Cinsel Faşizm

Eskiden, kitaplarda okuduğu toz pembe ve normdışı hayatı düşleyip iç geçiren birey, günümüzde sinema, reklam, moda kısaca medya aracılığıyla yaratılan yapay dünyaları izleyerek iç geçirmekte, bir an önce böyle bir hayatı yaşamak için harekete geçmektedir.

cinsel genç nesil medya porno seks cinsellik gençlerde cinsel

Toplumsal norm ve gelenekler askıya alındığında insanın iç güdüsel ve genetik yapıdan gelen davranışlar sergileyeceği düşüncesi 19. yüzyılın modasıydı. Çünkü toplumsal ahlak ve gelenekler, bilincimizin süperegosunu oluşturan bir tabakadır. Freud, süperegonun insanın iki temel dürtüsü olan cinsellik ve saldırganlık arzularını baskılayarak makul seviyelere indirdiğini söyler. Böylece birey, istek ve arzularını makul yollarla tatmin ederek toplumsal düzenin devamını sağlar.

Okuyanlar bilir, dünyada ve bizde, 19. yüzyılın sonlarına doğru yazılan romanlarda -özellikle Halit Ziya ve Mehmet Rauf’un romanlarında- olağandışı aşk ve cinsel olaylar, toplumsal ve ahlaksal kaygılardan uzakta, İstanbul’un dışında yalı ve köşklerde geçer. Toplumdan ve onun bireyi sarıp sarmalayan simgesel dünyasından yalıtılmış bir yerde sapkınlığın başlayacağı aşikardır. Bu tip hadiselerin 20. yüzyılda artık lokal bölgelerden çıkıp genele yayıldığını görebiliyoruz. 21. yüzyılda ise etrafımızı çepeçevre sarmış durumda. Bu yayılmanın baş mimarı ise medyadır.

Medya, kapitalizmin felsefesini ve  ekonomik modelini topluma entegre eden bir araçtır. Bu entegre işlevinde en büyük silah ise cinselliktir. Cinsellik, kapitalizmle beraber hayatımızın her alanına girip, günlük yaşantımızın önemli bir parçası oldu. Kapitalist makine, bu mühendisliği bilinçli yapmaktadır. Çünkü tüketime dayalı ekonomide cinsellik, insanların istek ve arzularının rayından çıkarılarak  üretilen malların bol bol tüketilmesi ve harcanması için araç olarak kullanılır. Peki kapitalist makine bunu nasıl yapar?

Öncelikle insanın doğasında var olan potansiyelleri  (arzu, düşünce, saldırganlık vs)  eski sınırlarından ve bağlarından kopartarak yersiz yurtsuz hale getirirken, bütün geleneksel sistemi dağıtır. Bu kurum ve değerleri kendi eğilimine göre çalıştırmak için bağlamından koparılmış insani arzuya yeni toplumsal uzamlar sağlayarak (ticari kanallar) arzuyu yeniden kodlamış olur. Onu yeni bir bağlamda (yapay) yeniden yorumlar. Bu yeniden kodlanmış insani potansiyeller ödipal aile, tüketim, banka sistemi, okul, psikanaliz gibi kurumlarda normalleştirilir (toplumsallaştırılır) ve kapitalist mantığa (değişim değeri) dayalı bir sistemde tekrar dolaşıma bırakılır. (Bogue, 88)

Piyasada dolaşıma bırakılan bu kodlanmış arzu, doğal bir arzu değildir. Sapkın bir arzudur. Sapkın arzunun yayıcısı medyadır. Serbest piyasa ekonomisinin ideolojik aygıtları insanların bilinçaltına sürekli kodlanmış uyarıcı salgılıyor. Porno ve teşhirciliği teşvik edip insanları birer bağımlı haline getiriyor. Seksüel arzu ve iştahı tahrik eden ses ve imgeler, faşizan birer baskı aracı haline getirilerek zihnin işleyiş yapısı bozuluyor. Gençlerimiz eskiye göre ders çalışmakta, belli bir hedefe yoğunlaşmakta daha çok zorlanıyor.  Üniversitelerde, okullarını bitirmek yerine daha fazla cinsel ilişki yaşamak için uzatmayı tercih edenler bile var. Adeta şehvani arzuların içinde boğulup giden, idiyotlaşmış bir nesil yetişiyor.

Eskiden, kitaplarda okuduğu toz pembe ve normdışı hayatı düşleyip iç geçiren birey, günümüzde sinema, reklam, moda kısaca medya aracılığıyla yaratılan yapay dünyaları izleyerek iç geçirmekte, bir an önce böyle bir hayatı yaşamak için harekete geçmektedir. Enerjisini bilim ve sanatta kullanması gereken gençlerimiz, en güzel yıllarını cinsel dürtülerini tatmin etmenin yollarını arayarak heba ediyor.

Spinoza’ya göre, bir şeyi  bilebilmek için, onun nedenini  bilmek gerekir;  insan çoğu kez davranışlarının altında yatan gerçek sebepleri bilmez. Halbuki ona göre bir eylemin ahlaki olabilmesi için, onun baskı altında kalmadan, özgür olarak yapılması gerekir.  İnsanların önceden kodlanmış davranışları göstermeleri için her gün çarşaf  çarşaf cinsel obje ve göstergeleri insanların gözlerinin içine durmadan sokan bu sistem, faşizmin başka bir çeşidi değil de nedir?

Günümüzde bir faşizmden bahsedilecekse, bu bireyin zihninin içine sürekli sokulmak istenen cinsel imge ve göstergelerin faşizmi olabilir ancak. Faşizm, sadece yetkileri tek elde toplayıp insanları kendi çizdiği sınırlar içinde yaşamaya zorlayan diktatörlerin yönetim biçiminde değil, kapitalizmin sözüm ona özgürlükçü ve bireyci yaşam biçiminde de görülebiliyor. Aradaki fark sadece ideolojik araçlarda gizli. Birinin zorla yaptırdığını, diğeri gönüllü yaptırıyor. Bu da bir nevi insanları esaret altına almak değil midir? Gönüllü, arzulayan, köleleştirilmiş makineler…

Kaynak: Roland Bogue, Deluze ve Guattari Üzerine, (çev: İsmail Öğretir, Ali Uyku) Birey yay. 2002

 

PAYLAŞ
Önceki yazıTükürük Yalayıcı Politikacılar ve Koalisyon
Sonraki yazıBen Bilmem Mehmet Bilir
Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde dünyaya geldim. İlk öğrenimimi Yeşiltepe İlköğretim okulunda, orta öğrenimimi Kadirli Lisesi'nde tamamladıktan sonra 2001'de Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği'ni kazanarak Balıkesir'e geldim. Beş senelik lisans eğitimim sonunda özel bir okulda göreve başladım. Burada bir dönem çalıştıktan sonra 2007 Şubat döneminde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Sultangazi Atatürk Lisesi'ne atandım. 2011'den bu yana Sultangazi Cumhuriyet Anadolu Lisesi'nde görevime devam etmekteyim.