Ödünç Hatalar

Hata; sadece zihinle değil, ‘deneyim, duygu ve zihin’ birlikteliği ile anlaşılabilen bir olgudur.

kadın hatalar erkek hatalar insan hatalar

Hatanın Tahlili

Çocuğa bu sıcak buna dokunma deseniz bile bir fırsatını bulur ve yine dokunur. Hatasını deneyim sonrası yoğun duygusunu yaşayıp zihinle anlamaya çalışırken fark eder. Sadece teorik bir olgu olsa idi zihinle tespit edilip engellenir ve hatasız bir insan nesli yetişir idi. Bundan dolayıdır ki hatanın doğası insanın bütünsel yapısını muhatap alır. Bütününe hitap eder ve bütünü tarafından anlaşılır. Bunun için nasihat vermelerin hiçbir faydası yoktur. Hata olasılığı üzerine verilen herhangi bir nasihat ‘hata’dır!

Hatanın Doğası

İnsanoğulları ve insan kızlarının yaşanılanın ‘kabul’ edilmemesi durumunda ‘hata’ adını verdikleri bütünsel deneyimleri ancak kendi tecrübeleriyle sabittir. Başkasından öğrenilmiş hata diye bir şey yoktur. Hata yalnız öğrenilir ve yalnız yaşanır. Bütünsel olgu tecrübeleri içerisinde kişiye göre değişen bir ‘kabul’ ya da ‘ret’ mekanizması vardır. Eğer ‘ret’ edilen, bir şekilde zarar görülen bir unsur deneyimi ise kişi hata tanımlaması yapar. Bahsettiğimiz gibi bir kişinin hatası diğerinin doğrusu da olabilir. Kişisel görecelilik belirleyicidir. Evrensel bir hata yoktur. Toplumsal bir hata da yoktur. Bireysel bir hata da yoktur. Evrensel, toplumsal ve bireysel hatalar vardır. Hatanın varlığını ya da yokluğunu kişi değerlendirir ve hükmeder. Herhangi bir kişi için ciddi bir hata olan bir durum başka bir kişi için toplumsal zafer gibi algılanabilir.

Ödünç Hatalar

‘Genel kabul görmüşleri’ belirleyenlerin belirledikleri hataları kendi hata kuramı olarak benimsemiş olanların hatası ve doğrusu, genel kabul görmüşlüğe tabi olduğu için kişisel değil geneldir. Kişisel ‘kabul’ ve ‘ret’ hükümlerini belirlemediklerinden kişi değil herkestirler. Bunu içten içe bilirler ve genelin belirlemiş olduğu hataları yaptıklarında da herkesi suçlarlar. Oysa birey suçlamaz ders alır! Kişi genellikle yaşamaz, her an yaşayandır! Herkes değil belirli bir varlıktır!

Hatalar ve Belirleyiciler


Kabulü belirleyen nedir? Çünkü ‘kabul’, bu ‘hata’ ya da değil diye hüküm verir! Amaçlılık beşeri bir zaaf olduğuna göre beşerin kabulü amaçlarında saklıdır. Amaca uygun olan her deneyim kabul edilir ve amaca zarar veren her deneyim ‘hata’ olarak tasnif edilir. Amaçları ise istek, arzu, heva ve hevesler belirler. Bunlar iradedir. İradenin eğilimi yaşayacağı hayattır. İrade eğer ortada bir kişi var ise kişinin hayatını belirler. İrade; genele teslim olmuş ve genellikle, genele göre sevk ve idare ediliyorsa toplumsal bir deneyimin unsuru olur ve bu toplumsal deneyde tüm acıları çeken varlık toplum tarafından aslında hiç var olmamış bir yokluk olur.

Bir Varoluş Dinamiği Olarak Hata

Hata olgusunu zihinsel ve bedensel varoluş temel yasaları dışında gözlemlediğimizde bir sabit değil ‘değişken’ olduğunu görürüz. Değiştiği için bizleri de ‘dönüştürme’ amacı vardır. Bir varlık olmadığı halde bir varlık gibi davranır. Hata kendi doğasında bir amaç taşır. Tıpkı konuştuğumuz ‘dil’ gibi yaşayan, kendi dönüşümünü sağlayan ve bizlere göre kendini uyarlayandır.

Hatalı Oluş

Hataya rağmen bir amaç edinilemez ve hataya rağmen bir amaç taşınamaz. Edindiğiniz ya da taşıdığınız her amacın hamuru hata ile yoğrulduğu gibi onu amaç edinmenizin mayası da hatadır! Siz isteseniz de istemeseniz de sizleri bir yere taşıyacaktır. En azından kendi etrafınızda döndürüp sizi olduğunuz yere bırakacaktır ve sonra işine baştan başlayacaktır! Hataya rağmen bir varoluş yoktur. Hata da tıpkı zaman gibi bir değerlendirme algısıdır. Değerlendirmediğinizde var olamazsınız. Var olmadığınızda ise ‘mükemmel’ olursunuz. Yokluk, hatasız ve mükemmeldir. Varlık değerlendirmelere tabidir!