Dünya Ekonomik Risk Durumu

Dünya Ekonomik Forumu (WEF), Küresel Riskler 2015 raporunu yayınladı. Raporda gelecek 18 ay ile 10 yıllık süre zarfında yaşanabileceği öngörülen 28 önemli risk ve bu risklere neden olan 13 faktör ortaya kondu.

ekonomik risk dünya ekonomik risk nedir

Küresel Riskler Raporu 2015

Riskler, ‘çevre, ekonomi, jeopolitik, toplumsal ve teknoloji’ kategorileri altında incelenerek değerlendirildi. Önümüzdeki 18 ayda bizi 28 risk bekliyor. Forumun en önemli raporu niteliğini taşıyan bu çalışma, başlangıcından beri Marsh & McLennan Companies işbirliği içerisinde yayınlanıyor. Raporda belirtilen risk çerçevesi, Dünya Ekonomi Forumu anketine katılan özel sektörden kamuya, sivil toplum kuruluşlarından akademik kuruluşlara kadar pek çok farklı alanda çalışan 900 risk uzmanının cevaplarından oluşuyor. Dikey eksen riskleri potansiyel etkilere, yatay eksen riskleri ise olasılıklarına göre düzenliyor. Devletlerarası anlaşmazlıklar ve su sorunları, en olası ve etkili riskler arasında gösterilmektedir. Küresel riskler arasındaki ara bağlantıların, sonuçları beklenmedik şekilde genişletme potansiyeli mevcut olarak yorumlanıyor.

Bizleri bekleyen en önemli risk olarak uluslararası anlaşmazlıklar öne çıkıyor. Bunun yanında artan teknolojik riskler ve çevresel endişeler geliyor. Ankete verilen cevaplara göre en güçlü bağlantılı riskler, işsizlik ve eksik istihdam ile şiddetli toplumsal istikrarsızlık arasında gösteriliyor. Olağandışı hava koşulları, ulusal yönetimlerin çökmesi, devletlerin çökmesiyle oluşabilecek krizler, doğal afetler, iklim değişikliğine uyumda başarı sağlanamaması, su krizi, veri hırsızlığı ve siber saldırılar diğer önemli riskler olarak öne çıkıyor. Oluşturacağı etki açısından en büyük riskler ise şöyle sıralanıyor; Su krizi, salgın hastalıklar, kitle imha silahları, iklim değişikliği, enerji fiyatı şoku, altyapı çöküşü, mali kriz, işsizlik ve eko sistemin çöküşü olarak belirtiliyor. Salgın hastalıklar yeniden gündemde yerini aldı. En son 2008 yılında gündemi meşgul eden sağlıkla ile ilgili riskler, Orta Afrika’da başlayıp birlerce insanın ölümüyle sonuçlanan Ebola salgını sonrasında yeniden en büyük riskler arasında gösterilmeye başlandı.

ekonomik risk dünya ekonomik risk nedir

Dünya gündemde önceliği yıllarca ekonomik sorunlar belirliyordu. Bu yıl ise önceki yılların raporlarına göre radikal bir değişim yaşandı ve ekonomik riskler ilk beş içinde gerilere itildi. 2015 yılında ise ilk kez uluslararası çatışmalar dünya için en büyük endişe kaynağı haline geldi. Rapor, siyasi açıdan yorumlandığında çatışmalar, ülkelerin çökmesi en büyük sorunlar olarak öne çıkarken, işsizlik, enerji fiyatları dalgalanmaları, varlık balonları ekonomik anlamda karşı karşıya kalacağımız sorunlar olarak beliriyor. Çevresel ve sosyal riskler ise giderek daha büyük ölçekte yerini alıyor ve dünyanın bu sorunları çözmeye henüz hazır olmadığı belirtiliyor. Ülkeler arasında giderek artan ekonomik-sosyal eşitsizlikler toplumsal kırılganlığın en önemli belirleyicisi. OECD ülkeleri içerisinde en zengin yüzde 10’un ortalama geliri, en yoksul yüzde 10’un gelirinin dokuz katına ulaşmış durumda. Dünya genelinde; artan yapısal işsizlik oranları yükselişe geçiyor, gelir dağılımındaki uçurumlar ve toplumsal baskılar artıyor; düşük ekonomik büyümeler ve teknolojik değişimler yakın gelecekte işsizliğin daha da yüksek olarak ortaya çıkacağını gösteriyor.

Ekonomik risk gündemden gerçekten düşüyor mu?


ekonomik risk dünya ekonomik risk nedirOlayı bu şekilde değil de ekonomik riskler mevcut ve tehdidini giderek arttırırken diğer faktörlerdeki sıçrayışın şimdilik daha öncelikli olduğu yönünde yorumlamak daha doğru olacaktır.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) raporunda, bölgelerin risklerle mücadelede ne kadar hazırlıklı olduğu konusu da değerlendirildi. Avrupa ülkelerinin en az hazırlıklı olduğu risk olarak yapısal işsizlik gösterilirken, büyük çaplı göçler ve toplumsal huzursuzluk Avrupa ülkelerinin çözmekte zorlandığı riskler olarak gösteriliyor. Kuzey Amerika ülkelerinin en hazırlıklısız olduğu risklerin başında altyapı yetersizliği, siber saldırılar, iklim değişikliği en önemli madde olarak belirlenmiş durumda. Sahra Altı Afrika ülkelerinin hazırlıksız olduğu riskler ise salgınlar ve işsizlik olarak belirlenmiş. Doğu Asya ve Pasifik ülkelerinin zayıf noktası ise iç çatışmalar ve kentleşmede plansızlık. Ayrıca bu bölge insanların neden olduğu çevresel sorunların iyileştirilmesine en az hazırlıklı yer olarak gösteriliyor. Doğu Asya, Pasifik, Latin Amerika, Karayipler ve Güney Asya başarısız şehir planlamasının en büyük üç risk içinde yer aldığı bölgeler olarak raporda belirtilmiş. Bu tür raporları dünya ülkeleri ne kadar ciddiye alıyor bilmiyoruz ama en azından mevcut sorunları tüm dünya ülkeleri bilmektedir ve ciddiye aldıkları sorunlar üzerinde daha çok çalışmalarını umut ediyoruz. Temennimiz odur ki riskler giderek azalır ve insanlık mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşayabileceği yepyeni bir dünyanın sıcacık bağrında uyanır.