Oyun İçinde Oyun Var!

AKP, Tuğrul Türkeş’e bakanlık teklifi yaparak neyi amaçlıyor? Burada atılan adımlarla erken seçimde ne öngörülmektedir?

tugrul-turkes-evet-dedi-oyun

Oyun İçinde Oyun Var!

Alparslan Türkeş’in ülküsü, Türk-İslam sentezi üzerine kuruludur. Bir yanda muhafazakar İslam’ı savunurken diğer yanda Atatürk’ün ilke ve inkılaplarına bağlı kalarak bunun üzerine ideolojisini geliştirmeye çalışmıştır. Atatürk’ün bu ilkelerinden de ödün vermemektedir…

Bunun en önemli örneği Alparslan Türkeş’in “Dokuz Işık” kitabı… Türkeş, bu kitabı ile Atatürk ilke ve inkılaplarını kendi penceresinden genişletmeye çalışmıştır. Ölümüne kadar da Türk Milletinin değerlerine bağlı kalarak yola devam etmiştir.

Alparslan Türkeş’in veliahtlarından Tuğrul Türkeş de bugün (!) MHP’nin çatısı altında yoluna devam etmiştir. Ancak son günlerde AKP’nin  Tuğrul Türkeş’e bakanlık teklifi bu yolun sonuna gelindiğini göstermiştir.

Bu olayla birlikte Devlet Bahçeli, Tuğrul Türkeş’e yönelik “mirasyedi” kavramını kullanması MHP’de çatırdamalara neden olmuştur…

Türkeş’in, AKP’nin bakanlık teklifini kabul etmesi gündemin en önemli bombasıdır diyebiliriz…

Bu teklifi Tuğrul Türkeş değil de yine kendisine bakanlık teklifi yapılan, Devlet Bahçeli tarafından kızağa çekilen Meral Akşener veya Kenan Tanrıkulu tarafından kabul edilseydi bu kadar şaşırtmazdı herhalde. Ancak partinin sahibinin oğlunun bu teklifi kabul etmesi dikkat edilmesi gereken son derece önemli bir konu, olaydır. Çünkü Tuğrul Türkeş’in partideki konumu apayrı bir noktadır!

Başka isim ya da isimler değil de neden Türkeş’e bu görev temin edilmek istendi ya da Türkeş yıllarca muhalefet ettiği AKP’nin teklifini neden kabul eder; babasının partisini yani gemisini terk eden son kişi olması gereken Türkeş neden bu gemiyi terk eder?

Tuğrul Türkeş’in kardeşi Ahmet Kutalmış Türkeş 2015 Mayıs ayında AKP’den istifa ederken şu açıklamada bulunmuştu:

“Türk milletinin tarih boyu var olma mücadelesi ve karakterine ters, çok tehlikeli vaat ve planlar içermekte olduğunu gördüm. Bu beyanname ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Anayasası’ndan ‘Türk’ adının çıkarılacağı, Başkanlık Sistemi adı altında 92 yıllık devletimizin bölünerek federasyon ve özerklik uygulamalarına geçileceği resmen anlaşılmaktadır.”

Peki Tuğrul Türkeş bu partinin teklifini neden kabul eder? Burada üzerinde durulması gereken nokta bu!..

Milliyetçilik kavramının içini boşaltmaya çalışan bir partiye neden ortak olmak ister? Bunu nereden mi çıkarıyorum? Zamanın birinde hatırlanırsa bir zat-ı muhterem ne demişti?

“Biz, her türlü Milliyetçiliği ayaklar altına alıyoruz!”   

Türkeş, bugün işte bu zihniyetin kucağına bırakıyor kendini…

Burada oyun içinde oyun var!

AKP, Tuğrul Türkeş’e teklifi kabul ettirerek kaleyi içerden ele geçirmeye çalışıyor! Teklifle MHP’den gelen “Bakanlık için partiye ihanet eden olamaz!” açıklamalarından kısa bir süre sonra Tuğrul Türkeş’in AKP’den gelen teklifi kabul etmesi MHP’nin içinde de sıkıntı doğuracağı kesin…

Amaç net diye düşünüyorum!

Amaç, seçime giden yolda hükümet kurmaktan çok MHP’nin seçim üzeri bölünmesini sağlamak ve MHP’den kopacak milliyetçi oyları Tuğrul Türkeş sayesinde kendi üzerine çekmek!

Bu noktada MHP’ye gönül vermiş MHP seçmeni dikkatli olmalı!  Bu oyuna gelmemeli…

“Kürt sorunu yoktur” diyerek Kürt halkı ile aradaki bağları koparan AKP, son bir ayda gerçekleştirdiği siyasi eylemler sonucu PKK’ya yönelik operasyonlarla MHP’nin oylarına talip olduğunu göstermektedir.


MHP’yi kendi içinde kutuplaştırarak MHP’nin o köklü ülkü birliğine sızmak ve bunu seçimlere de taşımak… AKP, bir yanda HDP’nin barajın altına düşmesini bekliyor; diğer yandan da MHP’yi içeriden fethetmeye çalışıyor. Böylece MHP’den alacağı oylarla tekrar tek başına iktidara gelmeyi amaçlıyor…

Tuğrul Türkeş’in bunu neden kabul ettiğini ise önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz diye düşünüyorum; en azından buzun üzerindeki kısmını…

Tuğrul Türkeş bu teklifi kabul ederek tabiri caizse MHP’ye sağ gösterip, sol vurdu!


 

PAYLAŞ
Önceki yazıYarbay Mehmet Alkan Ve Şehit Aleviler
Sonraki yazıRenklerin Başkenti Şanghay
Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…