Kürtaj Meselesi ve Norveç Örneği

Her ne kadar cenin, kadının vücudunun içinde olsa da, başka birçok kişi henüz dünyaya gelmemiş bir insan hakkında kendinde söz hakkı görebiliyor.

kürtaj tartışması avrupa türkiye norveç kadın hakları çocuk seçme toplum kadın cenin ülkelerde kürtaj

Özellikle dini otoriteler kürtaj konusunda oldukça katı. Katolik Kilisesi kürtaj konusunda verdiği kesin fetvalarıyla tanınıyor. Vatikan‘a göre tecavüz, ensest ve sosyal veya ekonomik sebepler kürtaja mazeret değil. Yalnızca annenin hayatı tehlikedeyse kürtaj yapılabilir. Bunun dışında, kim kürtaja dahil olmuşsa günahkar addediliyor. İslam‘da da özürsüz çocuk aldırmak günah olarak kabul edilmiş.

Bugün Avrupa ülkelerinin çoğunda, kadınlar ilk üç ay içinde kendi kararlarıyla kürtaj olabiliyor, üç aydan sonra ise hastane kararı almaları gerekiyor. Afrika’nın hemen hemen tamamında ve Latin Amerika ülkelerinin çoğunda ise ağır kürtaj yasaları yürürlükte. Nikaragua, Şili, Dominik Cumhuriyeti, Nikaragua, Umman, El Salvador, Haiti, Hondras, Surinam gibi ülkelerde kürtaj olmak kanunen yasak. İrlanda, Malta ve Polonya en ağır kürtaj kanunları uygulayan Avrupa ülkeleri.

Ne var ki hiçbir konuda olmadığı gibi, yasaklar kürtaj konusunda da çözüm getirmiyor. Dünyadaki en yüksek tecavüz oranları en katı şariat kurallarının uygulandığı ülkelerde görüldüğü gibi, büyük çoğunluğunun yasadışı olarak yapıldığı ülkelerde kürtaj oranında bir düşüş henüz kaydedilmedi. Öte yandan kürtajın serbest olduğu Güney Afrika Cumhuriyeti  kürtaj oranının en düşük olduğu ülke. Ayrıca dünyada tehlikeli ve sağlıksız kürtajların yüzde 98’i gelişmekte olan ülkelerde yapılıyor. Her yıl Afrika’da 29.000, Asya’da ise 18.000 kadın gizli kürtaj yapılırken hayatını kaybediyor. Gelişmiş ülkelerdeki kürtaj oranı ise 1995’teki yüzde 36 seviyesinden 2008’de yüzde 26’ya düşmüş.

kürtaj

Norveç’in Kürtaj’a bakışı

Norveç, nüfusu düşük bir ülke. Devlet birimleri nüfusu artırmak için birçok çalışma yapıyor. Evlat edinmek kolaylaştırılmış. Eğitim, sağlık ve birçok konuda danışmanlık hizmetleri ücretsiz ya da çok ucuz. Norveçliler de kalabalık aileleri seviyor.

Cinsellik eğitiminin medya ve okullarda yaygın ve açık bir şekilde verildiği Norveç’te gençler cinsel hayatlarını özgürce yaşayabiliyor ve cinsel yönelimlerini saklama gereği duymuyorlar. Yani aile veya mahalle baskısı yok. Çocuklar ergenliklerinin ilk yıllarında ailelerinin bilgisi dahilinde cinsellik yaşayabiliyor, evlenmeden çocuk sahibi olabiliyorlar. Yani kürtaj alternatifi diğer ülkelerden daha az gündeme geliyor.

Norveç’te, farklı ve katı bir ülke kültürüne ait değilse, erken yaşta ailesinin rızası dışında hamile kalan bir genç, normal şartlarda kürtaj olmayı ya da kendine zarar vermeyi düşünmüyor. Eğitimine kısa bir süre ara vererek ailesi ve devlet rehberliğinde sağlıklı bir şekilde çocuğunu büyütebiliyor. Çocuk bakımının devlet tarafından desteklendiği ve bir yıla kadar uzayan ücretli doğum izinlerinin alınabildiği Norveç’te yetişkin yaşlarda görülen beklenmedik hamileliklerde de kürtaj pek düşünülmüyor. Kürtaj kararı çoğunlukla ceninde bir sorun olduğu zaman bir alternatif oluyor. Tartışmalar da işte tam bu noktada başlıyor.

Dünyanın en zengin ve insan hakları uygulamalarında en ileri ülkelerden biri olan Norveç’te birçok kişi kürtajın ülkede tamamen yasaklanması taraftarı. İnsan haklarına gösterdiği hassasiyet ve hoşgörü geleneğiyle tanınan Norveç’te birçok kişi toplumda herkese yer olması gerektiği için kürtajın Seçme Toplum fikrini güçlendirdiğini ve bunun da “senden farklı olanın yaşamaya hakkı yoktur” söylemindeki Adolf Hitler mantığıyla özdeşleştiriyor. Norveç’teki kürtaj karşıtı diğer argümanlar şöyle sıralanabilir:

  • İnsan doğarken mükemmel mi olmalı? Kime, neye göre mükemmel?
  • Teknolojinin hızla geliştiğini düşünürsek, hastalığın daha sonraki yıllarda bulunacak bir yöntemle tedavi edilmesi mümkün olabilir.
  • Herkesin hayatı saygıdeğerdir ve herkese yaşama şansı verilmelidir.

Ayrıca birçok politikacı standart sağlık ölçülerinde olmadığı için bir ceninin hayatının sonlandırılmasının, aynı sağlık sorunlarıyla yaşamakta olan diğer insanları rencide edeceğini ve kendilerini dışlanmış hissedeceklerini gündeme getiriyor.

Seçme Toplum yaratmak istemeyen Norveç, kanunlarını da bu yönde güçlendiriyor. Ülkede engelli çocuğu olan aileler devletten maddi manevi büyük yardımlar alıyor. Bu aileler ve engelli çocukları birçok ayrıcalığa sahip oluyor. Devlet eliyle yapılan kütaj uygulaması da kadını kararından vazgeçirmeye yönelik. Kürtaj tıbbi müdahale ile yapılmıyor, kadın hap kullanarak cenini kendisi evde düşürüyor. Düşürme işlemini evde canlı olarak yaşayan bazı kadınlar ciddi pisikolojik sorunlar yaşıyor. Ayrıca Norveç’te devlet hastaneleri hamile kadınlara en erken 16. haftada ultrason randevusu veriyor. Dolayısıyla 12. hafta aşıldığı için cenin artık insan olarak tanımlanıyor. 16. haftada ceninde sorun tespit edilirse, aileye engelli bir çocukla yaşayabilme yolları öğretilmeye başlanıyor.

Bugün hala özellikle kas ve kemik ile ilgili bir hastalık taşıyan ya da kromozom bozukluğu olan ceninlerin çoğunda kürtaj seçeneği değerlendiriliyor Norveç’te. Fakat “Seçme Toplum” tartışmaları sonucunda Down sendromu artık mazeret olarak kabul edilmiyor. Çünkü Down sendromuna sahip kişilerin özel insanlar oldukları ve gerekli koşullar sağlandığında mutlu ve herkes gibi yaşayabildikleri kabul ediliyor. Norveç’te Down sendromlu birçok insan çeşitli işlerde çalışıyor ve toplumda yabancılık ya da ayırımcılık hissetmiyor.

Benim bedenim benim kararım

kürtaj

Bir kadının kürtaj kararı alması belki de hayatının en zor kararlarından biridir. Çocuğun masraflarını nasıl karşılayacağını, mutlu edip edemeyeceğini, sürekli bakıma ihtiyacı olan bir çocuk doğurduğunda kendisi öldükten sonra yakınlarına bırakacağı yükün adil olup olmayacağını zaten günlerce düşünmüş olan kadın, bu kararı alırken sonuçlarını zaten hesaplamıştır. Çocuk doğuramayacağına karar veren kadın yasak da olsa, önüne engeller de çıksa, yasal ve güvenli olmayan yollarla kürtaj ya da düşürme yöntemine hayatı pahasına teşebbüs edebilir. Bu yüzden bu konu kadının ve doğacak çocuğun psikolojisi üzerinden tartışılmalıdır.

Etik olarak, ceninin de bir insan olduğu düşüncesiyle kürtajın cinayet olduğu iddia edilebilir. Fakat başka bir ortamda yaşaması neredeyse imkansız olan cenin, mantıken kadının bedeninin bir parçasıdır. Dolayısıyla karar, kadının özel hayatıyla ilgilidir. Bu konuyla ilgili vicdan hesaplaşması da toplumun değil, kadının kendi meselesi olmalıdır.

Özellikle muhafazakarlığın yoğun olduğu ülkelerde kürtaj yasaları kadına “çocuk yapmak istemiyorsan sevişmeyeceksin” mesajını verme üzerine inşa edili. Halbuki her kadın kendi bedeni üzerinde kendi kararını şiddet ve ayırımcılığa maruz kalmadan verebilirse kadın – erkek eşitliğinden bahsedilebilir.

Norveç’te kürtaj yasağını savunanlar herkesin yaşamaya eşit hakkı olduğunu, bu yüzden sağlıklı ya da sağlıksız her cenine yaşama hakkı tanınmasını savunuyorlar. Peki insiyatifimiz dışında bize verilen “yaşam” bir hak mıdır? En büyük hakkın “özgürlük” olduğunu ve bir ceninin dünyaya gelip gelmeme özgürlüğünü kullanabilme zekasına henüz erişmediğini düşünürsek, bu karar çocuğa hayat veren annenin olmalıdır.

 

Önceki yazıRuhlarımızın Cinsiyeti Var Mıdır?
Sonraki yazıMustafa Ceceli ile Kalpten Dinleyin!
1974 Ankara doğumlu ama 2 yaşından beri Istanbullu. Çocukluk ve gençliği cimnastik ve dans çalışmalarıyla geçti. 2000 yılından beri yoga yapıyor. 2002 yılında evlenip yurtdışına yerleşti ama bir ayağı hep Istanbul'da oldu. Çocuklardan sonra, Norveç'te hayalindeki işin eğitimini alma fırsatı geçti eline. Trondheim Üniversitesi'nde Medya Bilimi ve Görsel Kültür dalında lisans ve yüksek lisans okudu. İki yıl Zürih, 10 yıl Trondheim'da yaşadıktan sonra 2014 yazında eşinin memleketi Almanya'ya yerleşti. Şİmdi iki oğlu ve eşi ile sakin bir hayat sürmekte, ve Türkiye'nin Gezi Gençleri'nce yönetileceği çağdaş bir ülke olduğu hayalini kurmakta. // ENGLISH: Born in Ankara in 1974, moved to Istanbul at age 2. Spent lots of time with gymnastic and contemporary dance at early ages but last 15 years practices rather yoga. Married to an German man in 2002 and move to Zurich. Later lived 10 years in Norway/Trondheim and eventually settled down in Germany. Studied Media Science in Trondheim and finished master degree in 2012. Has two sons. Looking forward the days that Turkey is eventually leaded democratically by the Gezi youth.