Başlamak Yine Yeni Yeniden

Bize yeni bir düşünce, yeni bir ilke ve yeni bir hayat lazım. Siyasi çehremizin, sanat dünyamızın, bakış açılarımızın, bilime ve sosyal hayata dair yaklaşımlarımızın değişmesi lazım.

yeniden başlamak deniz sahil erkek adam gökyüzü güneş

Yeniden başlamak

Yeniden başlamak; hayata, sevmeye, düşünmeye ve kendine… Yeniden başlamak; var olanla devam edemeyeceğini anladıktan sonra çıkmaza düştüğünde, tabiri caizse küçük bir kıyametin hemen akabinde, bir umuda bağlanıp yaşayabilmek için, elde kalanları hayata tutundurabilmek için yeniden, yine savaşmaya başlamak. İşe yaramayanları çöplere atıp, kırılanları tamir edip, sökükleri dikerek; her şeyi eski haline getiremesek de en azından sonrasına yetecek kadar, düştüğü yerden kalkıp günü geldiğinde uçacak kadar hazır hale getirmeye çalışmak. Kim bilir belki benim, belki sizin, belki de tüm toplumun şu anda en çok ihtiyaç duyduğu slogandır; yeniden başlamak.

Kıyılarımızda savaşan insanlar, kan kaybeden insanlık. İçimizde kutuplaşmalar, kendinden olmayanı hiçe sayanlar, hiçe sayamadığını hiç etmek için elinde olan tüm kuvveti kullananlar. Sevgiyi hikayesi kokuşmuş dizilerde yaşatanlar, aşkı en çok satanlar raflarına yerleştirerek var olduğuna inandırmaya çalışanlar. Fakirlere “Allah versinler”, Allah’ın verdiğini çöplere atarak, “keyif benim keyfim değil mi?” diyerek eğlence için bir akşam bir masada binlerce lira bırakarak israf edenler, azami derecede var olan ama asgari derecede değer verdiklerimizi asgari aylığa bağlayarak rahatından bir nefes alanlar. Üçüncü sayfa haberlerini sanki haber değilmiş gibi, sanki oradakiler insan değilmiş gibi sanki biz değilmişiz gibi hafife almak, yeri geldiğinde alaya konu etmek.

Meydanlara çıktığımızda hepimiz iyiyiz. Sayısız sivil kuruluşlar var, sayısız kampanyalar yapılıyor, sayısız konferanslar, reklamlar ve yayınlarla dünyayı daha iyi hale getirmeye çalışıyoruz. Ama neresinden tutsak sanki orası elimizde kalıyor gibi. Kimimizin fikirleri, kimimizin projeleri var. Ama hangimizin gerçek anlamda hangimize bir faydası var? Bilmiyorum. Bazılarımızın kendisine bile faydası yok. Sıkışıyoruz belki de; hayal kırıklıklarının içinde, beklenip de gelmeyenlerin bıraktıkları öfkelerin, gerilimin ve hüznün içinde.

Yeniden başlamak. Nasıl mı?

Bize yeni bir düşünce, yeni bir ilke ve yeni bir hayat lazım. Siyasi çehremizin, sanat dünyamızın, bakış açılarımızın, bilime ve sosyal hayata dair yaklaşımlarımızın değişmesi lazım. Bağırarak, çağırarak meydanlarda yiğitlik yapmanın, hakaretle, bel altı vurarak, ucuz kelime oyunları ile karşındakini aşağılamanın, “bal tutan parmağını yalar, uzatıp herkese de yalatır” cinsinden düşünerek kendinden olana “ağam paşam”, kendinden olmayana “sana haram yaşam” demenin devri değil artık. Değişen dünya değiştirmeli insanı, değiştirmeli düşünceleri ve davranışları. Yaz gelince saatimizi nasıl bir saat ileri alıyorsak günü geldiğinde kendimizi de bir adım ileriye almayı bilmemiz lazım.

Toplumun çoğunluğuna ne anlar onlar demek kolay, uzakta olanı görmezden gelmek kolay, senin gibi düşünmeyi düşüncesizlikle suçlamak, yaftalamak kolay, her gümbürtüde eline silah alıp sokağa çıkmak kolay, kafan estiğinde kapıp keskininden bir bıçak gücünün yettiğine dadanmak kolay. Aslında yapmamız gerekenleri yapmayıp, yapmamamız gerekenleri yapıp onların arkasına sığındığımız ne varsa hepsi kolay. Kötü olmak iyi kalmaktan kolay, yalan söyleyip sıvışmak doğruyu söyleyip bedelini ödemekten kat be kat daha kolay.

Zor olan tüm dünya domino taşları gibi birbiri ardına devrilirken üstüne her şeye inat ayakta durabilmek. Herkesin zayıflık diye hafife aldığı değerleri tüm eksilerine, getirebilecekleri tüm dertlere karşın savunmak ve benimsemek. Okullarımızda çocuklara iki artı ikinin dört ettiğini öğretebildiğimiz kadar, onlara üçün ikiden sadece daha fazla olduğunu ama üçün asla ikiden daha üstün olmadığını da öğretmemiz lazım.

Maksat fikir babalığı yapmak değil, bir ateş yakıp dumanını olabildiğince çok kişiye gösterebilmek. Belki hala eskisi gibi bir kara dumandan her şeyi anlayıp, yardım edecek, imdada koşabilecek birileri vardı, değil mi?

 

PAYLAŞ
Önceki yazıÇocuk ve doğa: Sağlıklı ahşap oyuncak
Sonraki yazı23 Nisan Barış ve Adam Olacak Çocuk
İstanbul'da okudum. Van'da öğretmenlik görevime başladım. Sonrasında yolum Şanlıurfa'ya düştü. Ne zaman başladım yazmaya bilmiyorum. Ama kendimi yazarak yaşamaya adadım. Ben sözden daha kuvvetli olanın sözü yıllara karşı dayanıklı kılanın yazı olduğuna inanırım. Düşüncelerin sözlerde eskidiğine yazılarla geliştiğine inanırım. Hayatımızın her alanında yazı ile barışık olma ümidi ve dileği ile yazılarımla burada olacağım. Bunun için Indigo Dergisi ailesine sonsuz teşekkürler.