Kenan Evren! Allah Rahmet Eylesin

Savaş kötüdür. Savaşın ne kadar kötü olduğunu ise en çok o savaşı bir şekilde canlı canlı yaşayanlar bilir.

kenan evren kimdir hayati

Ama o yaşayanların arasında da daha çok; savaşa her zaman karşı olmasına rağmen, savaş yüzünden eşini, dostunu ve masum insanların ölümünü görenler ve üzülenler bilir.

Çünkü onlar yürekleri ile yaşayanlardır.

Çünkü onlar vicdanlarının sesi ile arkadaş olanlardır.

Çünkü onlar masumlardır.

***

Genç kardeşlerim bilmez, yaşıtlarım ve büyüklerim ise gayet iyi bilirler ki; 11 Eylül 1980 tarihinde ülkemizde bir savaş vardı.

Kim ne derse desin o savaş; bir iç savaştı…

Bu ülkenin bugün çok daha medeni ve ileri seviyede olmasına katkıda bulunacak binlerce gencimizin heba olduğu bir savaş.

Ulu önder Atatürk’ün dediği gibi; harici bedhahların sinsi oyunlarının cirit attığı bir savaş. Kardeşin kardeşi öldürdüğü ve öldürmeye çalıştığı ve hiç pişman olmadığı bir savaş.

Bir kaza kurşunu ile sevdiklerini kaybetme hissini yaşayan masumların ise korkuyu her an hissettikleri bir savaş.

12 Eylül 1980 tarihinde “çok şükür,” dediğim bir savaş…

Evet, “çok şükür,” dedim. Çünkü ülkeme üzülüyordum. Çünkü ölenlere de onların yakınlarına da kıyamıyordum.

Çünkü ben hayat mücadelesinin tam ortasında dik durmaya çalışan masum bir delikanlıydım…

Çünkü bomba sesleri ile uyuyup, uyanmaktan, oturduğumuz mahallenin savaş meydanı olmasından, kardeşlerimi kurşunlar arasından toplamaktan yorulmuştum.

Anlayacağınız; kötüydü, çok kötüydü. Ben ve benim gibi masumların korku içinde yaşamasına neden olan bir savaştı.

***

Bilenler gayet iyi bilir ki; 12 Eylül 1980 tarihinde darbe yapıp, yönetime el koyan Kenan Evren’in ardından; o el ayaktan çekildikten sonra atıp tutanların bir kısmı; o gün onun yalakalığını yapmak için birbirlerine çelme takıp, havada çift parende atıyorlardı.

Ve bilin ki bugün Evren’e saldıranların bir kısmı; darbe öncesinde ölen masumları unutanlar hatta belki umursamayanlardır.

Masum değiller yani…

***

Şunu bilin ki ben; Evren’i seven, darbelere destek veren birisi değilim.

Asla olmadım, olmam da çünkü ben; başkalarına zarar verilmediği ölçüde özgürlüğün dibine kadar olması taraftarıyım. Ve bilin ki 12 Eylül tarihinde genç yaşıma rağmen hasret kaldığım özgürlüğü hissettim.

Evime özgürce istediğim yerden gelip gitmeyi. Okuduğum okulun ismini özgürce söylemeyi. Kiminle arkadaşlık yapacağıma kendi irademle karar verebilme özgürlüğünü. Ve tabii ki yaşam özgürlüğümü.

O savaşı durduranın kim olduğu hiç önemli değildi. Durması önemliydi.


O savaşa kimin neden olduğu ya da 12 Eylül tarihine kadar neden beklendiği falan da hiç önemli değildi.

Bitmesi önemliydi. Ve bitti!

Allah rahmet eylesin…