Umman Aşk: Hünkar Hacı Bektaş Veli

Hünkar Hacı Bektaş Veli’yi Anma Törenleri 16 Ağustos ile başladı ve 18 Ağustos’da son bulacak. “Gönül Dostu”nun yaşamı, öğretileri Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bir kez daha hatırlanıyor, hatırlatılıyor…

Hacı Bektaş Veli

Umman Aşk: Hünkar Hacı Bektaş Veli

İnanç önderlerinden biri olan Hacı Bektaş Veli’nin düşüncesini, tasavvufi uygulamalarını hatırlamak, hatırlatmak için başta Aleviler olmak üzere, siyasi erkan 16-18 Ağustos tarihlerinde “Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri” için bir araya geliyor…

Onun öğretileri dün olduğu gibi bugün de Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yaşıyor, yaşatılıyor. Sadece bu ilçede mi? Tabiki hayır. Federasyon, vakıf, derneklerle Türkiye ve dünyada; kısacası her yerde…

Hacı Bektaş Veli, bugün Bektaşilik tarikatının lideri, önderi niteliğini taşıyor. Bektaşilik, Aleviliğin içerisinde kendine yer bulmuş bir inanç ritüelidir. Bektaşiler de inanç yapısı olarak Alevidir. Ancak şöyle bir fark vardır tabiri caizse: Alevi olunmaz, Alevi doğulur; fakat Bektaşilik doğuştan değildir ve sonradan olunabilir. O yüzden fizyolojik olarak her Alevi bir Bektaşidir; ancak her Bektaşi bir Alevi değildir… Düşünce yapısı olarak ise Bektaşiler de bir Alevidir.

Çeşitli kaynaklarda aynı dönemde yaşadığı iddia edilen Mevlana ile her zaman ilahi aşka ulaşmaya çalışmışlardır. Mevlana, Mevlevilik tarikatının lideriyken, Hacı Bektaş Veli Bektaşilik tarikatının lideridir. Allah’ı, farklı tarikatlarda aynı öğretilerle aramış O’na ulaşmaya çalışmışlardır. Hacı Bektaş Veli’ye tarihsel boyutuyla farklı anlamlar yüklenmiş, zamanla adının başına “Pir”, “Hünkar” gibi unvanlar yüklenmiştir.

Hünkar, gönlü bol bir Ehlibeyt dostudur. İnsan-ı kamil olmak için kıldan ince kılıçtan keskin bu yolu kendisine amaç edinmiş; çevresine de insan olmayı, insan kalmayı öğütlemiştir. Aranacak ne varsa insan da aranması gerektiğini ve alınacak her şeyin insanda, insanın gül cemalinde olmasını eseri Makalat’ta da vurgulamıştır.

images
Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri

Hünkar’ın da önemle vurguladığı Allah, Muhammed, Ali üçlemesi Alevi-Bektaşi yolunda bir tonlamadır. Bektaşilik tarikatında da bu üçleme inanç yolunda önemli bir girizgahtır.

Hacı Bektaş Veli nefsin köreltilmesiyle dinin öngördüğü ortak paydalara ulaşılabileceğini çizmiştir ifadelerinde. “İncinsen de incitme” diyerek insanın gönül teline küçük dokunuşlar yapmıştır. Paylaşımcılığı, sadece cem töreninde verilen “lokma” ile sembolleştirmemiş onun da ötesine geçerek dünyevi zevklerin uhrevi hayat ile pekiştirilmesini, insanların bu düzen içerisinde hareket etmesini istemiştir.

Onun öğretisinde öyle bir paylaşımcılık vardır ki bir üzüm tanesinin bölüşülmesi dahi canlar arasındaki eşitliği, simgesel ortaklığı barındırır.

Sevgi, aşk bedensel olarak değil, ruhlar arası manevi bütünleşmeyle gerçekleşebilir. Onun için cennete ulaşmak insandan ve onun kalbinden geçer. Buna kanıt Hünkar’ın şu sözleri gösterilebilir:

Hararet nardadır sacda değildir.
Keramet baştadır tacda değildir.
Her ne arar isen kendinde ara.
Kudüs’te Mekke’de hacda değildir.

Hakkın varlık deryasında insan üstünlüğü, onun özündedir ve herşey ondadır. İnsan, Bektaşilik kültüründe ve Hünkar’ın katında ayrı bir öneme sahiptir. Bunun yanında her millete, ırka da aynı nazarda bakar Hünkar…

Onun öğretisi kardeşliği, iyiliği, güzelliği arzulamış; bunlar için insanların bir bütün olarak hareketini arzulamış, bunu aşılamıştır.images (1)


Alevi-Bektaşi kültürü onu pir, önder kabul etmiş, onun öğretileri etrafında toplanmıştır. Onun çizdiği yolda ilerlemişlerdir.

Alçak gönüllüğü, hoşgörülü olmayı, tevazu sahibi olmayı gönüldaşlarının yüreğine işlemiştir… Beyaz, onun vazgeçilmez rengi olmuş, barışa kanat açmıştır daima düşüncelerinde…

Umman’daki bir aşktır o… ‘Pir’in gönül köşkü; hakkın, hukukun tecellisidir ve her can da giremez o köşke…


 

PAYLAŞ
Önceki yazıSistem Değişti: Yeni Türkiye A.Ş. mi?
Sonraki yazıInvincible: Yenilmez

Kişioğlu, zıt düşüncelere sahip kişilerle tartışmayı seven ve her olaya bilimsel olarak yaklaşıp, olaylara septik yaklaşmaktan kaçınmayan biridir. Olayları derinlemesine incelemeyi ve yanlışın ortaya çıkarılıp doğruya nasıl ulaşılacağı konusunda fikir üretilip bunun üzerinden felsefe yapılmasını arzulayan biridir. Etik, ahlaki ve hukuki sınırları aşmadan herkesin, her ortamda eleştirilmesi taraftarıdır. Dogmatik düşüncelerden uzak; sormayı, sorgulamayı kendisine görev edinmiş ve bunun çabası içerisindedir… Her türlü bilgi alışverişine açık; farklı görüşlerin çarpıştıkça büyüyebileceğine ve kolektif düşünsel ürünlerin ikamesinin de olabileceğine inanmakta; halk için, halk yararına olan her şeyin de yanındadır…