Cinsiyetçilik ve Üniversite Hayatı

Yirmi bir yıllık yaşamımın hemen her döneminde cinsiyetçi kelimelere maruz kalmış, bunu sonuna kadar hissetmiş hatta daha da kötüsü bunun aslında ne kadar kötü bir şey olduğunu fark etmemiştim. Fakat sonra birden yeni bir umut ve yeni bir heyecan belirdi benim için. Tüm bunlardan bir nebze uzak, apayrı bir dünya ve her insanın ömründe mutlaka gitmesi yaşaması gereken bir şey. “Üniversite…” 

boğaziçi üniversitesi erkek üniversite kadın cinsiyetçilik erkek

Gerçekten bambaşka bir ortam. Evet burada eğitim veriliyor, bunun sonunda bir meslek sahibi oluyorsunuz tabii ama bununla kesinlikle kalmıyor. Çimlerde oturan her yerde güncel konuları tartışan fikir üreten insanlar görmeniz mümkün. Konservatuvar bölümünün önünden geçerken -eminim ki hayranlıkla izlersiniz- dans eden, şarkılar söyleyen öğrenciler görmeniz mümkün. Otobüsün peşinden koşan, kartında para kalmadığı için şoförlere yalvaran dibine kadar öğrenciliği yaşayan öğrenciler de görmeniz mümkün.

Tabii ki bu tüm anlattıklarım dışında konusu her geldiğinde aileme bahsettiğim, benim her defasında üniversite ortamına hayranlıkla bakmama neden olacak şeylerin yaşanması da mümkün. Yazıma başlarken, cinsiyetçilik demiştim. Evet diğer yerlerde asla hissetmediğim şeyleri hissediyorum ben üniversite kapısının içinden girerken.. Küçüklüğümüzden beri dayatılan ‘kadın yemek yapar, erkek para kazanır ‘  zihniyetinin tamamen kaybolduğu yerdir burası. Çünkü sizler burada şantiyede çalışan kadın da görürsünüz, yemek yapan erkekler de…

Burada çok başarılı kadın siyasetçiler de yetişir, bilim kadınları da. Bir tıp fakültesine girdiğiniz zaman, erkek doktor kadın hemşire kavramı bir anda kaybolur sizin için. Bilimle uğraşan kadın mı olur sözü o an tarihe karışmıştır artık. Evde kalmış kız (!) diye düşünmeyi bırakır artık imrenmeye başlarsınız. Çünkü burası eğitimin,özgürlüğün,öz güvenin yaşandığı ataerkilliğin geride bırakıldığı bir yerdir. Başta kendimden biliyorum. Mutfak derslerimiz olduğu zaman, hocalarımız erkek öğrencilere ‘aman sen erkeksin soğan doğrama’ dese eminim hepimiz gülerdik. Ya da ders sırasında bozulan bilgisayarı, erkek arkadaşımız yerine kadın arkadaşımız onardığı zaman hocalar şaşırsaydı eminim ki orası da bendeki anlamını çoktan yitirirdi.

üniversite kadın cinsiyetçilik erkek

O yüzden başta daha fazla olan şaşkınlığım şu an yerini hayranlığa bırakıyor. Her fırsatta anlatmak, bunları konuşmak ve hayatında hiçbir zaman kadının neler başarabileceğini görmemiş daha doğrusu görmek istememiş (!) insanlara göstermek istiyorum. Cinsiyetçiliğin bir hastalık olduğunu, aşağılama duygusundan oluştuğunu haykırmak istiyorum. Yani demem o ki, üniversiteler bana vakti zamanında haberim dahi olmayan sonrasında öğrendikçe beni kızgına çeviren cinsiyetçilik kavramından bir nebze olsun uzak tuttuğu için başkadır, bambaşkadır…

 

Önceki yazıAnlamak sevmenin başlangıcıdır
Sonraki yazıMiyopisi Meselesi
1994 yılında Mersin'in Tarsus ilçesinde doğdum. Anadolu öğretmen lisesini bitirdikten sonra Ege Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümüne başladım. Şu an 3. sınıf öğrencisi yani yarı diyetisyenim. Denize, kahveye ve yazı yazmaya aşık bir insan olmamla birlikte kadın konusunda oldukça dikkatli ve hassas biriyim. Umudu ve azmi içinden eksik etmeyen biri olarak “dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey” sözüne oldukça inananlardanım. Son olarak, beslenme ile ilgili sorular dahil olmak üzere her konuda soru sorabilirsiniz :)