Haydi Gülümse ve Haydi Gülümset

Hayaller de tıpkı bir dua gibidir. Ne kadar çok ister ve ne kadar çok hayal edersen en güzel şekliyle sana gelir.

gülümse

Bu sözlerle çıktım yola. Az gittim, uz gittim dere tepe düz gittim derken paylaşmanın varlığından yoksun bir küçük çocuk ile tanışıverdim. Her şeyi vardı ama varlık içinde yoksunluk yaşamaktaydı ki onun bu haline çok acıdım.

Bıraktık oyuncak ile kurulu dünyasını ardımızda ve girdik küçük bir kırtasiyeye. Dedim ki; verin bakalım bana oradan 50 tane rengarenk balon. Çocuk şaşkındı. O an ne yapmak istediğimi anlayamayacak kadar gözlerimin içine büyük bir coşkuyla bakıp, “Bu balonları bana mı alıyorsun?” dedi. Gülümsedim ve sonra onlarca balonu alıp gittik bir parka. Orada birazdan ne yapacağımızı bilmeyen onlarca çocuk. Dedim ki, “Hadi gel, ben şişireyim sende bu balonları çocuklara dağıt.”

gülümseGörseniz ondan mutlusu, ondan huzurlusu yok. Ben şişirdim, o dağıttı. Sonra cılız ve merhamet dolu o güzel sesiyle kulağıma şöyle fısıldadı:

— Seni çok seviyorum teyze…

Akşam olup da, hava kararınca aldım laptopumu çekildim balkona ve kurdum paylaşım dünyamı…

O dünya da şu an için yalnızca ben ve benden başka kimse yoktu. Aldırmadım ve dedim ki tüm dostlarıma;

— Alışverişle tükettiğimiz bir anımızı, var mısınız güzel bir paylaşım ile doyurmaya? Yapacağınız şey basit. Herhangi bir alışveriş esnasında yalnızca 1 kalem dahi olsa alıp vereceksiniz karşınıza çıkan ilk çocuğa…

Önce bana güldüler. Ama ben dikkate almadım kahkahalarını. “Senin gücün ne Tuğba ki, bir küçük tebessümle mi kuracaksın o paylaşım dünyasını?” demedim. Yalnızca hayal ile beraber dua edip bekledim.  Ne zaman ki ay sonu gelse köşeye ayırdığım üç beş kuruş ile boya kalemleri ve boya kitapları alıp, dağıttım çocuklara…

Bir bakmışım, paylaşım dünyamız 1 iken 10 olmuş… Sonra 10 kişiyle kırtasiye seti alıp, gönderdik köylere. Bir de baktım 100 olmuşuz. Sonra o 100 kişiyle beraber hiç uğranmamış köylere düştü yolumuz ve onların üşüyen ayaklarına ayakkabı, sırtlarına ise palto olduk. Sonra 100 iken 1.000 olduk. O bin kişiyle ayakları yere basmayan sakat bir kızımıza akülü sandalye, Van’da evini yitirmiş abimize yuva, Ramazan ayında aşı olmayanlara aş, ücra köylerinde “yok mu bir ses” diyenlere ses, renksiz dünyayı elleriyle renklendirmek isteyen çocuklarımıza rengarenk bir dünya oluverdik. 1.000 idik şimdi 10.000 olduk.

gülümseŞölenler kurduk, halaylar çektik, çocukların yüzlerini boyayıp, şarkılar söyledik. Kurduk mu o paylaşım dünyasını peki?  Hayır henüz değil. Daha gidilecek ve varılacak o kadar çok yol var ki… Hani bir zamanlar gülüp de “senin gücün ne” diyenler var ya onlar da şimdi yanımda ve bana destek vermekte…

Şükür Mevlam’a ki; nice köy okulu, nice ihtiyaç sahibi yurttaşlarımız için yapmış  olduğumuz etkinlikte yüzümüz ak çıktı.

Bu kış döneminde nice çocuğumuzun ne sırtları ne ayakları ne de o pembe yanakları üşüyecek. Çünkü kurmuş olduğumuz paylaşım dünyasında bana destek veren dostlarım; onların üşüyen ayaklarına bot, sırtlarına, palto, yanaklarına atkı, yarınlarını süsleyen hayallerine ise umut oldular.

Hani bana ‘başka işin yok mu’ diyenler var ya, onlara cevabım şöyle olacak;

Siz hiç  varlığınızı tanımadan kalbi sizin için çarpan bir çocuğun varlığını hissettiniz mi yüreğinizde?


Ben hissettim, ben yaşadım ve Mevla’mın izniyle de gücüm yettiğince de hissetmeye devam edeceğim.

Haydi sıra sizde…

Facebook’ta Haydi Gülümse ve Haydi Gülümset