Hep Bir Düşman Vardır: Tepenin Ardı

Kendi içindeki çarpıklıkları görmezden gelen, yarattığı hayali düşmanlara inanan ve birbirinin kuyusunu şevkle kazanların olduğu bir ülke bu kadar güzel anlatılamazdı.

Tepenin Ardı

[divider]

TEPENİN ARDI

YÖNETMEN: Emin Alper

SENARYO: Emin Alper

YAPIMCI: Emin Alper, Seyfi Teoman, Enis Köstepen

GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: George Chiper

MÜZİK: Volkan Akmehmet

YAPIM YILI: 2012

ÜLKE: Türkiye

OYUNCULAR: Tamer Levent, Reha Özcan, Mehmet Özgür, Berk Hakman, Furkan Berk Kıran, Banu Fotocan, Sercan Gümüş

[divider]

Faik, burnunun dikine giden otoriter biridir. Orman İşletmesi’nden emeklidir. Emekliliğinde yaşadığı kasabaya yerleşip babasından kalan araziyi işler. Araziye bakması için Yörük Mehmet ve ailesi ile anlaşır. Küçük çapta keçi sürüsü beslerler.

Ağustos ayında Faik’in oğlu Nusret, iki çocuğu Zafer ile Caner’i alıp birkaç günlük tatil için yaylaya Faik’i ziyarete gelir. Oğlu ve torunları geldiğinde Faik tepenin ardındaki Yörüklerle kavgaya tutuşur.

Tepenin Ardı2

Film, Konya’ya bağlı Ermenek’in Balkusan Köyü’nde çekildi. Yani Emin Alper‘in 10 yaşına kadar büyüdüğü yerler. Toroslar ve Orta Anadolu’da günümüzde azalsa da yurt kavgaları eskiden daha yaygındı. Bu kavganın tarafları olarak kardeşler ya da çobanlar sayılabilir. Alper‘in geçmişte avukat olan babası bu tip kavgalardan doğan davalara baktığı için konular Alper‘e yabancı değil.

Filmin hikâyesi Kürt meselesiyle ilgili okumalara yol açıyor. Alper katıldığı söyleşilerde Yörük kavgalarını anlattığını söylese de senaryonun ilk versiyonu güneydoğu travması üzerinedir. Dede ve Yörükler yoktur. Hikâye iki kardeşin erkeklik mücadelesi üzerine kuruludur. O zamanlar 23 yaşında olan Alper‘in senaryosunu ilk okuyanlardan biri Zeki Demirkubuz‘dur. Demirkubuz‘un eleştirileri sonrası senaryo yıllar içinde filmdeki halini alır. Senaryonun son halinin daha evrensel bir boyutta olduğu yadsınamaz. Filmin katıldığı festivallerin hemen hemen tümünden eli boş dönmemesi bunun göstergesi.

Senaryonun son haliyle konunun Kürt meselesinden uzaklaştığı söylenemez. Güneydoğuda askerlik yapmış Zafer karakterinin dereden geçen askerler görmesi, senaryonun Kürt meselesinden bağını kopmamasını sağlıyor. Sebebi bilinmeyen bir savaş (Tepenin ardında görünmeyen Yörüklerle girilen savaş) sonucu nereden geldiği belli olmayan kurşunla ölmesi hatta isminin Zafer olması bile manidar.

Filmdeki Yörük kavgaları sadece Kürt meselesi değil, ölme ve öldürme güdüsünü tetikleyen birçok benzer mesele baz alınarak değerlendirilebilir. Kültürel kimliğin dışında insan ilişkilerindeki ikiyüzlülük açısından okuma yapılabilir. İnsan doğası çoğunlukla suçu reddetmek üzerine kuruludur. Suç kabul edilse bile işlenen suçta mutlaka şeytanın parmağı vardır. Şeytan olmasa toplumca çeşitli sebeplerden (Kültürel kimlik, vs.) kabul görmeyen biri ötekileştirilir ve ortaya çıkan suçların kaynağı olarak bellenir. Böylelikle kişinin içindeki çarpıklıklar gizlenir, iktidar devam eder. Bağırarak diğer sesleri bastırdığını düşünen, korkaklığını sert görünmeye çalışmasıyla gizleyen Faik gibi.

Altı erkeğin arasındaki Meryem ise kadının bu topraklarda esamesinin okunmamasının simgesi. Kocası Mehmet tarafından insan yerine bile konulmayışını baştan kabullenir. Faik için bir hizmetçi, Nusret için cinsel objeden ibarettir.

Alper‘in İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Dünya Tarihi dersine girmesinden dolayı Habil ve Kabil hikâyesini senaryoda alt metin olarak kullandığı söylenebilir. Zira Kabil çiftçi, Habil ise çobandır.

Tepenin Ardı3

İtalyan Yeni Gerçekçilik akımının etkisiyle başlayan İran Yeni Dalgası akımının başyapıtlarından olan Dariush Mehrjui‘nin Gaav (1969) filmi Tepenin Ardı için referans noktası. Gaav ve Tepenin Ardı‘nın hikâyeleri farklı olsa da karakterlerin psikolojik durumu kullanılarak insanların ruhsal değişimlerinin hangi uç noktalara varabileceğinin altı çiziliyor. İki film, küçük çapta bireysel hikâyelerle parçadan bütüne ulaşıyor.

İlk uzun metraj filmini çeken yönetmenler için birçok meselenin ele alınması her zaman risktir. Alper, benzer meseleleri ele alan yönetmenler (Ya da kendini yönetmen zannedenler) gibi çözüm sunup dünyayı kurtarma tuzağına düşmüyor. Daha çok “Düşman kim?”, “Neden ölüyor ve öldürüyorsun?” gibi sorular soruyor. Bu soruların cevabını düşünmenin ve karşılıklı empati kurmanın gerçek çözüm olacağının farkında. Meselelerini son derece sade bir şekilde ele alarak aldığı riskin altından başarıyla kalkıyor. Demirkubuz‘un eleştirilerinin etkisi ve filmin çoğu aşamasında Seyfi Teoman‘ın olması Alper‘in büyük şansı.

Politik bir film olan Tepenin Ardı, yarattığı gerilim ile western atmosferini başarıyla harmanlayarak tür sinemasına göz kırpıyor. Bu zenginlik karakterlerin kendi içindeki çatışmalarla ve birbirleriyle olan çatışmalarında daha fazla perçinleniyor.

Alper, oyuncularının çoğundan iyi performans alıyor. Tamer Levent ve Mehmet Özgür diğer oyunculardan biraz daha öne çıkıyor. Özellikle Mehmet Özgür duruşu, bakışı, yürüyüşü ile Yörük Mehmet’in ta kendisi.

Finaldeki militarist müzik filmin tek zayıf noktası. Müziğin iyi ya da kötü olmasıyla alakalı bir durum değil. Filmin ruhuyla ve ele aldığı konularla ters düşüyor.

Tepenin Ardı, 2012’nin en iyi filmlerinden biri olmasının yanında yerli filmler içerisinde en iyi ilk filmlerden. Özellikle ilk filminde derdini hamaset yapmadan anlatabilme olgunluğuna erişilebildiği için ayrıca takdir edilmeli.

Fragman