şırnak Silopi Devlet Hastanesi

Daha önce çalıştığı kurumlar:

Mart 2011- Mart 2012 Ankara Güven Hastanesi

Nisan 2012 den beri Başkent Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi

Üyelikler:

1-Türk Kardiyoloji Derneği

2-Avrupa Kardiyoloji Derneği

Önceki yazıMudra: İçgüdüsel el hareketleri bedenimize neler yapıyor?
Sonraki yazıNe Olursan Ol Yine Gel Bekarlar Hariç
1973 İstanbul doğumluyum. Çalışma ve ilgi alanlarımı sınırlamam pek mümkün değildir. Kimi zaman kalemim bana sırdaş olmuş, kimi zaman toplumun faydasına olan cümleleri dökmüş, kimi zaman da toplumun yaralarına dokunarak dile gelmiştir. Kalemi kullanırken en keyif aldığım taraf ise "sessizin sesi" olabilmektir. Yeri geldiğinde bir taşın sesi, yeri geldiğinde bir kedinin serzenişi, yeri geldiğinde konuşamayan engelli bir çocuğun dili, yeri geldiğinde ise bir saç örgüsünü dile getirebilmek en keyif aldığım şeylerden biridir. Hayatın her alanında gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bağımlılık ile mücadele, kadın ve çocuk istismarına karşı destek, eğitime katkı amaçlı kütüphanaler kurulması, yardımlaşma derneklerinde faaliyetler, tüketicinin her tür hakkı (sağlık, hukuk...) üzerine destek çalışmaları, kültür sanat projelerine koçluk, danışmanlık, tutuklu çocukların topluma kazandırılması amaçlı eğitim organizasyonları, kan bağısı, organ bağışı, ilik bağışı üzerine organizasyonlarda koordinatörlük, özel eğitim öğretmeni olmam sebebiyle engelli çocuklarımızın ailelerine danışmanlık, okullarda çocuklarımızın yardımlaşma güdüsünü pekiştirme amaçlı seminerler ve sayamayacağım daha pek çok alanda, neredeyse hiç durmadan yıllardır gönüllü olarak faaliyet göstermekteyim. Bu alanlarda hakkıyla faaliyet gösteren kurumların yanında bulunmanın yanısıra, mağdurların şahsen yanında istikrarla olabilmenin de güzelligini yaşayabilenlerdenim. Yönetiminde ya da genel kurulunda faaliyet gösterdiğim derneklerde doğru ekip çalışması ile "olmaz" denilenin aslında ne kadar kolaylıkla olabileceğini yaşayanlardanım. "Şunun uzmanıyım, bunun uzmanıyım" demek elbet güzel, ben direkt sahaya dalarak takım çalışmasına hızla uyum sağlayarak, iş ve zihin gücünü sergileyerek faydalı olmaktan keyif duyanlardanım. 1998 doğumlu dünya tatlısı, mutlu mu mutlu, sevimli mi sevimli, şamatacının teki olan zihinsel engelli Cansın adında bir oğulun annesiyim. Onun bana öğrettiklerinin arasında "sessizliği dinleyebilmek" en değerlilerinden biridir diyebilirim. İnsanoğlunun değer biçilemeyecek kadar değerli olan, ne kadar çok şeye sahip olduğunu unutmadan yaşamak ve bunu unutanlara da hatırlatabilmenin gururunu yıllardır şahsen yaşayanlardanım. Ailem olan İndigo'ya duyduğum sevgi, saygı ve sadakat 1 Ağustos 2011'de başladığım andan itibaren hiç bitmeden devam etmektedir. İndigo aileme ve siz okuyucularıma sonsuz sevgi, saygı ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Ben 1 Ağustos 2011'den beri: Yazdım, yazıyorum ve yazacağım! Çocukluğumdan beri insanlık için çalışmalar: Yaptım, yapıyorum ve yapacağım! Daima huzurla kalmanız dileğimle...