Herkes Her Şeyi Biliyor

Sosyal Medya’nın yaygınlaşması ile son yıllarda, herkesin her konu ile ilgili mutlaka söyleyecek bir çift sözü var. Hiç kimse, ben bu konuda yeterli bilgi sahibiyim, bu konu ile ilgili önce bir bilgi edinmem gerekli gibi bir düşünceye sahip değil. Sosyal medya hesaplarından fikirlerini beyan ediyorlar. 10 Ağustos 1992’de Uğur Mumcu’nun Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde yazdığı gibi : ” Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.”

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki cümle pek çok insanı tanımlıyor. Özellikle de fenomen ya da son zamanlarda trol yani sahte hesap sahiplerinin, sosyal medya paylaşımları adeta bu cümlenin bir yansıması. Ancak her iki grubun da ötesinde, kendisini sosyal medya uzmanı olarak tanımlayan ve belirli devlet ya da özel kurumların sosyal medya hesaplarını yöneten kişilere bir ayna olmaktadır.

Sosyal medyanın en işlevli olduğu kurumlar ise şüphesiz kamu kuruluşlarıdır. Özellikle, belediyelerle ilgili şikayeti olan vatandaşların sosyal medya üzerinden sorununa çözüm bulan pek çok belediye, vatandaşın hayatını kolaylaştırmıştır. Son yerel seçimler sonrası koltuğa yeni oturan belediye başkanları, beraberlerinde kendi ekiplerini belediyelerin üst yönetimine yerleştirirken, sosyal medya uzmanı adı altında belirli insanlara da görevlendirmelerde bulundular. Ancak bu seçimlerin bir çoğu yanlıştı. Sosyal medyanın önemini ne yazık ki, yaşı ileride olan belediye başkanları algılayamamış ve kendilerine de gereken uyarılar yapılmadığından milyonlarca kez kendi hesapları üzerinden, kendi imajlarına zarar vermişlerdir. Kendi imajına zarar nasıl verilir? Kendi hesabı üzerinden aşağıdaki 8 hatayı yaparak, sadece kişisel imaja değil; hem temsil ettiği belediyeye, hem de partiye zarar veriyor:

1) Yazım ve imla hataları

2) Anlatım bozukluğu

3) İletişim yetersizliği

4)  Yanlış bilgi girişi

5) Fotoğraf ile yazının uyumsuz olması (Fotoğrafta olmayan bir nesneyi, orada var gibi yazarak)

6) Duyarsız kalmak (Toplum için önemli bir habere, yeterli tepki göstermemek)

7) Önemli günlerle ilgili paylaşım yapmayı unutmak ya da o günün önemine ilişkin gerekeni yazamamak

8) Şikayetlerle ilgili olarak yanlış bilgilendirme yapmak

Yukarıda yazılan ilk iki hata maalesef hem kurumlarda, hem de pek çok insanda var. Bunun temeliyse, eğitim sistemimizdeki hatalardan kaynaklanmaktadır. Sürekli ezbere dayalı bir eğitim sonucunda, beynimiz otomatik kontrol ile hareket ediyor ve düşünce süzgecinden geçirme işlemini zamanla kaybediyor. Sosyal medya hesaplarındaki, yazım ve imla hataları hiç bitmeyecek bir fırtına gibi. Bu hatanın, önüne geçmenin yolu aslında sadece kitap okumak. Çok sıradan bir eylem ancak çoğu kişi, klavyede yazmaktan eline kitap almaya fırsat bulamıyor.

Sosyal Medya’da en çok konuşulan capsler, Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya ait olanlar. İlber Ortaylı’nın, cahillik üzerine olan capsleri her ne kadar bizleri güldürse de, gerçeğe dokunan tarafları da var.  Keşke, bizler de onun gibi, bilgi düzeyi daha yüksek nesiller olarak yetişebilseydik. Akademik hayatın, parlayan yıldızı olsaydı, şüphesiz İlber Hoca olurdu.


Suruç faciasından beri, televizyon kanallarında ve pek çok basın yayın kuruluşunda farklı kişiler oturumlara katılarak ya da yazılar yazarak fikirlerini beyan ediyorlar. Tüm Türkiye, ABD’nin İncirlik Üssü’nü kullanmaya başlaması sonrasında gözünü haberlerden ayıramıyor. Pek çoğu akademisyenlerin oluşturduğu televizyon konuklarının dışında, Sosyal Medaya’da da herkes ülkeyi savunuyor. Bir bölümü kendi karar vermiş ve savaşa giriyor. Herkesin, her şeyi bildiğini iddia ettiği ülkemizde geçen yıllarda yapılan bir sokak röportajının videosunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Ülkemizde sokaktaki insanın, herhangi bir savaş değil maalesef kendi ülkesinin bayrağını bile bazen tanıyamadığına, bu videoda tanık olduk.

Uğur Mumcu’nun 19 Ağustos 1981’de Cumhuriyet gazetesindeki köşe yazısından bir söz ile yazımı sonlandırıyorum.

“Bir ulus, ne kadar okuma-yazma, öğrenme, araştırma eğilimde ise, o kadar sağlam, o kadar hoşgörülü ve demokratik yapıda olur.”