Dürbünümden İnsan Manzaraları

Dürbünümde insan manzaraları var sözle çizeceğim, bir de yüreğim beraberimde taşırken oradan oraya savrulan…  Aldığın nefes bazen az gelir, bazen de tüm dünyayı içinde taşıyacak kadar genişler göğüs kafesin. Çıplak ayakların toprağa basınca, gökyüzüne bakarsın dünyanın sınırlarını anlamak için. Gözler görmek, kulaklar işitmek istediğinde her şeyin şahidi olur…

insan - manzara

Tüm farklılıklarıyla insan…

Tüm farklılıklarımızla biriz, bütünün bir parçasıyız aslında. Soru işaretlerine takılmaktan vazgeçip, her ne olursa olsun ilerleyince, yürüdüğümüz yol boyunca kutsanıyoruz farkında olmadan. Sabretmek, yorulduğunda küçük duraklara virgül koymak, engel gibi görünen zorlukları aşmanı kolaylaştırıyor sadece.

Küçük bir kız çocuğuyken, elime geçen dürbünle dünyaya tersten bakmaya çalışmıştım. Uzun yıllar önceydi, uzak bir doğu ilinde ilk defa gördüğüm dürbüne dünyayı sığdırmaya çalışırken kafam karışmıştı. Gözümü aynı noktadan ayırmadan bakmaya devam ettim bir süre.  Sonra kocaman resmin dışarıda kalan parçalarını düşündüm yıllar boyunca…

Bir dürbünün ardından, buzlu bir camın gerisinden ya da belli bir mesafeden izlediğimiz insan manzaraları her yerde. Gerçekten görmek için baktığın zaman, sana benzemiyormuş gibi görünen ve  özünde insan olmanın tüm güzelliklerini ve çelişkilerini taşıyan, dünyanın dört bir yanına dağılmış parçalarını fark ediyorsun. İnsanı görüyorsun bin bir türlü surette… Bu suretten yansıyan her şey iyi ve güzel mi? Yargılamak ve kalıplara sokmaktan vazgeçersen, her şeyi bir bütünsellik içinde olduğu gibi görmeye başlıyorsun.

Aynadan yansıyan insan

Kendime ve çevreme bir ayna tuttum. Yansıyan görüntüde hayatın değişik renklerini gördüm yanı başımda; insan renklerini… Şu anda yaşadığım ülkenin dili farklı, suyunun tadı farklı, iklimi farklı. Yaşam temposu farklı… Pazar günü burada haftanın ilk iş günü mesela.  Farklara rağmen örtünün altını kaldırınca kimsenin birbirinden çok da farklı olmadığını görüyorsun. Gerçekten dünyanın dört bir yanından gelmiş insanların, birbirini anlamaya ve uyum sağlamaya çalışarak yeni bir yaşam alanı oluşturmaya çalıştığına şahit oluyorsun ve kim bilir daha neler çıkacak yol boyunca karşıma…

insan çocuk sahil kumsal insan deniz kıyısı

Nepalliler güler yüzlü mesela. Her sabah okulun önünde, çocukları karşılarken görüyorum onları. Büyük deprem felaketinden sonra farklı milletten çocukların topladıkları yardımı bir çiçek eşliğinde verirken, yüzlerindeki buruk gülümsemelerine şahit oldum. Otoparkta, birbirinin yerine park eden insanların, kavga etmek yerine birbirlerine yaratıcı ve kibar notlar yazarak özür dilediğine şahit oldum. Sıcak havada, çöl şartlarında çalışan koyu tenli emekçilerin yorgun bakışları zihnime kazındı silinmemecesine. Evde, suda doğum yapmak isteyen bir İngiliz’in sancıları tutunca, sosyal medya duyurusu üzerine Fransız bir doğum hemşiresinin yetiştiğini gördüm. Kanadalıların arkadaş canlısı, Kolombiya ve Meksikalıların çok sıcakkanlı olduğunu, İngilizlerin yaşadıkları çevreyi hemen organize ettiğini ve medeni olduklarını gözlemledim. Eğitimli Arap kadınların erkeklerden çok önde olduklarını gördüm. Rus komşumun benim için çiçek ektiğini görünce mutlu oldum. Gallerli komşumdan farklı lezzetler öğrendim. Filipinlilerin çocuksu hallerine ve değişik aksanlarına alıştım. Hintlilerin konuşurken kafalarını iki yana sallamaları normal geliyor artık. Yerel kıyafetler giyen Arapların, kısa şortlu ve eteklilere yan gözle bile dönüp bakmamasını sevdim. Japon göçmeni olan Brezilyalı komşumun tatillerini Türkiye’de geçirdiğini öğrenince dünyanın ne kadar küçük olduğunu bir kez daha anladım. Güney Afrikalı bir annenin, son dakikada kızı için yaptığı doğum gününe bizden başka kimsenin katılmadığını görünce durumu kurtardığımıza sevindim… Sitenin çok aktif olan sosyal paylaşım sitesinde adeta her şeyin çözümü ve her sorunun bir cevabı var. İnsanlar yalnızlıklarını bile buradan rahatça paylaşıyorlar…

Dürbünümden yansıyan insan manzaraları

insan fotoğraf kareleri insan

“Tatile çıkıyorum, köpeğime bakar mısınız?”

“Yarına acil Harry Potter olmam lazım, fazla kostümü olan var mı?”

“Misafirim geliyor, fazla yatağı olan var mı?”

“Yeni taşındım, çok yalnızım! Doğum günüme beklerim…”

“Gemi pervanesinden sehpa yaptım, evin tabanı çöker mi? Statik hesaptan anlayanınız var mı?”

“Sen kendini biliyorsun! Asansöre bindiğinde ne zaman günaydın demeyi öğreneceksin?”

Bu ve benzeri farklı paylaşımlar, bazen şaşırttı bazen de güldürdü beni. Bunlar en doğal insan manzaraları. Şimdilik aynı gemideyiz fiziksel olarak. Birbirimizden bir pasaport kadar uzağız. Bu yolculuk sırasında, dürbünün dışında kalanları görmemi sağlayan her fırsat zenginlik benim için. Giderken de bana kattığı ne varsa insana dair yanıma alacağım nasıl olsa…