İnce Belli Büyük Çay Bardağının Keşfi

Youtube’a ‘Liderler Açık Oturumu’ yazdığınızda o video çıkar. 11 Ekim 1991 yılına aittir, yayıncı TRT. Konuklar yabancı değil; üç kuşak, yedi düvel iyi tanır. Arzı endamda nezaketin ağır bastığı Türk Siyasal hayatının altı lideri sırayla seçimi konuşuyor, birbirleriyle tartışıyorlardı. O muhteşem altılı var ya…

liderle açık oturumu trt 1991 seçim

Dışarıda, açılışta, statta ve dahi hücrede arkadaşlık etmeyi başarmışlardı. Hep seviyeliydiler.

Yıllarca aynıydılar. Kimlik değiştirmediler.

Çoban Sülü yakıştırmasıyla barışıktı Demirel. Stüdyoda hemen sunucunun yanında almıştı yerini.

Rahmetli Erbakan yine ‘Adil Düzen’ i anlatıyordu kısık sesle.

Perinçek, bugün olduğu gibi eleştirel ve aykırı duruşuyla göze çarpıyordu.

Rahmetli Erdal İnönü ve Ecevit en sakinleriydiler. Ecevit’in meşhur mavi gömleği bu sefer ceketinin altında kalmıştı.

Mesut Yılmaz oradaydı. Geçmişin başbakanlarının yanında ve dönemin başbakanı olarak eski kurtların tüm sert şutlarını karşılamaya gayret edip; yine ağır konuşuyor, ağırdan alıyordu.

Günümüz siyasetçileriyle karşılaştırdığımızda birlikte aynı oturumda tartışmalarına şaşırıyor insan, bu bir. Bugün haber kanallarında hiç şahit olmadığımız bir durumla da karşılaşıyoruz; Liderlere ayrılan zaman çok geliyor, bu iki. Öz konuşmada devrim yaşanıyor, vakti kendi aralarında pazarlıksız pay ediyorlardı, bu üç. Karakter ve hitabetleriyle yıllar öncesinde neyseler, orada da aynıydılar. Hoşgörülü, kısık sesli ve zariftiler, bu dört. Bedri Koraman’ın çizgilerinde alay ettiği sanki onlar değildi efendim, bu da beş.

Seviye yüksek olunca, sözleri ima ile seyri doyulmaz zarafette bir feyk atmaya dönüşüyordu sık sık. O gün aynı masada, yan yana bir başbakan ve beş farklı parti liderinin yaptığına Siyaset deniyordu.

Bugün yapılana kıyası pek mümkün olmasa da kenarından geçecek kadar yaklaşmayı deneyelim.

Tanımlama öz olsun…

Bir anda doğma.

Son dönem siyasetçilerden olma.

Ve imasız.

Ya da;

Buldum!

Çay bardağının yerini su bardağı tutamaz!

Neden bu zarafet yarışı ve çaba?

Bu tartışma programının yayınlandığı yıllarda çay bardağını modifiye ettiler. Hatırlarsınız, çocukluğumuzda olabildiğince ince, kıvrımlı ve küçük olmasına rağmen 90’lar da hacmen biraz büyümüştü.

Değişim için makul gerekçe hep vardı. Üç yudumluk hacmi nedeniyle elinde demlik sürekli küçük çay bardağı tazelenmeye muhtaçtı. Girişimcinin biri bu zahmeti görmüş olacak ki çay bardağının inceliğini zarafet için baz alıp küçüklük tabusunu yıktı ve büyük çay bardağını üretti. Selefine göre büyük olsa da kibar görüntüsünü yitirmemeyi, hatta bir su bardağı olmamayı başarmıştı!

— Neden bu zerafet yarışı, bu çaba? Daya su bardağını, ne önemi var zarafetin, aslolan çay içmek değil mi efendi?

Değil efendi. Su bardağıyla olmaz, hatsızdır o. Elle kavransa da uzun süre tutulmaz, yanarsın. Bırakayım dersen, o kıça uygun bir çay tabağı da yok. Öyle basit değil vaka, devriliverir üstüne maazallah.

Çay bardağı öyle mi? Güzel güzel oturuverir eline. Parmaklarla dahi tutulur. Avuçta 5-10 derecelik açılarla istediğin gibi kayma yapar, yer değiştirir; yeri gelir tur bindirir!

Su bardağının sohbete eşlik edemediği gerçeği de yadsınamaz. Doldurup içersin ve hemen keser seni.

— Ne alakası var çay bardağının sen neyi ima ediyorsun?

Tüm bu ritüelin içine etmenin, haldır huldur yaşamanın sana bir mesajı olmamışsa, al sana su bardağı! Benzincinin tabancayla doldurması gibi çay ihtiyacının tümünü pompala kendine.

Tekrar ezberin ilacıdır, son kez söylemekte fayda var.

Çay bardağı zariftir.

Çay bardağı naziktir…

Siyasette ima bir kültür, bir nezaket olayıdır

Aklın manevralarından uzak, ‘ima’dan yoksun, öyle bodoslama yapılınca; cehalet tavan, milli kültür seviyesi dibe vuruyor haliyle… Aldırmayacaksan sorun yok, ömür manasız da geçiyor.

Bardağı da mesele etme…


İşini görecekse;

Su bardağından çay,

Ve hatta çay bardağından da su içebilirsin!