“Öteki”lerin Onurlu Dayanışması: Onur

Aralarında dünya kadar fark olan LGBT ve madenciler birbirlerini olduğu gibi kabullenip bir araya gelebilir mi? 1984’te bütün dünyaya ders verircesine bir araya geldiler.

Pride film still

[divider]

PRIDE / ONUR

YÖNETMEN: Matthew Warchus

SENARYO: Stephen Beresford

YAPIMCI: David Livingstone

GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ: Tat Radcliffe

MÜZİK: Christopher Nightingale

YAPIM YILI: 2014

ÜLKE: İngiltere

OYUNCULAR: Ben Schnetzer, Abram Rooney, Jim McManus, George MacKay, Monica Dolan, Matthew Flynn, Andrew Scott, Joseph Gilgun, Faye Marsay, Freddie Fox

[divider]

1984 yılında İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher, ülkedeki maden ocaklarını kapatmayı kafasına koyar. Yaşamını madencilikle idame ettiren çoğu işçi, işini kaybetmek üzeredir. Sendikalar grev kararı alıp Thatcher’ın kararını engellemek için çaba gösterir.

20’li yaşlarda olan Joe, LGBT’lerin Onur Yürüyüşü’ne katılır. Yürüyüşe çekingenlikle katılsa da insanları tanıdıkça daha rahat davranır. Thatcher hem  LGBT’leri hem de madencileri hoş görmez. Aktivist Mark Ashton bunun farkına varır. İki tarafın da ezildiğini ve iki tarafın birbirine yardım edebileceğini düşünür.

onur - pride

Onur, tiyatroda daha çok tanınan Matthew Warchus‘un ikinci sinema filmi. Filmin konusu gerçek bir olaya dayanıyor: Thatcher’ın kömür madenlerinin kapatılmasına dair sert tutumuna karşı, 1984’te başlayıp 1985’e kadar süren Büyük Madenci Grevi filmin odağını oluşturuyor.

Filmde “Öteki”olarak görülebilecek iki grup var: LGBT ve madenciler. Bu noktada Warchus‘un Onur‘ u için “Ötekilerin filmi”tanımlaması yapılabilir.

LGBT neden madencileri destekler sorusunun cevabı senaryonun dayanak noktalarından birini oluşturuyor. Sağcı anlayış ve polis hem LGBT’lere hem de grev yapan madencilere terör estirmektedir. Bunu fark eden Mark Ashton’un “Neden madencilere destek olmuyoruz?”“düşüncesi süreci başlatıyor.

Madencilere destek bu kadar kolay gerçekleşmiyor. Senaryo, insanların önyargılarını sorgulayarak ilerlerken öncelikle LGBT’lerin kendi içinde yaşadığı önyargılar ortaya çıkıyor. İçlerinden bazılarının kendini gizleyerek yaşaması, madencilere yardım konusunda Ashton’un düşüncesine tepkiyle yaklaşmaları LGBT’lerin yaşadığı önyargılar. Önyargının filmdeki diğer tarafı ise LGBT’lere karşı kuşkuyla yaklaşan madencilerdir. Hem LGBT’lere hem madencilere art niyetle bakan devlet ya da muhafazakâr zihniyet ise önyargının diğer cenahını oluşturuyor.

Film boyunca önyargı yaşayan bu üç taraf yüzleştiriliyor. Bu yüzleştirme sonucu görüyoruz ki taraflar ne kadar farklı da olsa önyargı değişmiyor. Demek ki insanlar birbirinden farklı görünse bile temelde o kadar da farklı değil. Warchus‘un karakterlere bu çerçevede yaklaşması, filmdeki yüzleşmelerin adil olmasını sağlıyor.

onur - pride 2

LGBT’lerin madencilere neden destek vermesi gerektiği sorusuna Ashton’un “Madenciler kömür çıkartır. Bu kömürle enerji üretilir. Bu enerji de sizin gibi geylerin Bananarama çalarken sabaha karşı üçe kadar dans edebilmesini sağlar”“şeklinde verdiği cevap madencilere yardım konusundaki önyargının kırılmasına zemin hazırlar. Madencileri temsilen gelen Dai’nin LGBT’lere “Eğer kendinden daha büyük, çok daha güçlü bir düşmana karşı bir savaş veriyorsan; varlığından bihaber olduğun bir arkadaşın sana el uzatıyorsa işte bu dünyadaki en güzel duygu” demesi ise önyargının kırılmasına sebep olur.

LGBT’lerin madencilere destek kararından sonra bir grup LGBT, madencilerin yaşadığı kasabaya gider. Uzatılan yardım eline madencilerin çoğu karşılık vermez. İki tarafın birlikte vakit geçirmesiyle madencilerin yaşadığı önyargı zamanla kendiliğinden kırılır. Devletin önyargısı ise yerli yerindedir.


Film dışında toplumun LGBT ile ilgili önyargılarına da değinmek gerekir. Çoğununki önyargıyı da geçmiş, nefrete dönüşmüş durumda. İnsanlar nefretlerini dine dayandırıyorlar. LGBT’ler haricinde farklı görünen hangi topluluğa sevgi ile yaklaştınız, olduğu gibi kabullenip empati kurdunuz? LGBT’lere olan nefretin dine dayandırılması bahaneden başka bir şey değil. Bir de LGBT’lerin ahlaksız olduklarına hüküm vermeleri var ki, daha vahim bir yaklaşım. Ortada bir ahlaksızlık varsa bu onların özel hayatıdır ve onlardan başka kimseyi ilgilendirmez. Birçok mantık evliliği var ki zaman içerisinde eşler birbirinden nefret eder hale gelip çocuklarına sevgiden uzak, bol miktarda kavgalı gürültülü bir yuva kuruyor. Kamuoyunun normal olarak gördüğü böyle aileler, normal olmayan LGBT’lerden daha mı ahlaklı? Ya da siyasetçiler… Dünyanın gidişatı her sene daha kötüye giderken, çocuklar açlıktan ya da savaştan ölürken; bu tablonun mimari siyasetçiler neden dünyanın her yerinde el üstünde tutulur?

Filme tekrar dönecek olursak, Onur‘ un politik olabilecek bir yönü var. Warchus bu yöne odaklanmaktansa meselenin insancıl yönüne eğiliyor. Fakat sinemanın gereklerini önemsemediğini belirtmek gerek. Filmde güzel şarkılar, gaz verici diyaloglar kullanılarak seyircilere duygusal yönden yaklaşım tercih ediliyor. Bu da Onur‘ u sinema estetiğinden uzaklaştırıp video klip estetiğine yaklaştırıyor. Onur; iyi vakit geçirilebilecek, eğlenceli bir “Kendini iyi hisset” filmi.

Fragman