Hayalle Gerçek Arasında: Tepecik Hayal Okulu

Tepecik Hayal Okulu; dünyaya kendi çocukluğunun gözüyle bakan filmler çeken, “Karpuz kabuğundan gemi değil, Titanic bile yaparsın. Para değil, yürek meselesi” diyen Ahmet Uluçay’a saygı duruşu niteliğinde.

Tepecik Hayal Okulu

[divider]

TEPECİK HAYAL OKULU

Loading...

YÖNETMEN: Güliz Sağlam

YAPIMCI: İlker Berke

GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: İlker Berke, Frank Massholder, Güliz Sağlam

YAPIM YILI: 2014

ÜLKE: Türkiye

[divider]

Tepecik Hayal Okulu belgeselinin başlangıcı 1990’lı yıllara dayanır. Ahmet Uluçay’ı tanıtma ve filmlerine finans sağlama amacıyla yola çıkılır.

Filmin başlangıcında Uluçay tren raylarının üzerinde yürür. Uluçay’ın hemen hemen her filminde yer verdiği tren Uluçay’ın arkasından gelir. Uluçay, arkasından gelen trene aldırış etmez. Sonunda tren durmak zorunda kalır. Bu sahne Uluçay’ın sinema serüveninin özeti gibidir. Sinema yapma tutkusundan vazgeçmeyen bir deli dahi, çektiği her filmle tren gibi başka hayatlara başka insanlara çevirmiştir kamerasını.

Uluçay, ilkokul üçüncü sınıftayken gezici sinemacının gösterdiği filmi izlediğinde sinemaya kafa yormaya başlar. 14 yaşında Metin Erksan’ın Kuyu (1968) filmini izleyince yönetmen olmaya karar verir. Uluçay’ın hayal gücünün dört boyutlu olduğunu belirten bir yakını, “Tek başına ümitsizlik ağacından meyve yemek isteyen bir insan gibidir” diyerek Uluçay’ı tanımlar.

İlkokuldan sonra okumaz. Çeşitli işlerde çalışır. Belli bir yetenek gerektirmeyen fiziksel işlerde çalışır. Uluçay, hastalığının sebebini bu işlerde çalışmak zorunda kalışına bağlar.

2002 yılında beyni için tümör teşhisi koyulur. Hastane aşamasıyla paralel bir şekilde Uluçay’ın filmleri ve çevresiyle röportajları belgeselde yer alıyor. Güliz Sağlam, Uluçay’ın aile babası, eş, arkadaş, şair yönlerine eğilerek bir yönetmenden fazlası olduğunu gösteriyor.

Tepecik Hayal Okulu, Uluçay’ın kişiliği gibi gayet samimi bir belgesel. Bu samimiyet sayesinde belgeselin ufak tefek teknik kusurları göze batmıyor. Belgeselin 55 dakikalık süresi eleştirilebilir.


[quote]Eşimi sinema tutkum yüzünden yoksulluğa mahkûm ettim. Yoksulluk utanç da getirir. Hele bizim buralarda, sosyal yarışı kaybettiğin an, dışlanırsın. İnsanlar ahlaksızlığı bağışlayabiliyor ama acizliği asla. Çal, soy, yeter ki yoksul kalma. Ben Beyoğlu’nda koltuğumun altında senaryolarla kapı kapı dolaşırken evin faturalarını, çocuklarımın bakımını eşimin üzerine yıktım. Benim gibi bir sorumsuzu yönettiği için, o büyük yönetmendir.[/quote]

Fragman