Tarih Bilimi ve Tarih Dergileri

Tarih dizileri sayesinde son 5 yıldır tarihe büyük ilgi var. Bu elbette güzel bir şey ama aradan biraz zaman geçince bunun o kadar da güzel bir şey olmadığını gördüm. Çünkü baktım ki herkes tarih bilir olmuş. Daha vahimi ise herkes tarih yazar olmuş. Tabi bu “bilmek” ve “yazmak” tamamıyla kulaktan dolmadır. O nedenle de epey tehlikelidir.

Tarih

‘Niçin böyle oluyor?’ sorusuna gelecek olursak bugün Cumhuriyet döneminin tarihe mâl olmuş birçok meselesi halen aydınlatılamadı. Siyasi malzeme olarak kullanıldığı için insanların kafasında yeni soru işaretleri oluşmaya başladı. İşin kötüsü tarihin bir siyaset malzemesi değil de bilim olduğu topluma tam anlamıyla anlatılamadı. Hatta toplumu bırakın üniversitede geleceğin tarihçilerine bile tarihin bir bilim olduğu yeterince benimsetilemedi.

Tarihin kaynağa ve araştırmaya dayalı bir bilim olduğu, tarihe yardımcı birçok bilim kolunun varlığı, siyasi görüşe göre tarihi olay ve olguların değiştirilemeyeceği ve tarihi olayları okumanın bugüne ve yarına yararının olduğu bir türlü anlatılamadı.

Popüler kültür açısından bakacak olursak bunda tarih dergilerinin direkt olarak suçu vardır. Yanlı, salt politik yayın yaparak tarihi çarpıtan sırf kâğıt kalitesi nedeniyle kaliteli zannedilen bu dergiler tarihi apaçık çarpıtmaktadır. Yalnız unuttukları bir şey var. Onların bu çarpık tarihçiliğini “tarih” görüyor ve yazıyor. Tarih hiçbir şeyi unutmaz. Çünkü tarih her şeyi not eder. Tarihi çarpıtarak insanları “uzun süre” kandırmanız mümkün değildir. Zira tarih bilimi, başta da söylediğim gibi kaynağa ve kalıntılara dayalıdır. Tahmin üreterek tarihçilik yapılamaz, yapılırsa rezil olunur. İstanbul fethedilmeseydi veya daha önce fethedilseydi nasıl olurdu demek yahut Lozan’da bastırılsaydı daha mı iyi olurdu acaba diye tartışma üretmek safsatadan öteye gitmez adı üstünde sadece gelip geçici bir tartışma oluverir.

Nitelikli tarih dergileri de var. Daha çok akademik çevrelerce desteklenen ciddi anlamda tarih yazan birkaç tarih dergisinin olduğunu biliyorum ve bunları takip ediyorum. Seslerini çok duymuyoruz diyeceksiniz. Evet, doğruyu yazmanın veya söylemenin bir bedelidir bu… Alaşağı edilirsiniz, sesinizin yüksek çıkması engellenir veya önünüze aşmanız için setler çekilir. Şükür ki bu insanlar tüm zorluklara karşı kaliteli ve bilimin ışığında yayın yapıyorlar.

İnternet ve Tarih

İnterneti dergicilikte önemsediğim gibi tarih dergiciliğinde de önemsiyorum. Bugün sosyal medya aracılığıyla milyonlarca insana ulaşmanız mümkün olabilmektedir. Üstelik sadece Facebook değil, Twitter, Google Plus, Pinterest, Tumblr ve daha nice sosyal ağ tam bir bilgiyi yayma aracı olarak emrimizde. Yeter ki bu mecraları hakkıyla kullanabilelim. Tabii ki bu da ayrı bir profesyonellik istiyor. Her mecranın kendine has bir dili var. Bu dil öğrenilmeden sosyal medya aktif kullanılamaz. Sosyal medyada etkileşim önemlidir. İnsanlara ulaşmak önemlidir. Boş bir arsada bedava yemek dağıtsanız ne fayda?

İyi optimize edilmiş bir web sitesi ve işleyen bir sosyal medya stratejisiyle yüz binlerce insana ulaşabilmek mümkündür. Tarih dergiciliğini çevrimiçi (online) ortamda yapan dergiler var. Onlar için sosyal medya hayati önem taşıyor. Fakat ne yazık ki aktif değiller.

Çoğunda bir künye bile yok. Dergi yöneticisine ulaşmak için uzun uğraşlar vermeniz gerekebilir.

Son Söz

Nitelikli yazarları ve “tarihçi” kimliği olan, akademik süreçten geçmiş kalemleri dergide tutmazsanız o dergideki yazıların çoğunun kaynağı “bence”dir. Çevrimiçi veya basılı dergi hiç fark etmez. Mutlaka tarihçiler o dergiyi yazılarıyla beslemelidir. Böyle olmazsa yazarlar olayları “bence” ile yorumlar ve bu da tarih olmaz. Olsa olsa tarihi roman olur. Yazının girişinde tarihin bilim olduğunu anlatamadık derken gerçek tarih ile tarihi roman arasındaki farkın ayırt edilememesini göz önünde tutarak bunu söyledim. Tüm bunlar “bence” ile tarih yazanlar ve yazdıklarını gerçek diye pazarlayanlar yüzünden oluyor.

Tarihi kaynaklar iyi taranırsa arşive dayalı tarihçilik uygulanırsa bugün baş belası halini alan “bilgi kirliliği”nin önüne geçmiş oluruz.

Tarih güzel bir hobidir.

Tarih kitapları okumak, geçmişi bilmek, geçmişte yaşanmış acı tatlı olay ve olguları öğrenmek cidden mükemmel bir deneyim ve haz veren bir uğraştır. Tarihçi olmak, akademik olarak bu bilimle ilgilenmek ise o hazzı ikiye katlar.

Tarih gönül ister, çaba ister, sabır ister. Çok keyifli bir uğraş olduğunu söyler herkese tavsiye ederim.

 

PAYLAŞ
Önceki yazıAk Troller Yarbay’ın Peşinde
Sonraki yazıHavadan internet servisi. Heryerde kesintisiz internet
16 Nisan 1989’da İstanbul’da doğdu. Aslen İskilipli’dir. Namık Kemal Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü, Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü ve Beykent Üniversitesi Tarih Bölümü mezunudur. Beykent Üniversitesi’nde Tarih alanında yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Akademik kariyerini Halkla İlişkiler ve Reklamcılık alanında sürdürmektedir. Mürsel Ferhat Sağlam, 2012’de Ajans Paradise, 2014’te Şilep Dergi’yi kurmuştur. Edebi (roman, hikâye, şiir, eleştiri, deneme), akademik (tarih, edebiyat), sektörel (reklam, pazarlama, iletişim, marka yönetimi, yeni medya, online itibar yönetimi, dijital pazarlama, girişimcilik, sosyal medya vs.) türlerinde yayınlanmış ve yayına hazırlanmakta olan kitapları bulunmaktadır. Mürsel Ferhat Sağlam; dijital pazarlama, sosyal medya, içerik pazarlama, online itibar yönetimi ve dijital marka yönetimi alanlarında kişi ve markalara danışmanlık yapmaktadır. Ayrıca dijital pazarlama, marka yönetimi, sosyal medya, içerik pazarlaması, girişimcilik konularında üniversitelerde ve kamu ve özel kurumlarda eğitimler ve konferanslar vermektedir. Yayınlanmış Kitapları; Günübirlik Sonsuzluk (2011) Raygan (2014) Aşkzade (2016) Stratejik Marka Yönetimi (2017)