Nasıl mı Yaşıyorum?

Nasıl mı gidiyor hayat? En yapmayacağım şeyleri yapıyorum… En olur olmaz’ları olduruyorum artık…

hayatın

Büyük konuşuyorum. Çok büyük konuşuyorum… Sevmediklerimi seviyor, sevdiklerimi sabit tutuyorum… İleriye bakıyorum artık, geçmişi unutuyorum. Hatalarımı, keşkelerimi gizlemiyorum mesela… Olduğum gibi oluyor, gördüğüm gibi görüyorum… Baktığın gibiyim. Ne azı, ne fazlası… Düşünmüyorum artık fütursuzca. Olsun bakarız’lara terfi ediyorum ruhumu, bir kez daha. Olamayacaklarımı da dillendiriyorum artık. Gerçeklerle yüzleşiyorum! Görmek istediğimi değil, gördüğümü görüyorum.

Düşlediğimi değil, düşlenebileni düşlüyorum. Asla asla dediklerimi yapıyorum ben artık. Hayatın o mükemmel kesinsizliğine karşı duruyorum. Ne mi yapıyorum? Kahve içiyorum artık mesela, Hayatın hiç’lerini en’lere çeviriyorum. Her defasında kendi istediğimin olamayacağını söylüyorum kendime. Hayatın bir düzeni olduğunu savunuyor, kendi rolüme çalışıyorum sadece. Kesin kararları atıyorum hayattan…  Hayatta’ları da savuruyorum. En olası ihtimalleri siliyorum. Sevmiyorum alışılageleni veya gelmeyeni… Şu hayatın en yapılamacak şeyi yapıyorum ben artık, kesin çizgilerimi kaldırıyorum. Aşıyorum uçsuz bucaksız duvarlarımı…

Hayatın Nasıl?

hayatınOlur diyorum, bazen de olabilir… Hayat diyorum. Bazen de ölüm diyorum… Savurgan sevgilerimizi, yok saydığımız saygılarımızı anıyorum! Emekleri görüyorum artık! Zamanı… Öyle değilmiş ki’leri öğreniyorum. Öğrendikçe şaşırmıyorum. Alışıyorum artık… Görünenle, görünmek istemeyeni ayırt edebiliyorum. Kararı görüyorum, kararsızlığı seziyorum. Ama ya…’ları hissediyorum. Keşkelerimi parçalıyorum. Parçalıyorum ki, o güzeller güzeli hayatımızı daha da güzelleştirmesin(!)


Hani bazen de düşünmüyor değilim bu noktada hayatın; Behçet Necatigil’in güzel dizelerini… ”Ya ümitsizsiniz, ya da ümitsiz… Ya çaresizsiniz, ya da çare sizsiniz!” Duruyorum, okuyup idrak edebilmek için… Ya çareymişiz, ya çaresiz. Ya olurmuşuz bu hayatta, ya olmaz… Ya bütünmüşüz, ya yarımmış. Ya güzelmişiz biz, ya hep çok çirkin. Ya düşmezmişiz hiç, ya da yerden kalkmak nedir bilmezmişiz! Ya susarmışız bağır çağır, ya hıçkırarak haykırırmışız, gerçeği… Ya ölümmüşüz, ya ömür… Ya görünürmüşüz, ya görünmez. Ya hadsizmişiz, ya da fazla itaatkar. Hani ya öykeymiş ya da böyleymiş! Kanunmuş yahu bu! Düzeniymiş, hayatın… Evrenin… Ya O’ymuşsun ya da ”bu” denilecek kadar, basit…

Keyfe, kedere ayırdığın zaman kadarmış ömrün… Yoktan var’larla dolacak kadar sıradanmış hayatın… Alışageldiğin düzeni, kuralı yıkacak kadar cesur, boyun eğecek kadar esir…

Ben böyle düşünüyorum, sen ne düşünüyorsun? Baksana artık hayatına, gününe, güzeline, hasına… Bak hadi daha vaktin varken… Bak da değsin bu güzel ömrüne, ömrüme, ömürlere…


Beyin yaşı testi: Bu test ile beyin yaşınızı öğrenebilirsiniz!

PAYLAŞ
Önceki yazıLeviathan: Bir korku imparatorluğu panaroması
Sonraki yazıVizyonda Keyifli Bir Komedi: St. Vincent

3 Ocak 1995 doğumluyum. Belki de istediğim her şeyi gerçekleştireceğime inandığım yaşlara geldiğim vakit, yazma isteğimin oluştuğunu farkettim. Öncesi/sonrası olmayan hayatımızın sadece bir an’ını dahi yazarak kendimi avuttum. Sadece düşünmek ve düşündüklerini anlamlandırmak adına yazdım hep. İnsanları anlama konusunda güçlük çekip,sırf bu yüzden kişisel gelişime merak sardım. Uzun yıllar basketbol ve voleybol oynadım. Aynı zamanda fotoğraf ve dekorasyon meraklısıyım. Ve özellikle şuanda aldığım eğitimden dolayı yabancı dizi ve film delisiyim. İzlemekten en çok keyif aldığım dizi; House. Bunların haricinde yapmaktan en çok keyif aldığım şey; Kendimden daha bilgili/kültürlü insanlarla konuşup, onların deneyimlerinden faydalanmak. Binevi hayatıma yön verirken her şeyi düşünüp ona göre yol almak… En sevdiğim insan şekli; her açıdan kendini geliştirip, yarın’ını düşünen insan.. Bu arada şuanda eğitimime Celal Bayar Üniversitesi/ İngilizce Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde devam ediyorum.. Yazmaya/okumaya olan ihtiyacımızın hiçbir zaman eksilmemesi dileğiyle.. Son olarak,hayat felsefem; ”ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.”